'İnsanlığın en çok empati kredisine ihtiyacı var'
TİYATROMUZUN 53 yıllık çınarı Ankara Sanat Tiyatrosu’nun (AST), Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu’nun işbirliğiyle sahneye koyduğu ‘Kredi’ adlı oyun aracılığıyla artık bir ayağı İstanbul’da. Jordi Galceran’ın yazdığı, Deniz Yıldız’ın Türkçe’ye çevirdiği oyunu İskender Altın yönetiyor. Güven Kıraç ve Emre Karayel’in rol aldıkları oyunun yardımcı yönetmenliğiniyse 2009’da AST’ı devralan isimlerden Mahir İpek üstleniyor. Oyun, bir banka müdürüyle (Güven Kıraç), çalıştığı bankaya kredi başvurusunda bulunan bir adamın (Emre Karayel) hikâyesi üzerinden, seyirciyi kapitalizmin hayatın her alanına sirayet eden acı gerçekleriyle komedi yoluyla yüzleştiriyor.
Geçen hafta izlenim yazımda da belirttiğim gibi, bu ‘Kredi’ ruhunuzun gülümseme ihtiyacını giderecek, mutlaka içinize çekin! Oyun 19 Ocak’ta Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde, 22 Ocak’ta Trump Gösteri ve Kültür Merkezi’nde, 29 Ocak’taysa Beylikdüzü Torium Sahnesi’nde. Biletler Biletix’te. Geçelim, “Bugüne dek yaptığımız işlerden seyircinin gözünde bir kredimiz vardı. Umarız bu krediyi doğru kullanmışızdır, seyirci ‘Kredi’den mutlu çıkar” diyen Güvenç Kıraç, Emre Karayel ve Mahir İpek’le, bir kısmını HTDokun’la izleyebileceğiniz söyleşimize...
‘ARTIK AST’IN BIR AYAĞI İSTANBUL’DA’
■ Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) ‘Kredi’yle ilk kez İstanbul’a açıldı. Nasıl aldınız bu kararı?
Mahir İpek: 53 yılın sonrasında AST’ın bir ayağının artık İstanbul’da olması bizim için çok önemli bir projeydi. Yönetim kurulu olarak bunu çok önemsiyorduk. Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu’nun kurucularından rahmetli Alaattin Eraslan’la da hep bunun üzerine konuşurduk. Sonunda Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu’yla birlikte bunu gerçekleştirdik. AST artık bir prodüksiyon tiyatrosu haline geldi. Ankara’daki sahnemizde ‘Selamün Kavlen Karakolu’, ‘Azizname’, ‘Beş Para Etmez Varyete’ ve ‘Tesadüfen Kadın’ seyirciyle buluşuyor. Beşinci oyunumuz ‘Kredi’yi bir ilke imza atarak önce İstanbul’da sahneledik, Ankara’daki kendi sahnesine de turne yapıyor.
Hem İstanbul’da hem de Ankara’da oyun sahnelemek bir özel tiyatro çok zordur ama artık vakti gelmişti. Çok heyecanlıyız. Güven Abi’nin ve Bilkent’teki öğrencilik yıllarımdan beri arkadaşım olan Emre’nin de bu oyunla AST’ın emekçilerinin arasına katılması bizim için büyük gurur oldu.
■ İstanbul’daki ilk oyun tercihinizi neden ‘Kredi’den yana kullandınız?
M.İ.: Jordi Galceran takip ettiğim bir yazar, gerçekten çok iyi metinleri var. Okur okumaz doğru oyunun ‘Kredi’ olduğuna karar verdim. Matematiği çok güçlü bir oyun. Derdini fonda tutarak ve mizah öğesini çok sağlam bir şekilde kullanarak anlatıyor. Teksti önce Emre’ye yolladım, okuyunca o da çok heyecanlandı ve “Güven Abi’yle oynasak ya” dedi. “Vallahi mi? Oynar mı ki?” dedim.
Emre Karayel: Güven Abi, tiyatro sahnesinin şeytan tüyüne sahip oyuncularından biri. Teksti karşılıklı oynadığımızı düşünerek okurken çok güldüm. Ardından da “Bizi düşünerek oku” diyerek kendisine yolladım. O da çok heyecanlandı ve böylece buluştuk.
