Babamın bıyığı yolda kaldı
Önceki akşam Kenter Sahnesi’nde İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun yeni oyunu ‘Kod Adı Kongo’nun galası yapıldı. Mürsel Yaylalı’nın yazdığı, Erkan Taşdöğen’in ise yönettiği oyunda, Avrupa Birliği’ne girmek için başvuruda bulunan Kongo adlı bir ülkenin, yeniden yapılanma yolunda atar gibi yaptığı adımlar, bir polis karakolunda yaşananlar üzerinden anlatılıyor. Kongo’nun Avrupa Birliği’ne başvuru günü ilan edilen 29 Şubat tarihinde Bay Fallus adlı bir tecavüzcünün karakola getirilmesiyle başlayan hikaye, 39 Şubat’a kadar sürüyor. Oyunun 29’dan fazla çekmez ayın çıkmayan son 10 gününde geçmesi bile, kod adı Kongo olan ülkenin, aslında Avrupa Birliği’nin kapısında çıkmaz ayın son çarşambasını bekleyen Türkiye olduğunu gözler önüne seriyor. İşin içine bir de ‘Benim memurum işini bilir’ ‘özlü sözünü durmadan çekilesi kulaklarına küpe etmiş polisler eklenince, içinizdeki ses “Türkiyem Türkiyem cinnetim, bir başkadır benim memleketim” diye inliyor. Ardından da kaçınılmaz son geliyor: Ben de dahil bütün salon ağlanacak haline kahkahalarla gülüyor. Bu manzara; hamdık, yandık, pişemedik ama pişkinliği yaladık yuttuk anlamına geliyor. Eskiden yalan söylediğinde, suç işlediğinde ya da utandığında yüzü kızaran kırmızı-beyaz Türkler’dik. Ve bize kırmızı çok yakışıyordu. Şimdi beyazımız bile aklanmayı bekliyor. Rengimiz yanar dönere çalmış. Ahımız gitmiş, vahımız kalmış...
ELİMİZİN HAMURUYLA KEK YAPMA ZAMANI
Başrollerini Cengiz Baykal, Zeynep Kasapoğlu, Burak Karaman, İsmail İncekara, Murat Turan Günay ve Kemal Topal’ın paylaştıkları oyunda, en çok gönderme yapılan konulardan biri de kod adı Kongo’nun ne kadar ‘erkek’ bir millet olduğu! Tecavüzcü Bay Fallus’un kurbanlarının üçünün de erkek olması, polis teşkilatının ağrına gidiyor. “Kurbanları kadın olsa bu normal karşılanabilirdi ama bir erkeğe bu yapılır mı? Mini eteğini giyip de kıçını sallayan bir kadınla, bir erkeğin ırzı aynı mı? Üstelik bir de kurbanlarının bıyıklarını kesmiş. Binlerce yıldır akan Kongo Nehri kadar köklü Kongo erkekliğine böyle kazık atılır mı?” diye hayıflanıyorlar. Hay sizin devletin temeline kazık çakmış çakma erkekliğinize! Vay benim arkasına binlerce bıyıklı Temel geçmiş devlet anam-babamın haline! Bu durumda tecavüz kaçınılmaz! Peki biz ne yapacağız Fadimem, bize öğretildiği gibi zevk almaya mı bakacağız? Yok, yok! Tıpkı tecavüze uğramış Kongo kadınlarının intikam meleği Bay Fallus gibi biz de elimizin hamuruyla hazırladığımız kekleri, erkek müsveddesi düzenin suratına fırlatacağız. Belki bıyıklarına bulaşanın ‘sos’un acil durum sinyali olduğunu anlar da, şöyle bir aynaya bakar. Yeniden beyazlarını ve kırmızılarını çeker üzerine, erkeklik taslayacağına kendine yakışanı yapar.
DÜZEN DEĞİL DEMOKRASİ İSTİYORUZ
Erkek egemen toplumu ti’ye alan oyunun en can alıcı noktası aslında kimin daha çok erkek olduğunu gözler önüne seren finali. Çocukluğuma damgasını vuran '6 kere 6 36; babamın bıyığı yolda kaldı' tekerlemesi ise oyunun özeti. Uzun lafın kısası; biz bıyıklı düzen istemiyoruz, bıyıksız düzen de istemiyoruz! Biz, 'düzen’ istemiyoruz!!! Etekli iktidardan da, bıyıklı iktidardan da ağzımızın payını aldık! Şeffaf demokrasi istiyoruz! Bir de kral gibi yaşayabilmek için “Kral çıplak” diye bağırabilmenin şart olduğunu bilen ve buna cesaret edebilen Temeller ve Fadimeler…