Kilofobik trollere kibar mı davranmalı
Tarkan yeni çıkacak şarkısına “geri sayım başladı” paylaşımında bulundu, profilden kapüşonlu bir fotoğrafıyla. İlle çıkıntılık yapılacak ya, “O burun bende olsa öyle poz vermem, orak gibi” diye yazmış bir ilgi meraklısı. Türkiye’nin en güzel yüzlerinden birine bu benzetmeyi yapan acaba neye benziyor. Orağın neye benzediğini bildiği de şüpheli.
Tip bulaşıklığına meraklı troller gırla. Göze kestirilen hedef erkekse olay münferit kalıyor. Mesela Tarkan’a burun linçine dönüşmüyor. Ama beden utandırma bahsinde hedef kadınsa, altta yatan esas hastalık kadın düşmanlığı olduğu için dış görünüşe yönelik kitlesel alaycı saldırı başlıyor. Şişmanlık, klavye zorbalarının iştahını özellikle kabartıyor. Nefret diline dönüşebiliyor.
Failler arasına kadınlar da karışabiliyor. Bkz. “Şişman ve çirkinlerle görüşmüyorum, intihara meyillidirler” diyen Deniz Akkaya.
Hem de senelerce sürebiliyormuş zorbalık. Bridgerton oyuncularından Nicola Coughlan’ın başına tam da bu gelmiş. Birinci sezon sonunda hikayenin çok önemli bir figürü olduğunu idrak ettiğimiz Coughlan, Derry Girls dizisindeki rolünden bu yana kilo fazlasıyla ilgili atışlara maruz kalıyormuş. Netflix dizisinin süksesiyle bu trend yükselmiş anlaşılan.
Altın Küre gecesinden hatırlıyorum. “Bridgerton’daki şişman kız tasarım kıyafet giymiş. İstediğin kadar marka giyin, şişmansın” yazmışlardı. Glamour’ın kırmızı halının en iyi giyinenleri listesindeydi inadına.
Coughlan son Instagram postunda, şişmanlığını takıntı haline getiren takipçilerinden bir ricada bulundu: “Eğer bedenimle ilgili bir fikriniz varsa, lütfen ama lütfen bunu benimle paylaşmayın. Ben kanlı canlı bir insanım, hemen her gün direkt olarak gönderilen binlerce mesajın ağırlığını kaldırmak inanın çok zor” diye yazdı.
Takipçilerine küfür sallayacağı yerde saygı beklemesi acıklı geldi.
ASIL HASTALAR
Coughlan’ın ricası çok içten, dili bir insanın kilosuna kafayı takanların hak etmediği kadar kibar. Bu ricacı insani tonla azgın kitleye ayar verilebilir mi, orası şüpheli. Çünkü bilimsel teşhis ortada, beden utandırma cüretinde bulunanlar “fatphobia”dan mustarip. Yani şişman korkusu. Türkçe literatürde “kilofobi” diye geçiyor. “Kilo fazlası zararlıdır” mesajlarıyla “fatshaming”e güya sağlık bakımından etik meşruiyet kazandıranlar da muhtemelen fobisini baskılıyor.
Ekşi Sözlük’te “Şişman kızla sevgili olan erkek” başlığı altındaki entry’leri analiz eden akademik bir çalışmaya rastlayınca haliyle ben de inceledim. Tam 112 sayfa saçmalığın arasında kilofobiyi eleştirenler de vardı, en sevdiğim yorum tek kelimeyle “Aşıktır” oldu.
Şişman-zayıf skalasında yürüyen bir saldırı tarzı da var. Mesela Gigi Hadid ilk modellik yıllarında kilolu bulunuyordu, sonra fazla zayıfladı diye saldırılara hedef oldu. “Haşimoto hastalığım var, ne yapayım” diye karşılık verdi. Saygı bekliyordu.
