HEPİMİZ BU MUMYAYIZ YÜZDE 99.5
Genom Projesi'nden ibretlik bir sonuç çıktı: Siyahı beyazıyla bütün insanlar yüzde 99.5 oranında genetik olarak aynı. Yani öyle homojeniz ki, şempanze il goril bile bize göre birbirinden daha farklı. Gel gör ki, Çin'de bulunan 3800 yıllık mumya Avrupalı mı, Türk mü diye tartışılıyor hâlâ. Lolan Güzeli diye anılan mumyayı inceleyen her arkeolog "Avrupalı" diyor. Uygurlar üzgün. "Biz binlerce yıldır bu toprakların insanıyız" argümanı ellerinden kayıp gittiği için
Aslını görmüş değilim ama, resimde haksızlık derecesinde güzel görünüyor. Çöl ikliminin mumyaladığı 3800 yaşındaki bir ölü için fazla albenili. Ok ok kirpikler, kavisli dudaklar, kızıl kestane saçlar yerli yerinde duruyor.
Çok huzurlu yatıyor. Sanki ölü değil de, 100 yıllık uykuya yatmış bir prenses. Ama çevresindeki hava huzursuz. Hem bilimsel olarak, hem de siyaseten. Mesele, yaklaşık 100 yıl kadar önce bulunduğu coğrafyadan kaynaklanıyor.
Çıkarıldığı yer Taklamakan Çölü'ndeki Tarım Havzası. Kısacası, Çin'in Uygur Özerk Bölgesi. Daimi istirahatgahı Urumçi Müzesi. Ancak şu sıra "İpek Yolu'nun Sırları" adı altında Amerika turunda. Müze müze geziyor. Yanında bir de kendisinden 1000 yaş kadar küçük bir bebek mumyası var.
Her neyse, buradaki anahtar sözcük "Uygur". Uluslararası literatürde adı "The Beauty of Xiaohe" olarak geçen, Türkçe'de ise "Lolan Güzeli" diye anılan bu kadın mumyası ne boy pos, ne de çehre itibarıyla Asyalı'ya benziyor.
Daha doğrusu Çinli'ye benzemiyor. Üstelik yalnız da değil. Aynı cıvarda bulunan diğer mumyalar da onun gibi. Çinlilere göre daha uzun boylu, beyaz tenli, ince düz burunlu. Çoğu uzmana göre, bunlar düpedüz Avrupalı.
Pekin yönetimine karşı bağımsızlık mücadelesi veren Uygurlar'a göre ise hem Lolan Güzeli, hem de diğer mumyalar Türk kökenli. Yani Uygurlar'ın binlerce yıl öncesinden o topraklarda kök saldığının kanıtı. Yani, bağımsız ve egemen bir ulus olarak vatan topraklarında kendi kaderlerini tayin hakkı için bulunmaz bir zemin.
KIYAFETLER DE AVRUPALI
Ancak bu siyasi yaklaşım, bilim âleminde kabul görmüyor. Batılı arkeologlar mumyalara, "Uzakdoğu'da ne aradığı bilinmeyen esrarlı Avrupalılar" gözüyle bakıyor. Ve çöllerde bulunmuş o kadar çok Avrupalı tipinde mumya var ki, bunların münferit gezginler olabileceği teorisi de çöküyor.
Uygurlar ile Han Çinlileri arasında geçen yıl patlak veren şiddet olaylarının ardından yabancıların bölgeye girişini bile yasaklayan Çin de boş durmuyor. Bugün artık kurumuş bulunan bir tuz gölünden çıkardığı 20 kadar mumyaya DNA testi yapıyor. Sonuçları Amerikan "Archaeology" dergisinde yayınlanan araştırma Uygur milliyetçileri için tam bir darbe oluyor. Tek bir DNA testi bile, modern Uygur halkı ile mumyalar arasında genetik bağ göstermiyor.
Ancak mumyaların Avrupalılarla olan genetik bağı da pek karışık. Erkek mumyalar tek bir Avrupa gen havuzuna ait, ancak kadınlar Avrupa ve Sibirya'daki iki ayrı halktan. Kıyafetlerin rengi ve dokusu, eski dönem Avusturya, Almanya, İskandinavya dokumalarını andırıyor.
Altay Dağları'ndaki kurganlarda kazılar yapan Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün eski başkanı Hermann Parzinger'e göre, 2500 yıl önce Kuzeybatı Çin-Moğolistan-Rusya-Kazakistan dörtgeninde, Pazırık kültürüne mensup beyaz ırktan halklar yerleşikti. Parzinger, kıyafetlerin benzerliğinden yola çıkarak Tarım Havzası'nda bulunan Avrupalı görünümlü çöl mumyalarının da Pazırık kültüründen olduğunu iddia ediyor.
Yani dönüp dolaşıp yine Türkler'e geliyoruz. Çünkü biz Pazırık kurganlarından çıkan iskeletleri Türk biliriz.