Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İstanbul’da kış kurak geçiyor bu sene. Kar uğramadı hiç, yağmursa pek seyrek... Geçen gri yazın aksine bahar gibi, güneşli bu kış mevsimi... Korkutuyor beni. Geçen yaz karnım burnumda klimadan bir adım uzaklaşamadan yaşadığım günlerin hatırası çıkmıyor aklımdan. Gelecek yazların daha da sıcak olmasından korkuyorum. Beton sıcağı bu, şakaya gelmiyor. Madem şehre kış gelmedi, biz toplanıp kışa gidelim diyoruz. Ufak ailem ve ben. Çantalarımızı alıp birkaç saat uzaklıktaki 2 metrelik kara gidiyoruz.

        Kar 2 metre ama güneş orada da pırıl pırıl; tertemiz dağ havası. Ne keyif; özlemişiz.

        Otel tıklım tıklım dolu. Kış otelleri yaz otellerine benzemiyor hiç. Özensizler. Dışarıdaki soğuktan korkanlar için herhalde, hamam gibi içerisi. Boğucu.

        Ve koku... İşte bu, tüm keyfimi kaçırabilir. Odanın içi sigara kokuyor. Geçen sene terk ettiğim sevgilinin hayaleti, canımı sıkıyor. 13 aylık ayrılıktan sonra onu nasıl da özlemediğimi, ondan kurtulup çevremdeki koku aurasını nasıl da temizleyebildiğimi algılıyorum tekrar.

        Otel yönetimi odalarda sigara içilmesinin yasak olduğunu ama yine de içenlerin önüne geçemediklerini söylüyor benim şikâyetlerimi duyunca. Ne yazık...

        (Bundan birkaç sene önce Paris’te bir gece kalmam gerekmişti. O zamanlar sigara içen bir insandım. Otelde de sigara içilen ve içilmeyen odalar vardı. Ben sigaramdan ayrılamayacağım için, sigara içilen odayı seçmiştim. Odaya girmemle çıkmam bir olmuştu. İçerideki koku, benim diyen tiryakinin katlanamayacağı kadar kötüydü. Vazgeçip, temiz kokan bir odada kalmıştım.) Ayrılıp da dost kalabilenler vardır hani. Biz onlardan değiliz. Tam aksine onunla geçen yıllarımı düşündükçe yazıklanıyor, hiddetleniyorum. Madem önüne geçemiyorlar sigara içenlerin, onlara istedikleri gibi odalar ayırsınlar. Bizim günahımız ne?

        Diğer Yazılar