Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Başta terör eylemi ve rant amaçlı kundaklama çeşitlemeleri olmak üzere orman yangınlarının ardında her türlü komployu aradık.

Tabii bunlar olmayacak diye bir kayıt yok, geçmişte oldu ve bu yönde tehditler de savruldu. Ancak devletin kurumları deli saçması bir takım iddia ve görüntüleri yalanlamaktan helak oldu. Manisa Valiliği, bir ajansın “orman yakmak için keşif yapan 2 PKK’lının yakalandığı” haberini yalanladı. Operasyonda yakalanan iki kişinin orman yangınlarıyla ilgisi yoktu.

Sonra akıllara ziyan drone’dan alev püskürtme hikayesi. Sosyal medyadan WhatsApp gruplarına sirayet edip virüs gibi yayılan görüntüyü de Emniyet Genel Müdürlüğü yalanladı; “Yabancı menşeili bir filmden alınmış ve gerçekmiş algısı yaratılmaya çalışılarak servis edilmiştir” dedi. Bu görüntüyü Melih Gökçek’in yayması sıradan vakaydı, ancak eski Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç’ın da koroya dahil olması yadırgandı.

Can havliye yangınlara bir sorumlu ararken, kabahati iklim krizinde arayan pek çıkmadı. Çünkü sığınmacılara öfke hazır kıvamını bulmuşken hayali Suriyeli kundakçılar üretmek çok kullanışlı bir seçenek. Mevsim normallerinin sekiz derece üstünde seyreden aşırı sıcaklara ve işbirlikçisi poyraza sallasan seni pohpohlayacak taraftar bulamazsın. İklimin de ipinde olmaz.

Sosyal medyadaki linç kültürünün ötesinde sokaktaki toplu histeri daha beter bir tehdit; Antalya’da yangın çıkardığı söylenen iki genç, jandarmanın müdahalesiyle linçten kurtarıldı.

Marmaris’te sekiz ve on yaşında iki çocuk oyun oynarken yangın çıkardıkları gerekçesiyle pedagog eşliğinde sorgulandı. Belli ki, çıkarmışlar ama Türkiye’yi ateşe boğmak isteyen karanlık bir organizasyonun parçası olmadıkları da belli.

Aslında hakikate en yakın açıklamayı, Manavgat yangını ve ardından eş zamanlı diğer yangınların başladığı ilk saatlerde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu yaptı; “Sıcaktan” dedi. Bu kadar basit. Basit çünkü şu haritaya bakmak yeterli, ortalık yangın yeri.

NASA'nın dünya yangın haritasından kesit

Soylu, CHP’li Engin Özkoç’la görüşmesinde “yangınların sabotaj sonucu çıktığına dair bir istihbarat bulunmadığını, aşırı sıcakların sebep olduğunu düşündüklerini” söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da İçişleri Bakanlığı ve istihbarat örgütlerinin sabotaj ihtimalini soruşturduklarını söyledi.

Muhalefetten iklim kriziyle ilgili ihmallere ilişkin bir serzeniş işitilmiyor. Bir tek Selahattin Demirtaş “İklim krizini Türkiye'nin ana gündemlerinden biri yapma zamanı geldi de geçiyor” diyor.

Bir anket yapılsa halkın yangınlara ilişkin nabzında ne çıkar tahmin etmek güç. Ancak günlerdir devasa orman yangınlarıyla boğuşan Kanada’daki ankete göre halkın yüzde 49’u küresel ısınmayı sorumlu tutuyor ve iklim kriziyle mücadele için acil eyleme geçilmesini istiyor. Kanada’da yüzlerce yangın çıktı, binlerce kişi evlerinden tahliye edildi ve aynı Türkiye’deki gibi binlerce canlı habitatlarında can verdi.

YANGINLARIN SADECE YÜZDE 4’Ü DOĞAL

Dünyanın birçok bölgesinde orman yangınlarının sadece yüzde 4’ü, yıldırım düşmesi gibi doğal nedenlerden kaynaklanıyor. Geri kalan nedenlerin tamamı doğrudan veya dolaylı olarak insan unsuruna bağlı. İklim krizi ise felaketi katlıyor.

Bu arada Kuzey Kutup Dairesi’ndeki tundra yangınlarında salınan yüzlerce megaton karbondioksit küresel ısınmayı daha da tetikliyor. Geçen yıl ağustos ayında Sibirya’yı saran alevler, çürümüş bitkilerin oluşturduğu karbon yüklü turbalık alanları yakarak küresel ısınmayı artırdı. Bilim insanları önümüzdeki dönemlerde bu bölgedeki yangınların iklim krizindeki payının artacağını öngörüyor.

Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı WWF’nin verilerine göre Akdeniz havzasındaki küçük ölçekli orman yangınları ta Antik Çağ’dan beri hüküm sürüyor. Bunlar ya doğal dinamiklerin parçası ya da doğal kaynakların kullanımıyla meydana geliyor. Ancak son on yıllar içinde yaşanan orman yangınları kaygı verici düzeye erişti. Türkiye’nin de dahil olduğu coğrafyada her yıl en az 50 bin yangın çıkıyor. Orman Genel Müdürlüğü verileri de son 35 yılda orman yangınlarında yüzde 19 artış olduğunu gösteriyor.

İnsanların yangınlardaki payı ihmal, bilinçsizlik, dikkatsizlik gibi dolaylı olabildiği gibi kasıt unsuru da taşıyor; yapılaşma için ağaç katliamı, tarım arazisi ve otlak açmak, avlanmak Akdeniz bölgesindeki orman kıyımlarının başlıca nedeni. Yeni milenyumla birlikte Akdeniz yazlarında yaşanan aşırı sıcaklar ve kuraklık, yapısı bozulan ormanlarda küçük ateşlerin hızlıca büyük yangınlara dönüşmesine yol açıyor. Kontrol altına alınamayan yangın fırtınaları ancak hava koşullarının değişmesi ya da alevlerin yuttuğu besinleri tüketmesiyle son buluyor.

Şimdi de Akdeniz ormanları, İspanya ve Fransa’dan İtalya, Yunanistan, Türkiye ve Lübnan’a iklim krizinin yarattığı ekstrem hava koşulları altında yeni milenyum öncesinde görülmemiş şekilde yanıyor. Yunanistan’da aynı iklim koşulları ve sert rüzgarların etkisiyle 50’den fazla orman yangını çıktı; en büyük yangın Atina’ya 20 km mesafeye kadar geldi, evler yandı. Yangın söndürme uçaklarının müdahalesine rağmen kontrol altına alınamadı. Üç yıl önce Yunanistan’ın en büyük yangın felaketinde 102 kişi hayatını kaybetmişti.

İtalya, Roma-Napoli arasındaki bölgeyle Sardunya ve Sicilya’da binlerce kişinin tahliye edilmesine yol açan devasa orman yangınlarıyla boğuşuyor; Dışişleri Bakanı Luigi di Maio, Facebook mesajıyla AB ülkelerinden yangın söndürme uçağı talebinde bulunuyor. Fransa ve Yunanistan ikişer adet Canadair uçağı gönderiyor. Türk Hava Kurumu’nun hangarlarında bekletilen Canadair CL-215 uçaklarından. Bizim medyaya yansıdığı kadarıyla İtalya’nın yangın söndürme filosunda 3 adet CL-215 ve 16 adet su alma kapasitesi daha yüksek CL-415 uçağı bulunuyor ama demek ki filolar bile yetişmiyor.

MANGAL İKLİM KRİZİNE TERS

Sorunların kökenine inmek yerine toptan yasaklama geleneğimiz yangınlarla birlikte yeniden devreye girdi. İstanbul, Çanakkale, Balıkesir, Aydın, Bursa, İzmir, Niğde ve Gaziantep valilikleri ağustos ayı boyunca farklı tarih aralıklarında orman girişlerini geçici olarak yasakladı. Piknik alanlarında bir izmarit, kibrit ya da cam şişe bırakmak hele hele mangallı piknikte en ufak dikkatsizlik ortalığı ateşe vermek için yeterli.

Orman yangınlarının seyri Türkiye’de 60 yıldır izleniyor, hangi mevsimde ne zaman nerede yangın çıkacağı biliniyor. Bu nedenle yasakçılık yerine yeni mücadele yöntemleri geliştirmek gerekiyor. Yunanistan’da 1.6 milyar Euro’luk ek bütçeyle bir proje başlatıldı. Yangın riski olan mevsimlerde daha fazla uçak ve yer görevlisinin yukarıda uçup yerde gezinerek en ufak bir yangını ve tutuşma riskini belirlemesi için ilave personel ve ekipman alımına gidildi.

Tabii mevsimsel önlemler dünyanın her yerinde alınıyor. Örneğin Kanada’da yangın riski bulunan Vancouver’dan Calgary’ye birçok kentin park ve ormanlarında mangal yakmak yasaklandı.

Ama yasaklar kökten çare değil. Belki de mangallı piknikler iklim krizine ters. Çocukluğumun İstanbul usulü Neşet Suyu piknikleri kuru köfte, sigara böreğiyle salatalık ve domatesten ibaretti. Hayatımın ilk mangallı pikniğini Antalya Topçam’da görünce çok şaşırmıştım. Sonra İstanbul’a da ithal ettik geleneği. O gün bugündür pikniklere paydos.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00