Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DIŞARISI buz gibi, kar ha yağdı ha yağacak. Martin Sherman'ın yazdığı, Mesut Özkeçeci'nin Türkçe'ye çevirdiği, Meltem Cumbul'un yönettiği 'Bent' adlı oyunu izlemek için İstiklal Caddesi'nden Galata Kuledibi'ndeki D22'ye doğru yürüyorum. Dışarısı buz gibi ama içim Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nden mezun oldukları gün bir tiyatro kurmak için mekân aramaya başlayan, Hamursuz Fırını'nı D22'ye dönüştürerek tiyatroseverlere yeni bir yuva kazandıran ve ilk oyunları Bent'te başrolleri paylaşan Berkay Ateş, Can Kulan ve Emir Çubukçu ile yeniden bir araya gelecek olmanın mutluluğuyla sıcacık.

        İlk buluşmamızda D22 henüz inşaat halindeydi. İlk röportajlarını bana vermiş, "Tiyatroda A, B, C ve D sıraları 21 koltukludur. Biz 22'ye yani ulaşamadığımız seyirciye de ulaşmak istiyoruz. O yüzden tiyatronun adını D22 koyduk" demişlerdi. Neden ilk oyun olarak 'Bent'i seçtikleriniyse şöyle özetlemişlerdi: "Bu oyun, özgürlüğün ve iyiliğin her türlü baskı ve şiddete karşı insanın içinde olduğu gerçeğini anlatıyor. Oyunu dün ya da bugün fark etmeksizin faşizmin zulmüne ve insanlık dışı her türlü muamelesine karşı olduğumuz için seçtik. Bütün bu şiddetin içinde sevginin gücüne inanıyoruz."

        'GUERNICA' İLE İÇE DÖNÜŞ

        Bu 3 genç ve güzel adamla ikinci buluşmam sırasında onlar 'Bent'i seyirciyle buluşturmak için, içlerinden taşan tiyatro aşkından aldıkları güçle kurdukları D22'nin sahnesindeydi, bense dünyalara değişmeyeceğim seyirci koltuğunda. Hitler dönemini, faşizmin insanlık dışı yaptırımlarını cinsel kimlik üzerinden tartışan oyun; oyuncuların sahnede Eric Morris metoduyla ısınmasıyla başlıyor.

        Oyuncular, "Ne hissediyorum?" sorusunu yüksek sesle yanıtlayarak ısınırken sanki az sonra anlatacakları evrensel hikâyenin seyirciyi hisleriyle sarmaş dolaş hale getireceğinin haberini veriyor.

        Karakterlerin birbirlerini dönüştürdüğü, sevginin ve aşkın faşizme karşı direncini anlatan bir hikâyesi var 'Bent'in. Meltem Cumbul'un incelikli rejisi, Barış Dinçel'in sade dekoru, Nurkan Renda'nın insanın özüne seslenen müziğiyle harmanlanan bu hikaye; insana, edinilmiş güçlerini kendi gibi düşünmeyene yaşamayana zulmetmek için kullananların kol gezdiği bir dünyada ne olursa olsun insan gibi yaşamaktan, kendini gerçekleştirmekten vazgeçmeme şevkini aşılıyor. Dekorun bir parçası olan ve iç savaşı anlatan Picasso'nun 'Guernica' tablosu, oyun boyunca, "Dışarıda ne olursa olsun sen kendi içindeki insanlık savaşından galip çık" diye sessiz çığlıklar atıyor. "Bütün istedikleri bizi delirtmek" diye bir replik var toplama kampındaki taş taşıma sahnesinde. İşte tiyatro ve'Bent'gibi nitelikli oyunlar tam da bu yüzden iyi ki var;delirmeyelim, ruh sağlığımıza sahip çıkalım, insan olarak geldiğimiz şu dünyada insan kalarak yaşayalım diye...

        SEVMENİN NESİ YANLIŞ?

        Berkay Ateş, Max adında eşcinsel bir playboy'u canlandırıyor oyunda. Can Kulan onun dansçı sevgilisi Rudy rolünde. Max ne kadar bencilse Rudy o naif. Nazi Almanyası'ndan temizlenmeleri için toplama kampına götürülürken içine tıkıldıkları trende yolları Emir Çubukçu'nun canlandırdığı Horst ile kesişiyor. Ve bu noktadan itibaren oyun; Max'ın yaşadığı dönüşümden hareketle seyirciyi gerçekten isterse her insanın kendi iç dünyasını temize çekme şansına sahip olduğu gerçeğiyle yüzleştiriyor. Öyle bir sevişme sahnesi var ki oyunda; insanın ruhunu kanatlandırıyor. "Seni seviyorum, bunun nesi yanlış?" repliği sevmekten bihaber kalplere tokat gibi çarpacak cinsten! Ateş de, Kulan da, Çubukçu da dupdurular sahnede. Ateş, Max'in yaşadığı dönüşümü iliklerine kadar hissettiriyor seyirciye. Kulan ve Çubukçu yumuşacık oyunculuklarıyla seyircinin kendini tamamen açmasını sağlıyor oyunun sert hikâyesine. Wolf karakteriyle kısacık bir süre sahnede görünen Necati Kutlu, kendisini uzun uzun izleme arzusu doğuruyor. Subayı oynayan Sercan Sungur, performansıyla insanın sinirlerini bozuyor.

