Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Dizi dünyasının en çok konuşulan iki Süleyman’ından biri o! Ekrandaki iki Süleyman’dan Osmanlı İmparatorluğu’na değil, kalplere taht kuranı... ‘Öyle Bir Geçer Zaman ki’de Mete Horozoğlu’nun canlandırdığı Soner karakterinin sağ kolu, sol göğsü, nefesi, ekranın neşesi... Tabii ki Renan Bilek’ten bahsediyorum. Kendisiyle birkaç hafta önce, sevgili dostum Oya Doğan’ın Bloomberg HT’de yayınlanan ‘Yerli Dizi’ adlı programına konuk olduğunda tanıştım. Bir röportaja yetişmem gerektiği için 15-20 dakika ayaküstü sohbet ettik. Sohbetin tadı damağımda kaldı ama bu kısacık zaman süreci en az canlandırdığı Süleyman karakteri kadar samimi olduğunu anlamama yetti. Ayrılmadan önce beni, hayatı boyunca topladığı anları seyirciyle paylaştığı ‘Aramızda Kalsın’ adlı tek kişilik gösterisine davet etti.

        HEM GÜLDÜRDÜ HEM AĞLATTI

        Davetini güle oynaya kabul ettim. Aslında kendisini tiyatro sahnesinde izleyecektim ama Mekteb-i Sultanili bir arkadaşım, “Renan Abi haftaya Cemiyet’te sahneleyecek gösterisini. Yerimizi ayırttım bile” deyince, Galatasaray Lisesi mezunu olan Bilek’in üniversiteden olduğumu öğrenir öğrenmez bana “Mekteptaşım” demesinden güç alarak rotamı değiştirdim. Ve o akşam bir bar taburesi üzerinde oturup Bilek’i izlerken, içimden defalarca “İyi ki şu anda buradayım” dedim. İki perdelik gösteriyle ilgili fazla detaya girmeyeceğim. Zira Bilek, gösterinin finalinde, “Bu anlattıklarım lütfen aramızda kalsın” diyor. Sadece şunu söyleyeceğim; o, sahnede çocukluğundan bugüne dek hayatında iz bırakan olaylara, insanlara, anlara, anılara gönderme yaparken, “Helal olsun, hayatı hakkını vererek yaşamış” diye düşündüm. Çok ama çok güldüm, söz Galatasaray Lisesi’nden ağabeyi Erol Günaydın’a geldiğindeyse hüngür hüngürdüm. Eline gitarını alıp da en büyük sevdası müzikle sarmaş dolaş olduğunda, onunla birlikte, tanıdığım tanımadığım onun gibi hayallerinin peşinden uçan herkesi alkışladım. Hayatta ne yaparsa yapsın aşkla yapacak insan; elini kalbinin üzerine koyup “Tek gerçek bu” dediğinde bir kez daha anladım. Uzun lafın kısası, Bilek’in interaktif gösterisinin her anından büyük keyif aldım. Sahneye Süleyman kılığıyla çıkan Renan Bilek, bu karakteri başkası canlandırsaydı çok kıskanacağını söylüyor. ‘Öyle Bir Geçer Zaman ki’de onun sihirli değnek gibi dokunduğu her yerde ve kalpte harikalar yarattığını gören herkes, “Her eve bir Süleyman lazım” diyor. Temposu hiç düşmeyen tek kişilik gösterisini izledikten sonra insanların bunun yanında bir de “Her topluma Renan Bilek gibi kendini gerçekleştirme cesaretini gösteren insanlar, sanatçılar” lazım diyeceğini düşünüyorum.

        SAHNEDE DE İZLEYİN

        ‘Aramızda Kalsın’, 9 Kasım’da Bandırma’da, 16 Kasım’da Ankara’da, 17 Kasım’da Eskişehir’de sahnelenecek. İstanbullular ise gösteriyi 23 Kasım’da Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde, 28 Kasım’daysa Ataköy Yunus Emre’de izleyebilecek. Hemen biletinizi alın. Aman bu okuduklarınız aramızda kalmasın. Süleyman’ı seven herkese anlatın. Anlatın ki herkes ekrandan hayran olduğu bu güzel adamı sahnede kanlı canlı izlemenin keyfine varsın! Renan Bilek, ‘Aramızda Kalsın’ adlı tek kişilik gösterisinde, gitar çalıp çeşitli dillerde şarkılar da söylüyor. Renan Bilek, ‘Aramızda Kalsın’ adlı tek kişilik gösterisinde, gitar çalıp çeşitli dillerde şarkılar da söylüyor. Renan Bilek, ‘Aramızda Kalsın’ adlı tek kişilik gösterisinde, gitar çalıp çeşitli dillerde şarkılar da söylüyor. Renan Bilek, ‘Aramızda Kalsın’ adlı tek kişilik gösterisinde, gitar çalıp çeşitli dillerde şarkılar da söylüyor. Renan Bilek, ‘Aramızda Kalsın’ adlı tek kişilik gösterisinde, gitar çalıp çeşitli dillerde şarkılar da söylüyor. Renan Bilek, ‘Aramızda Kalsın’ adlı tek kişilik gösterisinde, gitar çalıp çeşitli dillerde şarkılar da söylüyor.

        ‘Sahibinden Kiralık’ NEW YORK’TA!

        Yetkin Dikinciler bir sohbetimizde şöyle demişti bana: “Özen Yula yazar!” Özen Yula’yı daha çok okudukça, tanıdıkça, yaşadıkça; daha iyi anladım ne demek istediğini... İsminin başına yazar sıfatı almış çok insan var. Özen Yula’nın durumu farklı. O yazmak yüklemi için yaratılmış bir özne! Sözde yazar olanlardan değil, özüyle yazanlardan, özünü yazanlardan. Yani o yazdı mı yazar! Hem de öyle bir yazar ki, kalbinizin içine gizli bir dedektör yerleştirdiğini zannedersiniz. “Nasıl oluyor da her seferinde kalbimi yazıyor?” dersiniz. İşte yanıtı; onun kelimeleri duygu taşıyor, onun kelimeleri nefes alıyor, nefes veriyor, tecrübeyle sabittir nefes oluyor, onun yazdıkları yaşıyor. Geçtiğimiz hafta yazıp yönettiği, Beyti Engin ile Deniz Atam’ın rol aldığı ‘Pusulasız’ adlı yeni oyununu izlemeye gidecektim ama bir sağlık sorunu yüzünden pusulam şaşınca, vuslat kasıma kaldı. İple geçiyorum kasım ayını...

        AYÇA DAMGACI ROL ALIYOR

        Bu arada, Özen Yula’nın yazdığı ‘For Rent’ (Sahibinden Kiralık) adlı oyun, New York prömiyerini yaptı. LaGuardia Performing Arts Center’da sahnelenen oyunu, LPAC’te sanat yönetmeni olarak çalışan Handan Özbilgin Bromley yönetiyor. Konusu İstanbul’da bir parkta geçen ve metropolde yaşayan alt sınıftan insanların hikâyesini anlatan oyunda, 27. İstanbul Film Festivali’nde ‘Gitmek’ adlı filmdeki performansıyla ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülünü alan Ayça Damgacı rol alıyor. New York’ta yaşayanlar ya da bayram boyunca New York’ta olacaklar; oyunla ilgili detaylı bilgi ve bilet almak için www.laguardiaperformingarts.org’a tıklasınlar. Herkese sözde değil özde iyi bayramlar!

        Diğer Yazılar