Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Sağlık Bakanı Koca nezaket gösterip sadece “ihmal” nedeniyle aşı yaptırmadığı için hastaneye düşen Kovid’lilerin pişmanlıklarını paylaşıyor video kayıtlarıyla. Aşıyı reddettiği için yoğun bakımlık olanlar yok, ölüm melodramları yok. Bir ihmalkar Kovid’li yarı entübe anlatıyor videoda, “Eşim tek doz aşıyla bile hastalığı hafif atlattı, ben ihmal ettim siz etmeyin…”

Hastanın başını koyduğu yastıklarda Sağlık Bakanlığı’nın kırmızı beyaz mührü görünüyor. Zaten malum da, o bakanlık logosu gerçeği iyice gözümüzün içine sokuyor; ihmalkar Kovid’linin yatışı, bakımı, tedavisi ve inşallah sağ salim çıkışı kamu kaynaklarından ödeniyor. Yani bizim cebimizden.

Bilgi akışı kıt, bu “ihmallerin” kaça mal olduğunu bilmiyoruz ama Koca’nın bu ay içinde verdiği son rakam net: Kovid-19’dan ölenlerin ve yoğun bakımda bulunanların yüzde 90’ı aşısız. 10 Eylül itibariyle iki doz aşı yaptırıp üzerinden 14 gün geçirmiş olanların sayısı 35 milyon. Bu grupta yoğun bakım ve ölüm oranı yüzde 10.

Halimiz paradoksal. Vaka sayısı istikrarlı bir şekilde 25 binin üzerinde ama doz sayısında 107.38 milyonla dünyada yedinci sıradayız. İlk üç sıradaki Çin, Hindistan ve ABD aşı üreticisi.

Gerçi 107 milyon doz, iki Sinovac üstü iki Biontech’le dört doz aşı olanları bile içeriyor. Türkiye genelinde, 18 yaş ve üzeri nüfusta iki doz aşı oranı yüzde 68.91.

Fakat şüpheci kitleye yaranmak mümkün değil. “Aşı faydalı bir şey olsa kesin son sırada olurduk” gibi aşağılık kompleksine batmış yorumlar var. Bırakın aşıyı PCR testi için bile “Tecavüzden ne farkı var” diyen hastane çalışanı çıkıyor aralarından. Normal gripten ölenlere korona yazıldığını ileri sürenler mi istersiniz, “Aşı olmuyorum, ölmezsem istifa edecek misin?” diye bakana meydan okuyanlar mı…

“AŞISIZLARIN PANDEMİSİ KAVRAMI FAZLA PROVOKATİF”

Küresel salgının artık aşısızların pandemisine döndüğü sıkça dillendiriliyor. Örneğin Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Levent Akın, “Pandemi, ‘aşısızların pandemisine’ döndü, aşısız toplumlarda yeni varyant çıkma olasılığı vardır” diye uyarıyor.

Yaz aylarındaki vaka artışıyla birlikte bu kavramı ilk ortaya atan ABD Yönetimi yetkilileri oldu. Başkan Biden da uyarısını yaparken pek nazik davranmadı, “Sizin yüzünüzden bedelini hepimiz ödüyoruz” diyerek aşıyı reddedenlere çemkirdi; aşılanmış nüfusun, henüz aşı yaptırmamış 80 milyonluk kitleye büyük öfke duyduğunu ve sabırlarının tükenmekte olduğunu da ekledi. Kamu ve özel sektöre getirilen aşı şartıyla sayı 18 yaş üstü 60 milyona kadar indi.

ABD’de aşılanmamış yüzde 24’lük kesimin özgürlüklerin önündeki en büyük engel olduğu doğru; aşısızlar arasındaki hastane yatışları, aşılılara göre 17 kat fazla. Ancak ABD’de birçok bilim insanı “aşısızların pandemisi” kavramını insanları damgalayan ve katiyen ikna edici olmayan bir icat olarak görüyor. “Bu provokatif çıkış aşı karşıtlarını daha da radikalleştirir” görüşüyle, öncelikle dezenformasyonla mücadelenin gereğine işaret ediyorlar. Ayrıca delta varyantı nedeniyle ful aşılılarda enfeksiyonların artması nedeniyle hatırlatma dozunun gündeme geldiğini hatırlatıyorlar.

Ancak Biden’ın dediği gibi pandeminin esas bedelini ödetenler aşısızlar. Fortune’daki habere göre yaz aylarının delta dalgası önlenebilir vakalar yüzünden sağlık sistemine 5.7 milyar dolara mal oldu. Haber Kaiser Family Foundation’ın analizlerine dayanıyor. Ağustos ayında aşısızların tedavisi için harcanan meblağ 3.9 milyar dolar. Bu dönemde hastaneye yatırılan 530 bin Kovid hastasının yüzde 86’sı aşısız; haziran ve temmuz aylarında aynı grup için harcanan paranın iki katı. Her yatış 20 bin dolardan hesaplandığı takdirde rakam 5.7 milyar doları buluyor.

Almanya’da da “Aşısızların pandemisi” üzerinden maliyet hesapları yapılıyor. Aşıyla hafif atlatılabilecek enfeksiyonların tedavi bedeli vergi mükelleflerinin cebinden ödeniyor. Temmuz ayından bu yana aşısızların hastanelerde oluşturduğu yük artmış, sonbaharda kapalı mekanlara geçişle birlikte vaka ve hastaneye yatışların daha da artacağı hesaplanıyor. Yoğun bakımda tedavi görenlerin yüzde 90’ı aşısız.

Merkezi Kiel’de bulunan Dünya Ekonomi Enstitüsü (IfW) analizine göre iki buçuk ay içinde aşısızların tedavisi için harcanan meblağ 120 milyon Euro. Hastaneye yatış ve ölümlerle ilgili veriler Robert Koch Enstitüsü’nden, her bir hastanın ortalama yatış maliyeti 10.200 Euro. Entübe vakalarda masraf 77 bin 700 Euro’ya kadar çıkıyor.

Acı gerçek şu ki, genç yetişkinler arasında ağır vakalar arttığı için yoğun bakımlardaki tedavi süreci, pandeminin ilk dönemine göre daha uzun zaman alıyor. Çünkü aşıyla henüz buluşmadığımız ilk pandemi zamanlarında 80 yaş üstü bireylerin tedavisi çoğunlukla ölümle sonuçlanıyor, şimdinin aşısız gençleri kadar yer işgal edemiyorlardı!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00