Hadise’nin başına da aynı hadise geldi. Twitter’dan için döktü: “Ben bu linç kültürünün faturasını en ağır ödeyen isimlerden biriyim. Obez dediler, Roberto Carlos bacaklı dediler, çok zayıf, çok çirkinleşti, sivrisineğe döndü dediler. Söylemedikleri söz kalmadı…”
Mesajın altına “Sen Roberto Carlos’un bacaklarına kurban ol” tarzı yorumlar döşenildiğini söylememe gerek yok.
Yorum demişken… Ünlülere yönelik linçin medyada “Bikini göbeği eleştiri aldı, selülitlerine olumsuz yorumlar geldi” cümleleriyle haberleştirilmesi çok abes. Yorum ve olumsuz eleştiri nedir, daha sağlıklı bir kafayla etüt etmek lazım.
Fatshaming karşısında her ünlü kibar davranmıyor. Hak edilen cevap veriliyor, ya da hareket çekiliyor. Mesela Alicia Silverstone, “şişman” notuyla yayılan paparazzi fotoğrafına TikTok’tan orta parmak göstererek karşılık verdi.
Kilosu en merak edilen ünlülerden rapçi Lizzo’nun konserde stage-diving yaparken kalabalıktan birini ezerek öldürdüğüne dair hikayeler bile uyduruldu. “Bedenime çok laf ediliyor, koca kıçlı bir b*tch olabilirim ama bu dedikoduyu kaldıramam” diyerek o da TikTok’tan cevap verdi. Hayatında hiç sahneden seyirciye dalış yapmadığını söylerken saldırılara karşılık bolca “f”li kelime içeren cümle kurdu.
Hele Fahriye Evcen’in yaşadığı linç. Kadın doğum yapmış, haliyle lohusalık kiloları var. Ama o kilolarla neden tatile gidip havuz başında fotoğraflandığına dair hesap soranlar çıktı. Zalimce saldırılara karşı “Her anne, her kadın çok güzeldir” yanıtını vermekle yetindi nazikçe.
Süper model Candice Swanepoel doğumdan sonra bikinili görüntüsüyle alay edenlere açık açık cevabını yapıştırmıştı: “Zalimsiniz. Dokuz ay oğlumu taşıdım, yeni bir hayata can verdim. Biraz göbeği hak ediyorum. Hayatın gerçeklerine uymayan standartlarınız uğruna karnımı saklayacak değilim.”
Kadınlara yönelik nefret dilinin sınırı yok. Eğlence ve gösteri dünyasından olmayan kadınlara da bulaşıyorlar. Irkçı nefret devreye girebiliyor. Bir spor kanalının tenis yorumcusu Venus Williams’ı yayında gorile benzetince kovulmuştu. Sonra da “Ben ona gorilla değil gerilla dedim“ diye yan çizmeye çalışmıştı ama nafile.
Cinsiyetçi saldırıda ideolojik nefret de var. Mesela sağ muhafazakar cenahın nefret objesi haline gelen iklim aktivisti Greta Thunberg’in dış görünüşü bakımından uğradığı saldırıların haddi hesabı yok. Amerikan Fox News sunucusu Laura Ingraham, beden algısıyla yakından uzaktan ilgisi olmayan gencecik Greta’yı korku filmi karakterlerine benzeterek “Stephen King’ten ‘İklim Çocukları’ devam filmini bekliyorum” demişti. Kız Trump’la takıştığı için aynı kanalda “Zihinsel engelli o İsveçli kız, anne ve babasıyla uluslararası sol tarafından istismar ediliyor” diye yayın yapılmıştı. Hatta iki yandan örgülü saçıyla, Nazilerin propaganda afişlerindeki al yanaklı sarışın kızlara benzetenler çıktı.
Sosyal medyada “ablak suratlı çirkin kız” saldırılarına göğüs gerdi ve sonunda Asberger Sendromu olduğunu açıkladı, zorbalardan saygı beklemek zorunda kaldı.