Türkiye mi? Türban mı?
Bir iktidar düşünün ki, onca uyarıya rağmen, kafaya türbanı takmış, gözü başka bir şeyi görmüyor.
Bir siyasi kadro düşünün ki, göz göre göre memleketi kargaşaya sürüklüyor.
Buna nasıl mani olacağımızı, geliyorum diyen tehlikeyi nasıl engelleyeceğimizi ve çıkması muhtemel büyük bir kavgayı nasıl durduracağımızı maalesef bilemiyoruz.
AKP ateşle oynamayı, yanan sobaya çıplak elle sarılmayı, rejimi zorlamayı seviyor. Orduyu kızdırıyor, yargıya aldırmıyor, Üniversitelere kulak asmıyor, kimseyi dinlediği yok. Türbanı serbest bıraktırmazsa, Anayasayı istediği gibi değiştirmezse,görevini yapmamış olacak sanki..
Türkiye’nin türbana mı ihtiyacı var, yoksa aşa, işe, huzura, güvene ve istikrara mı? Türbanı kafamıza geçirsek, Anayasayı değiştirsek, karnımız doyacak mı, işimiz olacak mı, cebimiz para görecek mi? Bunlar olmayacağına göre, iktidarın türban ve anayasa takıntısının sebebi ne?
Bunun sebebi belli... Anlamamak için duyarsız, ülkenin nereye götürülmek istendiğini görmemek için kör, fark etmemek için de zihinsel engelli olmak gerek.
Mesele türban falan değil, asıl amaç laikliğe öldürücü darbeleri vurmak.Bugüne kadar laikliği, Atatürk ilke ve inkilaplarını, rejimi hırpalıyorlardı.Şimdi,son seçimlerdeki başarıyı takiben parçalamayı hedeflediler.Sadece türbanı değil,Anayasa değişikliğini de getirdiler gündeme..
Ama burada unuttukları bir şey var. Memlekette demokrasi varsa, biz de çoğunluğun oylarını aldıysak, istediğimizi yaparız anlayışı,mesele laikliğin kaderine gelip dayanırsa, hayata geçirilemez.Hele Atatürk ilke ve inkilaplarına zarar verilirse, o demokrasinin sağlığından da sözedilemez. Demokrasinin çok iyi bir istem olduğuna da, artık inandıracak kimse bulunamaz. İşin unutulan ve belki de hatırlanmak istenmeyen tarafı burası..
Ayrıca seçmenlerin tümü AKP’ye ‘’şu başörtüsü işini hallet, laikliği hırpala’’ filan diye oy vermediler. Ekonomide istikrar bozulmasın,yeni bir iktidar değişikliği her şeyi sil baştan hale getirmesin,Türkiye geleceği belirsiz bir döneme girmesin diye desteklediler Recep Tayyip’i.. Ama o, mesajı böyle almak yerine,türban ve anayasa saplantısıyla yoluna devam etmek istiyor. Burada kendisine hayırlı yolculuklar dileyemeyiz. Siyasi yürüyüşü dinsel ve cumhuriyet değerlerine zarar veren bir yürüyüşe çevirmek istemesine göz yumamayız.
Şurası bilinmelidir ki, Recep Tayyip ve yandaşlarına karşı çıkanlar, adı ve şekli türban diye değiştirilmek istenen başörtüsüne kesinlikle karşı değillerdir. Aksine annelerimizin, ninelerimizin, teyzelerimizin, ablalarımızın başörtülerine ve dini değerlerimize bağlı ve saygılı insanlardır. Karşı oldukları husus, başörtüsüne gülünç bir şekil değişikliği yaptırıp, adını da türbana çevirmeleri ve en önemlisi de bunu siyasi simge olarak kullanmalarıdır. Gerginliğin, tartışmaların, çatışmaların da sebebi budur işte…
Şimdi görüyoruz ki, AKP’nin bu yanlış ve tehlikeli gidişine MHP’de, oy kaygısıyla ayak uyduruyor. Son seçimde (DYP ve ANAP’ın intiharı nedeniyle)MHP’ye oy vermek zorunda kalanlar, müthiş bir düş kırıklığı yaşıyorlar şimdi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de öyle olmuştu. Gül’ün Çankaya’ya çıkış kapısını MHP aralamış, bu tutumuyla da herkesi şaşırtmıştı. Bu kere türbanın kapısını aralıyor, AKP’ye koltuk değneği olma görevine yeniden soyunuyor. Devlet Bahçeli’nin peşpeşe yaptığı bu iki hata, sadece partisine zarar vermek ve gerçek milliyetçileri üzmekle kalmıyor, aynı zamanda Türkeş’in kemiklerini de sızlatıyor.
Bu Türban işi, Türkiye’nin başına büyük bir problem açacak. Anayasa değişikliği ısrarı da, bu problemi içinden çıkılamayacak hale getirecek. Bunu Recep Tayyip de biliyor, en azından deneyimli politikacılar da ona söylüyor ama ısrar ve inattan vazgeçecek gibi görünmüyorlar. Diyelim ki, türbanın serbest bırakılmasını sağladılar. Bunu hayata geçirebilecekler mi acaba? O kadar kolay mı bu iş dersiniz? Uygulama başladıktan sonra Üniversitelerde çıkabilecek olayları, öğrenciler arasındaki çatışmaları nasıl önleyeceğiz? Kaş yaparken göz çıkabilir, olaylar Üniversitenin dışına taşabilir, toplumun huzuru ve ulusal güvenliğimiz ciddi olarak zorlanabilir. Hükümet bunu nasıl göze alabiliyor, şaşmamak mümkün değil.
Aklımızı başımıza toplamalıyız. Duygusallığı, oy kaygısını, seçmene verilen türban sözünü filan bir yana bırakmalıyız. Türban bir avuç insanı ilgilendiriyor. Biz bir avuç insandan önce Türkiye’nin genelinde beklenen sorunları çözmeye çalışalım. Durup dururken rejimi germeyelim. Hassas ve kritik konulara daha büyük bir dikkatle yaklaşalım. İnat ve ısrarın kimseye faydası yoktur. Türkiye’yi rahatsız etmek yerine, rahata ulaştıracak yollara yönelelim.
Aksi halde, tepemizde yoğunlaşan kara bulutların çok yakında yaratacağı afete
hazır olmalıyız ve başımıza gelecekleri artık sürpriz saymamalıyız.
canpulak@haberturk.com