Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Devlet hayatında hediye almaya yada kabul etmeye sınırlamalar getirmek lazım. Sembolik ve pahalı olmayan hediyeler bütün dünyada alınıp veriliyor.Ama değerli armağanlar ya kabul edilmiyor veya devletin demirbaşına geçiriliyor.

        Türkiye’deki uygulama devletin ağırlığı ve ciddiyeti ile bağdaşmıyor.Önemli makam sahipleri kendilerine gelen hediyeleri almakta herhangi bir mahzur görmüyorlar.Hediyeyi verenin bir amacı,bir beklentisi oluyor mutlaka.Yoksa durup dururken kimse kimseyi armağana boğmaz.

        Bir devlet görevlisi,bir bürokrat kolay kolay hediye kabul etmemeli.Takvim,kalem,ajanda filan bir yerde mazur görülebilir.Ama siyasetçilere ve bürokratlara bayram ve hele yılbaşında öyle hediyeler yağıyor ki,bunları kabul etmek açıkça suç kapsamına girer.

        Cumhurbaşkanlarına,Başbakanlara,Bakanlara içerde ve dışarıda kıymetli hediyeler verilir.Bunlar aslında şahıslarına değil temsil ettikleri makamlarına aittir.Ama genelde bu anlayış kabul görmez ve hediyeyi alan bunu devlete teslim etmek yerine,evine götürmeyi tercih eder.Buradaki hassas noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum.Ülkeyi yönetenler muhataplarına yada meslekdaşlarına hediyeyi milletin parasıyla aldırırlar.Çoğu bunun parasını ceplerinden ödemezler.Ama iş hediye almaya geldi mi,devleti ve milleti düşüneni ,hediyeyi demirbaşa geçirteni pek görülmez.

        Dünyada bu hediye işi bizden çok farklıdır ve Arap ülkeleri hariç,kesin bir disiplin altına alınmıştır.Avrupa’da ve Amerika’da değerli hediyeyi veremez,kabul ettiremezsiniz.Hele Amerika’da 200 doların üzerindeki bir armağanı devlet yöneticilerine vermek yasak.

        Bakın size bir anımı nakledeyim..1985 yılında Başbakan Özal,dönemin ABD Başkanı Reagan’la görüşmek üzere Washington’a gidecek.Değerli bir armağan götürmek istiyor.İpek Hereke halısını uygun görmüş ve şahsi parasıyla alınması talimatını vermiş.Halıyı Beyaz Sarayda Protokol Müdürüne teslim edeceğiz.Dışişleri Danışmanımız ve Washington Basın Müşavirimizle birlikte Beyaz Saray’a gittik.Talimatı yerine getirerek halıyı Başkan Reagan’a verilmek üzere protokole bıraktık.Otele döndükten üç saat sonra Beyaz Saray yetkilileri arayarak,200 dolardan daha değerli olduğu için armağanı kabul edemeyeceklerini nazik bir dille ve teşekkür ederek bildirdiler.

        Benzer hassasiyeti Almanya,İngiltere ve İspanya’da da yaşadım.Ama Arap ülkeleri öyle değil,Hediyenin pahalısını seviyorlar,verirken de alırken de buna özen gösteriyorlar.İskandinav ülkelerinde abartma yok,sembolik ölçüleri aşmayan iddiasız armağanlar veriyorlar.Uzakdoğu’da da aynı,Güney Amerikada da böyle.Hele Peru ve Şili,hatta Arjantin ile Brezilya bile öyle mütevazi hediyeler veriyorlar ki,normal bir doğum gününüzde bile daha kıymetlisini alırsınız.

        Devletlerin büyük bir çoğunluğu hediye işinde hassas davranıyorlar.Artık bizim de buna dikkat etmemiz lazım.Çok pahalı hediyeler yerine, alınana eşit değerde hediyeler vermeliyiz.Devlet hediyeleri işini fazla abartmamalıyız.Ayrıca gelenleri milletten saklama,kamuoyuyla bölüşmeme hastalığından da kurtulmalıyız.

        Bürokratlara verilen,resmi devlet dairelerinde özel kalemlere teslim edilen kıymetli hediye işinden de mutlaka vazgeçmeli ve bu kötü alışkanlığın yarattığı toplu arsızlığı da mutlaka engellemeliyiz.Çikolata,çiçek,takvim ajanda filan neyse de,öyle kıymetli armağanlar yollanıyor ki,bir değer ölçümü yapılsa çoğu rüşvete girer.

        Toplumda hediye vermek,gönül almak,hatırlamak ,hatırlanmak güzel bir şey.Ama bunun bir ölçüsü olmalı.Herşeyde olduğu gibi,bunda da ölçüyü iyice kaçırdık.Yılbaşı gelmiyor mu,devlet daireleri hediye fuarı görüntüsüne bürünüyor.Devlette görevliyken bu görüntüye çok itiraz etmiş,mutlaka bir genelgeyle yasaklanmasını istemiştim.Gereği yapılır diye beklerken,hiç ummadığım bir cevapla karşılaştım.Böyle bir yasak işe yaramaz,sadece hediyelerin adresini değiştirirmiş.Yani hediyeler devlet dairelerine değil,bu kere evlere teslim edilirmiş.

        Ben yine de inat ettim.Bu hediye işini, hiç değilse sorumlu olduğum birimde engellemeye çalıştım.Tam başarı sağladığımı söyleyemem ama,gelen hediyelerin kıymetlilerini sahiplerine iade ettirdim,mütevazi olanlarını da müstahdemlere ve dar gelirli personele dağıttırdım.Hem de arkamdan’’ amma da enayiymiş’’diyeceklerini bile bile….

        TBMM’de ölçüsüz hediye rezaletine ve skandalına son verecek bir düzenlemeyi yaptıracak,bir kanun teklifi verecek babayiğit,bu işten rahatsız olan bir milletvekili yok mu acaba..?

        canpulak@haberturk.com

        Diğer Yazılar