"Bize ne?" diyemeyiz!..
Son 10 gündür kendimizi iç siyasi gündeme o kadar kaptırdık ki son yüzyılın en büyük faciası olarak değerlendirilen 100 bine yakın canımızı yitirdiğimiz Kahramanmaraş-Hatay depremini, Marmara depremi tehdidini, yanı başımızdaki coğrafyalarda, dünyada neler olup bittiğini göremez, jeopolitik okumalar ve risk değerlendirmeleri yapamaz olduk!
Son bir iki günde yaşananları şöyle kısaca özetlemek gerekirse;
Almanya’da Berlin-Brandenburg, Hamburg, Hannover ve Bremen havalimanlarındaki çalışanların uyarı grevi yapması sebebiyle yüzlerce uçuş iptal oldu. Berlin-Brandenburg Havalimanı’nda 270 uçuş iptal edildi. Çalışanlar havalimanı önündeki Willy-Brandt Meydanı'nda toplanarak gösteri yaptı.
Fransa'da tartışmalı emeklilik yasası Senatodan geçmesine rağmen ülkedeki gerilim sona ermedi. İşçi sendikaları protesto çağrıları yaptı. Temizlik işçilerinin grevi nedeniyle Paris, çöp yığınları içinde kaldı. Paris belediyesi 5 bin 400 ton çöpün toplanmayı beklediğini açıkladı.
İngiltere'de on binlerce pratisyen hekim, maaş artışı ve çalışma koşullarında yaşanan anlaşmazlık nedeniyle üç günlük greve gitti. Ülkede artan yaşam maliyeti ve hayat pahalılığı nedeniyle doktorlara yüzde 35 maaş artışı yapılması talebinde bulunan İngiliz Tabipler Birliği 72 saatlik iş bırakma kararı aldı. Pratisyen hekimlerin grevi, 16 Mart Perşembe sabahına kadar sürecek. Doktorların iş bırakma eylemi nedeniyle ülkede çok sayıda randevu ve tedavi iptal edildi.
ABD'de Silikon Vadisi (SVB) ve Signature bankalarının iki gün arayla iflas etmesinin etkisi, dünya çapında banka hisselerini de etkiledi. ABD yönetiminin yaptığı güven artırıcı açıklamalara rağmen, banka hisseleri dünya çapında değer kaybetti. Bankalara ABD hükümeti tarafından sermaye desteği sağlanmasına rağmen, iflasların artçı şoklarının etkisiyle dünya piyasaları büyük ölçüde etkilendi.
Rusya-Ukrayna savaşında en kanlı ve ölümcül günlerden biri yaşandı. Rusya, Ukrayna'nın doğudaki son kalesi konumundaki Bakhmut'u ele geçirmek için saldırdı. Ukrayna ordusu bin 90 Rus askerinin öldürüldüğünü iddia ederken, Rusya’nın buna, sivillere karşı kullanılması yasak olan yakıcı termit bombaları ile karşılık verdiği öne sürüldü. Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, Ukrayna’nın 5 sabotaj ve keşif grubunun Luhansk ve Harkov'daki faaliyetlerinin engellendiğini açıkladı. Savaşta, iki ülke de ağır bedeller ödüyor.
Ukrayna’nın asker açığını kapatmak için ailelerinden zorla, dövülerek alınan gençlerin görüntüleri ortaya çıktı. ABD’nin, Ukrayna’ya verdiği askeri destek miktarı, Rusya’nın savunma bütçesini geçti. Rusya ile Ukrayna’nın masaya oturması gerektiğini söyleyenlerin sesi yükselmeye başladı.
ASYA PASİFİK'İN YÜKSELİŞİ
Öte yandan yine yaşadığımız coğrafyayı yakından ilgilendiren ve etkileyen, gelecekteki ilişkileri/ittifakları şekillendirecek belki de sınırlara önemli etkisi olacak bir gelişme yaşandı. ABD’nin geleneksel baş düşmanlarından Çin, çok önemli bir diplomatik hamle yaptı.
Çin’in arabuluculuğunda, müzmin düşman Suudi Arabistan ile İran diplomatik ilişkileri yeniden başlatmak için el sıkıştı. Çin’in garantörlüğünde yapılan bu anlaşma ABD tarafında temkinli karşılandı. Suudi Arabistan ve İran, iki ay içinde elçilik ve misyonlarını yeniden açmanın yanı sıra, güvenlik ve ekonomik işbirliği anlaşmalarını uygulamada mutabakata vardı. İmzalar, 10 Mart'ta Çin'in başkenti Pekin'de atıldı.
ABD medyasında bu gelişmenin, “Washington'un Orta Doğu'daki nüfuzuna gölge düşürecek nitelikte olduğu” yorumları yapıldı. ABD'nin Orta Doğu'da bıraktığı boşluğun Çin tarafından doldurulmasının ülkenin; ekonomik, enerji ve ulusal güvenliği açısından risk oluşturduğu değerlendirmeleri yapılıyor.
Bu gelişme, ekonomik olarak batı ittifakı ve Atlantik’e karşı yükselişte olan Asya Pasifik’in siyasi olarak da öne geçmesi ya da inisiyatif alması anlamına geliyor mu? İşte en kritik soru bu...
BİZ NE YAPIYORUZ?
Yaşadığımız deprem felaketi dışındaki konulardan söz ediyorum… Bir süredir iç siyasetteki kısır çekişmeler ve tartışmalar nedeniyle enerji kaybeden Türkiye, çevresinde ve dünyada yaşanan, kendisini de yakından ilgilendiren meseleleri anlama, çözüm önerileri geliştirme ve milli çıkarları doğrultusunda stratejiler üretme anlamında ne yapıyor diye merak ediyorum?
Sadece ABD’deki bankaların iflasının ekonomik etkilerinden, kuzey komşularımızın içinde olduğu savaştan, Ege’de şu anda dondurulmuş krizden, güneydoğu komşumuzdaki istikrarsızlık ve terör tehdidinden, Doğu Akdeniz’deki çıkarlarımızdan söz etmiyorum; Avrupa’daki ekonomik ve siyasi çalkantılarla birlikte yeni bir dünya düzeni kurulmasına yönelik adımlar atılıyor sanki...
Acaba bir şeyleri kaçırıyor muyuz? Çünkü iddialı bir dış politikamız var...
Coğrafyamıza 5-6 bin kilometre uzaktaki Çin, gelip bu bölgede komşumuz İran’la Suudi Arabistan arasında arabuluculuk yapıyor ve siyasi nüfuz alanını genişletiyor. Kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna savaşını kim bitirecek? Barış görüşmelerine kim garantörlük edecek? Belli değil...
NATO müttefikimiz ABD, silah yardımı ile Ukrayna’yı destekliyor. Aynı zamanda Ege’de komşumuz Yunanistan’ı Rusya’ya karşı destekliyor; Suriye’de terör örgütü PKK/YPG’ye silah, malzeme, teçhizat yanında siyasi destek sağlıyor. Çatışma alanlarında hep o var...