2007 yılında, yönetmen Serdar Akar’ın süpervizörlüğünde, tiyatro sevdalısı bir grup konservatuvarlı genç tarafından kurulan Tiyatro Adam, bu sezon, beşinci oyunu ‘Babaannem 100 Yaşında’yla seyirci karşısında...

Arjantinli yazar Roberto Cossa’nın kaleme aldığı, Esen Çamurdan’ın Türkçe’ye çevirdiği oyun, Arjantin’de, Buenos Aires’in varoşlarında yaşayan İtalyan kökenli göçmen bir ailenin, Türk tiyatroseverlere çok tanıdık gelecek hikâyesini, kara komediyle anlatıyor. Sahnede eline geçen her şeyi büyük bir iştahla yiyen, doymak da ölmek de bilmeyen, 100 yaşında bir babaanne var. İzleyen herkesin gözünün bir yerlerden ısıracağı bir babaanne... Doyumsuzluğun sembolü olan ellerini öptürmeye doyamayan...

Sırtındaki kamburu, seyirciyi kendi sırtındaki kamburla yüzleştirecek olan... Babaannenin etrafındaysa güya ailesinin fertleri olan kurbanlar var. Altı sezondur sahneye koyduğu her oyunun söyleyecek sözü olmasına, toplumun sorunlarını keyifli bir dille masaya yatırmasına özen gösteren Tiyatro Adam ekibi, bu oyunla bir kez daha amacına ulaşıyor. Siz ne hissedeceksiniz bilmem ama oyunu izlerken Tevfik Fikret’in, “Atıştırın, tıkıştırın... Kapış kapış, çanak çanak... Yiyin efendiler yiyin... Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin” dizeleri defalarca aklıma geldi.

OYNAMIŞTI, ŞİMDİ YÖNETİYOR
Aşkın Şenol’un babaanneyi, Fatih Koyunoğlu ile Deniz Özmen’in dönüşümlü olarak ailenin eve ekmek getirebilmek için günde 16 saat çalışan pazarcı babası Carmelo’yu, Ayça Koyunoğlu’nun evi çekip çeviren anne Maria’yı, Şebnem Bilgeer’in yalnızlıktan kendini dine ve mutfak işlerine veren Anyula adlı halayı, Deniz Güzelmeriç’in evin kötü yola düşen küçük kızı Marta’yı, Berk Yaygın’ın hiçbir işe yaramayan sözde sanatçı Chicco’yu, Çetin Kaya’nın ise yaşlı ve paragöz kazanova Don Francesco’yu canlandırdığı oyunun yönetmeni ünlü sanatçı Zafer Algöz. 16 yıl önce Alev Sezer’in rejisiyle İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen bu oyunda Chicco rolündeymiş Algöz. Eskişehir’de bir film çekimi sırasında tanıştığı Tiyatro Adam ekibiyle arasında gönül bağı oluşmuş. Sezon başlayıp repertuvar belirleme vakti geldiğinde, ekibe birkaç oyun önerisinde bulunmuş. Bu oyunlardan biri olan ‘Babaannem 100 Yaşında’yı, ekipten gelen yoğun istek üzerine yönetmeye karar vermiş.

AĞLANACAK HALİMİZE GÜLMEK...

“Bu oyundaki babaanne hepimizin babaannesi. O, baskının ve acımasız kapitalizmin simgesi” diyor Zafer Algöz. Oyundaki korkuların, şüphelerin, farkındasızlıkların, üzüntülerin, beklentilerin ve daha bir sürü halin aslında hepimize ait olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Maalesef hayattaki tablo da sahnedeki kadar karanlık ama ben yine de insanlığa olan inancımı kaybetmiş değilim. İnsan umut ettikçe yaşar.” Oyun her perşembe saat 20.30’da Ortaköy Afife Jale Sahnesi’nde seyirciyle buluşuyor. Ağlanacak halimizle gülerek yüzleşmek isteyenler için biletler Biletix’te!

Zafer Algöz’ün lakabı ‘büyücü’

‘Babaannem 100 Yaşında’ ekibi, oyunun yönetmeni Zafer Algöz’ü yere göğe sığdıramıyor. Deniz Özmen, “Zafer Abi, oyuncunun halinden çok iyi anlayan bir yönetmen. Çok da eğlenceli biri, provalarımız gülme krizleri eşliğinde geçti” diyor. Ayça Koyunoğlu ise, “Biz Zafer Abi’ye ‘büyücü’ diyoruz. Girdiği her ortamı büyüler. Onunla zaman geçirip keyif almayan kimse yoktur” diye konuşuyor.

‘Herkes söz sahibi’

Tiyatro Adam’a geçtiğimiz yıl dahil olan Şebnem Bilgeer ve bu oyunla ekibe katılan Deniz Güzelmeriç, “Kurulduğu günden beri ekiple birlikte gibiyiz. Bu tiyatroda herkes eşit, herkes söz sahibi. Çok güzel bir ekip ruhuna sahibiz. Paylaşım ve adalet o kadar yüksek ki kimse dışarıda kalmasın diye Fatih (Koyunoğlu) ve Deniz (Özmen) baba rolünü dönüşümlü oynuyor” diyor.

‘Perde açılmadan önce birbirimize sarılıyoruz’
‘Babaannem 100 Yaşında’da rol alan oyuncular, sahneye çıkmadan önce birbirlerine sarılıyor. Oyunda babaanneyi canlandıran Aşkın Şenol, “Bizim kulisimizin temelinde sevgi var. Dışarıda da arkadaşız. Sahneye çıkmadan önce sarmaş dolaş olarak birbirimize “Allah utandırmasın” demiş oluyoruz. Bu, bizim uğurumuz” diyor.

Kadınlar bulaşık yıkıyor erkekler dekor topluyor
Oyunda rol alan kadın oyuncular, “Sahnede doymayan bir babaanne olduğu için, oyun boyunca herkes ona garsonluk yapıyor. Oyun sonrasındaysa bizim için bulaşık yıkama vakti başlıyor. Biz bulaşıkları yıkarken, erkekler de dekoru topluyor. Burada her şey imece usulü yapılıyor” diyor.


‘Can boğazdan gitti’

Kadın kılığına girerek babaanneyi canlandıran Aşkın Şenol, “Rolüm, tüketme duygusunun hayatımızın tamamına yayıldığını daha iyi kavramamı sağladı. ‘Can boğazdan gelir’ diyerek insanlığı, barışı, aşkı her şeyi yiyip tükettik. Sonuçta can boğazdan gitti, can çekişmeye başladık” diyor. Paragöz şekerci rolündeki Çetin Kaya ekliyor: “Bu düzene elini veren kolunu kaptırıyor. Ama biz yine de iyiliğin kazanacağına inanıyoruz .”

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
1881 -
1938