        Oyunun amca rolüyle sahnede olan çevirmeni Mesut Özkeçeci'ye böylesine zengin bir metni tiyatromuza kazandırdığı için teşekkür etmek gerekiyor. Reha Özcan barkovizyondan eşcinsel barın sahibi Greta'yı canlandırarak dahil oluyor oyuna. Öyle bir dahil oluş ki bu; süresi çok kısa ama etkisi en derinlere ulaşıyor. Yüzündeki ifade, bakışı ve mimikleri insanın içine işliyor.

        Oyunda Rudy'nin ayağında çiçekli dans ayakkabıları var. Ayakkabılarının üzerindeki çiçekleri okşarken, "Bu çiçekler konuşuyor" diyor. 'Bent' de insanın özündeki çiçeklerle konuşuyor, onlara su serpiyor, onları besliyor. Bu dünyada çiçek açmasını sağlayan ne varsa, koklamaya doyamadığı çiçekler hangileriyse onlardan ne pahasına olursa olsun vazgeçmemesi gerektiğini hatırlatıyor insana. Hem hüzünlendiriyor hem gülümsetiyor.

        TİYATROYA SARILAN ÜŞÜMEZ

        Başlarken "D22'ye doğru yürürken dışarısı buz gibiydi, içim sıcacık" dedim ya; oyunun en kalbe dokunan sahnelerinden birindeki "Sen bana böyle sarılırsan, ben sana böyle sarılırsam hiç üşümeyiz" repliği bana öyle bir sarıldı ki; dışarıdaki soğuk havaya ve soğuk dünyaya meydan okumam için beni öyle bir silkeledi ki... İnsanın kendine, hayallerine, sevdiklerine sıkı sıkı sarılabilmesi ve sarılmaktan hiç vazgeçmemesi o kadar kıymetli ki... Mesela benim tiyatroya sarıldıkça sarılasım geliyor, tiyatro sayesinde ruhum üşümüyor. 'Bent'in biletleri Biletix'te ve 0212 293 19 92 numaralı gişede... İlk fırsatta kalbinizi ve ruhunuzu ısıtın 'Bent'le...

        ‘Güneşin Sofrasında’ buluşalım

        İŞ Sanat'ın şiir tutkunlarının yakından takip ettiği 'Şiir Dinletileri' programı, 23 Aralık Pazartesi akşamı saat 20.00'de Nâzım Hikmet'in şiirleriyle başlıyor. Atilla Birkiye ve Mehmet Birkiye'nin seçtiği Nâzım şiirlerini; Bülent Emin Yarar, Hakan Gerçek ve Metin Belgin seslendirecek. Vedat Sakman ise bu özel dinletiye Nâzım'ın şiirlerinden bestelediği şarkılar ve kendi şarkılarıyla renk katacak. Nâzım'a dair barkovizyon görüntülerinin de yer alacağı dinleti, ücretsiz olarak sanatseverlerle buluşacak. Gelin 'Güneşin Sofrasında' buluşalım; Nâzım'la güzelleşelim, arınalım...

        AST 'Halktan Biri' ile İstanbul'da

        ANKARA Sanat Tiyatrosunun 'Halktan Biri' adlı oyunu, 22 Aralık'ta saat 20.00'de İstanbul'da sahnelenecek. Sam Bobrick'in yazdığı, Ekin Tunçay Turan'ın Türkçe'ye çevirdiği, Arif Akkaya'nın yönettiği oyunda Mahir İpek ve Mehmet Atay rol alıyor. Açlık sınırında yaşayan, işinden atılmış Travis Pine ile başkana yazdığı hakaret dolu mektupları durdurması için evine gelen ajan Tom Walker'ın hikâyesini anlatan oyun Akatlar Kültür Merkezi'nde ücretsiz olarak seyirciyle buluşacak. Ankara'nın başlıca renkleninden biri AST! Oyunu İstanbul'da izleme fırsatı kaçmaz!

        Diğer Yazılar