Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Olayın üzerinden bir hafta geçti, biz teessüflerimizi çoktan tükettik ama dünyada tartışması bitmedi. Ağlama Duvarı’nda, Harem-i Şerif’ten yükselen alevlere karşı danslı şarkılı Kudüs Günü kutlamasını kastediyorum.

        Sosyal medyada on binlerce kez paylaşılan viral videoyu yeni görenler ya “Faşistler, Yahudiliğe ihanet eden Nazi ruhlu Siyonistler” diye ortaya karışık lanet yağdırıyor, “Kristal Gece” benzetmeleri yapılıyor. Bir de toplulukta hiç kadın olmadığına dikkat çekiliyor ki, o güruha egemen ideolojiye göre bunun nedeni belli.

        Kimileri de hala izah etmeye çalışıyor; Kudüs Günü’nü kutlayan o gençler, alevler yükselmeden önce de şarkıyla dans ediyordu. Zaten orada yanan El Aksa değil, fişek isabet eden ağaç…

        Bir kısmı doğru. Evet ağaç yanıyor ama o gençler yangını El Aksa’da zannediyor. Evet, alevler yükselmeden de şenlik yaptıklarını gösteren görüntüler var ama Yimakh Shemo şarkısıyla “İsmin zikrin yok olsun” diye kadim laneti savuruyorlar.

        İnsanı ürperten video ilk dolaşıma çıktığında “Bunları Madımak’tan, Maraş’tan tanıyoruz” yorumları yapılmıştı. O da doğru ama dahası var. O gençler, İsrail’in terör örgütü damgasıyla yasakladığı Kah partisinin ideolojisinden besleniyor. İsrail vatandaşı bütün Arapların sürülmesini ve din devleti kurulmasını savunan ırkçılık, şiddet ve nefret abidesi haham Meir Kahane’nin yeni nesil takipçisi olan Kahanist gençler.

        Peki yasaklı bir ideoloji nasıl oluyor da Kudüs Günü’nde kendine böyle geniş meydan bulabiliyor? Bu sorunun cevabı, Gazze’nin bugün neden kan gölüne döndüğünü de açıklıyor.

        Nedeni, Netanyahu’nun siyaseten tükenmişliği. Son iki yıldır Likud liderliğinde koalisyon hükümetlerini sürdürebilmek için, Siyonist blokta toplanan aşırı sağın kucağında Netanyahu. Müttefiklerinden Yahudi Evi nispeten ılımlı bir sağ eğilimli parti. Neo-Kahanist “Otzma Yehudit”, yani Yahudi Gücü aşırı sağda konumlanıyor, Noam partisi ise LGBT düşmanı.

        Yahudi Gücü’nün lideri İtamar Ben Gvir, haham Kahane’yi ruhani mentoru olarak anıyor, hahamın fikirlerini reddeden ana akım siyaset ve medyayı da karakter suikastıyla suçluyor. 1990’da New York’ta Mısır asıllı bir saldırgan tarafından öldürülen Kahane’nin ruhuna da suikast bir nevi.

        Kahane hayranları geçen marttaki seçimde de Likud partisiyle ittifak halinde meclise girdi. Arapların sürülmesini ve Yahudi yerleşim birimlerini savunup Filistin’in bağımsızlığına karşı çıkan aşırı sağ partiler önemli bir çoğunluk elde etti. Onlar da aynı Netanyahu gibi İsrail nüfusunun yüzde 20’sini oluşturan Arap vatandaşları “beşinci kol” olarak yaftalıyor. Aşırı sağın yarattığı bu iklim Filistin’le ihtilafın ateşini iyice körüklüyor.

        Kahane’nin sapkın fikirlerini birebir savunan aşırı sağ liderler ana akım medyada da yer buluyor ve zihniyet giderek normalleşiyor. Bir araştırmaya göre İsrail radyo ve televizyonlarına en fazla çıkarılan siyasetçi Netanyahu, hemen arkasından iki aşırı sağcı lider Naftali Bennett ve Ben Gvir geliyor.

