Kocamustafapaşa'da ÖZGÜN BİR DÜNYA SEMAVER KUMPANYA
GEÇTİĞİMİZ hafta Kocamustafapaşa'daki Çevre Tiyatrosu'nda, 2002 yılında Işıl Kasapoğlu tarafından kurulan Semaver Kumpanya'nın 'Bir İnfazın Portresi' adlı oyununu izledim. İngiliz yazar Howard Barker'ın kaleme aldığı, Ani Haddeler ile Yavuz Pekman'ın Türkçe'ye çevirdiği oyunun yönetmeni Zeynep Su Kasapoğlu. Sibel Altan, Hakan Atalay, Sarp Aydınoğlu, Sezin Bozacı, Merve Dağlı, Merve Dizdar, Serkan Keskin, Mustafa Kırantepe, Yavuz Pekman, Volkan Sarıöz, Serkan Tınmaz, Elif Ürse ve Sabahattin Yakut'un rol aldıkları oyun; görüntüde 16'ncı yüzyılda, İnebahtı Savaşı sonrası Venedik'te geçiyor. Ama özünde günümüz dünyasına ve Türkiye'sine dair de çok şey söylüyor.
Venedik yönetimi ve kilise, bu savaşın bir zafer olarak gördükleri sonucunu ölümsüzleştirmesi için ülkenin en özgün ressamı olan Galactia'ya bir tablo sipariş ediyor. Galactia için ise savaşın kazananı yok, savaşı kutsamak yerine savaşın insanı maymuna çevirişini resmediyor. Bu resmediş esnasında oyundaki karakterlerin kendi içlerinde ve aralarında yaşadıkları çatışmalar ve kırılmalar; sahnede kendiliğinden tüm insanlığa dair bir tablo oluşturuyor. Herkesin savaşı kendi gerçekleri üzerinden yorumladığı oyun, seyirciye kendi gerçeklerini sorgulatıyor. Hande Tomris Kuzu'nun tasarladığı karakterlerin iç organlarını gösteren muhteşem kostümlere eşlik edercesine, kendiliğinden kendi içini ve içinde yaşadığı dünyayı sorgulamaya başlıyor insan. Kostümlerde kan, oyunda "Akan kanın çığlığı" diye bir replik var. Oyun ilerledikçe, o çığlığın çoğu zaman kulaklarımızı tıkadığımız sesine kulak vermemek imkânsız hale geliyor. Bir seyirci olarak söyleyecek sözü olan bu tür oyunları çok seviyorum. Sezonu; konusundan rejisine, Cem Yılmazer'in imzasını taşıyan yalın dekorundan samimi performanslarına kadar her şeyiyle, özellikle de içimdeki çığlığın dışarıya taşmasına yol açan etkileyici finaliyle bana "İyi ki tiyatro var" dedirten bu oyunu izlemeden kapatmanın büyük kayıp olacağını düşünüyorum. Yeri gelmişken Semaver Kumpanya'nın 'Metot' adlı oyununun artık Taksim'deki Sahne Pulcherie'de de seyirciyle buluştuğunu belirteyim. Her iki oyun için de biletler 0 212 585 59 35 numaralı gişede ve Biletix'te!
Gelelim 'Bir İnfazın Portresi'nin kulisine... Sezon boyunca girdiğim en eğlenceli ve samimi kulislerden biriydi. Oyunda Galactia'yı canlandıran Elif Ürse, bu samimiyeti şöyle özetledi: "Biz bir aileyiz. Kulisimiz bir Ertem Eğilmez filmi gibi." Rehberliğinde tiyatroyu karış karış gezdiğim Sarp Aydınoğlu, "Biz kendi üretimimizi kendimiz gerçekleştiriyoruz. Sahneleyeceğimiz oyunu birlikte seçiyoruz, yemeğimizi birlikte hazırlıyoruz, dekoru birlikte topluyoruz" derken, Serkan Keskin ekledi: "Semaver Kumpanya olarak '12.Gece'yi oynadığımızda ben 23 yaşındaydım. Burası henüz inşaat halindeydi. Işıl Kasapoğlu özgün biri. Onun öncülüğünde merkezde tiyatro yapmak yerine Kocamustapaşa'da seyirciye ulaştık. Kurulduğumuzdan beri birlikte hayal ettik ve birlikte üretiyoruz. Her zaman söyleyecek sözü, hayata dair bir derdi olan oyunlarla sahnede olacağız."
Mutfakta erkekler var
IŞIL Kasapoğlu Semaver Kumpanya'yı kurarken, "Burada her gün yemek çıkacak" demiş yol arkadaşlarına. Öyle de olmuş. Serkan Keskin, "Yemeklerimizi kendimiz hazırlıyoruz. Bu işin bir sırası yok. Kim isterse o yemek yapıyor" diyor. Ekibin en yetenekli aşçıları olarak kabul edilen Sarp Aydınoğlu çorbalarda, Serkan Keskin hünkârbeğendide, Mustafa Kırantepe ise bulgur pilavında iddialı. Benim kulise gittiğim gün Aydınoğlu çorba ve kabak yaptı, tadı damağımda kaldı. Ekibin kadınları, "Yemekleri erkekler yapıyor biz afiyetle götürüyoruz" diyor. Sıcak ekmek ve tereyağı da her yemeğe eşlik ediyor.
'İSMAİL ABİ'YE teşekkür ediyorum'
TİYATRONUN alt katında masa tenisi oynayan Serkan Keskin, 'Leyla ile Mecnun' dizisinde İsmail Abi karakterini canlandırmaya başladıktan sonra seyircilerinin arttığını söyledi: "İsmail Abi'yi görmek için hayatında ilk defa tiyatroya geldiğini ve ardından başka ekiplerin oyunlarını da izlemeye başladığını söyleyen gençler var. İsmail Abi'ye teşekkür ediyorum, sayesinde birileri tiyatro seyircisi oldu ve oluyor. Geçenlerde 'Metot' adlı oyunumuzun başında, önde oturan bir grubun, 'İsmail Abi'ye hop diye seslensek mi?' diye konuştuklarını duydum. İçimden 'Ne olur seslenmesinler' dedim. Beni İsmail Abi olarak göremediklerine üzülenler, komedi oynamadığıma şaşıranlar da oluyor."
'Kibirli sanatçı kaybolmaya mahkûmdur'
‘BİR İnfazın Portresi’nde, “Siz sanatçılar birbirinizi ne kadar tutuyor gibi gözükseniz de aslında birbirinizden nefret ediyorsunuz” diye bir replik var. Serkan Keskin, bu replik üzerinden şunları söyledi: “Oyunda aynı ekolün ressamları cenazeden cenazeye bir araya geliyor. Ülkemizde de sanatçılar olarak sadece başımıza kötü bir şeyler geldiğinde bir olduğumuzu iddia ediyoruz. Bu durum beni incitiyor. Birbirimizin oyunlarını bile izlemiyoruz.” Elif Ürse ise, “Canlandırdığım Galactia kibirli biri, kendi eserlerine hayran. Onun gibi sanatçıların her yaptıkları kendileri içindir. Kendine tapan sanatçı dipsiz bir kuyunun içinde kaybolmaya mahkûmdur” dedi.