■ Kredi kartlarından sonra kredi çekmek de hayatlarımızın rutin bir parçası haline geldi. İlişkilere uzanan kısmı sıra dışı olsa da aslında ‘Kredi’ hepimizin hikâyesi, öyle değil mi?
Güven Kıraç: Evet, kapitalist düzen harcama üzerine kurulu ve kredi hangi ekonomik düzeyde olursa olsun herkesin tosladığı bir duvar. E.K.: Günümüzde sahip olma eyleminin asıl benzini para. Yanımızdaki kadından oturduğumuz eve, kullandığımız arabadan çıktığımız tatile kadar her şeye ulaşmanın yolu paradan geçiyor. O paraya kredi yoluyla kavuştuğumuzda da banka bize bunu hediye etmiş gibi geliyor.
G.K.: Bayram şekeri gibi geliyor öyle değil mi? Çocukça bir neşe kaplıyor insanın içini. Kredi kartı kullanırken de öyleyiz. Başkasının parasını harcar gibi alışveriş yapıyor, ekstreler gelince gerçekle yüzleşiyoruz.
‘EN BÜYÜK PROBLEM BENCİLLİK’
■ Bir duygu bankası olsa ve hiçbir karşılığı olmadan o bankadan ülke adına kredi çekseniz hangi ihtiyaçtan yana kullanırdınız tercihinizi?
M.İ.: Ben para çekip Türkiye’nin her köşesine tiyatro, konser, opera salonları açmak isterdim ama bir sürü insan açlık sınırında yaşarken bunu söylemem şımarıklığa girer. Güvenlik, karnını doyurma, barınma gibi ihtiyaçlarımız varken sanat ihtiyacı haliyle bizde çok sonra geliyor.
G.K.: Bence insanlığın en çok empati kredisine ihtiyacı var. Herkes kendini karşısındakinin yerine koysa ne faşizm olur ne de başka bir şey. Birine işkence yapıldığında nasıl canının yandığına dair kendi içinde bir empati duygun olsa, hiç kimsenin canının yanmasına sebebiyet verecek davranışlarda bulunmazsın.
E.K.: Ben de anlayış kredisi çekerdim, bencil olmamayı öğretecek bir kredi varsa onu çekerdim. Bence toplumumuzun en büyük problemi bencillik.
‘Nitelikli sinema filmleri ve oyunlar hep birtakım deliler sayesinde yapılıyor’
■ Siz AST’ı yaşatmak için kredi çekmiştiniz Mahir Bey. Geri ödemeleri tamamladınız mı?
Mahir İpek: Hâlâ ödüyoruz. Ülkemizde bir özel tiyatroyu var etmek ve yaşatmak çok zor. AST’ı devraldığımızda bir tarihi sorumluluk da üstlendik. AST ekonomik krizden dolayı kapansaydı tarihe tiyatroyu kapatanlar olarak geçerdik. Geçmişteki durum pek irdelenmezdi. O ekstra sorumlulukla daha fazla ürettik ve çalıştık. 6 yılda düzlüğe çıkmayı başardık.
■ Bir sahne için varını yoğunu ortaya koyan sanatçılara deli muamelesi yapılıyor ülkemizde...
Güven Kıraç: Ülkemizde gerçekten nitelikli sinema filmleri ve oyunlar hep birtakım deliler sayesinde yapılıyor. Genel bir sanat politikasının varlığından bahsetmemiz mümkün değil. Devletin bazı sinema filmlerine, oyunlara yardımları var ama bu desteğin yaralara ne kadar merhem olduğunu konuşmak lazım. Başlıca yaramız da salon eksikliği.
GENÇLER SÜPERLER
■ Halk yeterince farkında mı sizce bir tiyatro biletiyle kendilerine sunulan nefes alma, ruhunu şifalandırma, gerçeğe ayma kredisinin?
Güven Kıraç: Bence farkında! Farkındalar ki küçücük apartman dairelerindeki, yeraltındaki tiyatroları buluyorlar. Özellikle gençler birbirlerine de söyleyerek gidip bu oyunları izliyorlar. İhtiyaç sıralamasında tiyatro gençler için önde gelmeye başladı. Her zaman tiyatronun kan kaymetme durumu konuşulsa da tiyatro hiçbir zaman bitmeyecek. Bence günümüzde tiyatro yapan gençler de, onları yalnız bırakmayan genç seyirciler de süperler.