        Bu Ben Gvir, Kahane’nin müritlerinden kitle katili Baruch Goldstein’ın fotoğrafını evinin salonuna asan bir isim. Goldstein 1994’te Batı Şeria’nın El Halil kentinde bir camiyi basıp yaylım ateşiyle 29 kişiyi öldürdükten sonra cemaat tarafından linç edilmişti. O tarihte Kahane artık hayatta değildi, ancak takipçisi olarak hareket İsrail ve ABD tarafından terör grubu olarak yasaklandı.

        REKLAM

        KAHANE’NİN RUHU SOKAKLARDA

        Kah hareketinin genç kuşakları bugün Kudüs’ten diğer şehirlere sokaklarda “Araplara ölüm” naraları atıp Araplara saldırarak, araç yakarak terör estiriyor. Kahanistlerin, siyah Davut yıldızı içinde sarı yumruk amblemini artık her yerde görmek mümkün.

        Oysa 1980’lerin başında, Hamas’ın henüz var olmadığı ve Filistin davasının FKÖ eliyle yürütüldüğü dönemde Meir Kahane’nin Arap karşıtı ideolojisi İsrail’de öyle aykırı ve tiksinti verici bulunuyordu ki…

        New York Brooklyn’li haham Kahane 1960’larda ırkçı fikirlerini ilk orada yaymaya başlamış, “kanser hücresi” diye nitelediği Araplar ile Yahudilerin asla bir arada var olamayacağını ileri sürerek sözde anti-semitizmle mücadele adına Yahudi Savunma Ligi’ni (JDL) kurmuştu.

        Kahane’nin New York’taki varlığı paradoksaldı. Bir yandan “Yahudi Gücü” adına Kara Panterlerin örgütlenme biçimini model alıyor, diğer yandan siyah militan gruplarını Nazilerle kıyaslayıp Yahudi düşmanı olarak gösteriyordu. Siyahların yanı sıra, Sovyetlerde Yahudilere zulmedildiği iddiasıyla komünizmi de düşman ilan ediyordu. Bu bakımdan retoriği soğuk savaş iklimine uygundu.

        Ancak 1970’lerin başında JDL, Sovyet Yahudilerine göç izni için mücadele adına bombalı eylemlere girişince Meir Kahane tutuklanarak yargılandı, suçunu kabul edince beş yıl gözetim cezası aldı ve ailesiyle birlikte İsrail’e göç etti.

        İsrail’de siyasete atılıp 1984’te Knesset’e seçilen Kahane, Likud dahil bütün partiler tarafından eleştiriliyor ve meclis konuşmalarını boş sıralara yapıyordu. Arap-Yahudi evliliklerini yasaklamayı, hatta ilişkiyi cezalandırmayı, Arapların vatandaşlıktan çıkarılmasını ve bütün Filistinlilerin topraklarından sürülmesini savunan nefret yüklü ırkçı gündemini dinleyen yoktu.

        Nitekim bir daha sokmadılar meclise. 1988 seçimlerine girmesi yasaklandı ve iki yıl sonra da New York’ta suikasta uğradı. Kahane’nin siyasetten men edilmesinde önemli rol oynayan dönemin Adalet Bakanı ve Likud’un ağır toplarından Dan Meridor, şimdi Netanyahu’yu sert eleştiriyor. Kahane’nin takipçilerini meşrulaştırarak vahim bir hata yaptığını, bunun Likud adına çok tehlikeli ve trajik bir dönüşüm olduğunu söylüyor.

        Bu dönüşüm Filistinlilere yönelik provokasyonu da içeriyor. Araplara karşı şiddete başvuran suçluları savunan avukat olarak isim yapan Yahudi Gücü lideri Ben Gvir, mitinglerde ultra milliyetçi taraftarlarını Filistinlilerle çatışmaya kışkırtıyor. Provokasyon amacıyla sık sık Arap mahallelerinde boy gösteriyor.

        Son vaka, Şeyh Cerrah mahallesinde yaşandı. Filistinlilerin sürülmeye çalışıldığı mahallede bir açık hava ofisi açtı Ben Gvir; sokak iftarına oturan halkın karşısında Yahudi yerleşimcilerle birlikte sofra kurdu. Sonra sandalyeler karşılıklı havada uçuştu. Emniyet genel müdürü Ben Gvir’i bir “Yahudi intifadasını” kışkırtmakla suçladı ama siyaseten problem yok!

        Diğer Yazılar