Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        VARLIKLARI ve Türk tiyatrosuna kazandırdıkları için her gün bütün kalbimle teşekkür ettiğim alternatif mekânlardan biri SahneHâl. TiyatroHâl olarak, bu sezon yine zengin bir repertuvarla ve yeniliklerle seyirci karşısındalar. Geçtiğimiz hafta soluğu ekipten Güney Zeki Göker, Serkan Altıntaş ve Iraz Yöntem'in yanında aldım. SahneHâl'in girişindeki 'Burada tiyatro var' yazısının yüzümde yarattığı kocaman gülümseme eşliğinde onlarla keyifli, ümitli, besleyici bir sohbete daldım.

        Haliç Üniversitesi'nde öğrenci oldukları yıllarda üniversite dışında Talimhane Sahnesi'nde, Oyuncular Kahvesi'nde, Kumbaracı 50'de ve Maya Sahnesi'nde de oyunlar sahneleyen Güney ve Serkan; Talimhane'nin mühürlenmesinden sonra, evlenmeye hazırlanan iki arkadaşlarıyla birlikte ev ararken mekânı bulmuş. Bilardo salonundan tiyatroya dönüştürdükleri mekânın adı SahneHâl olmuş. Serkan

        "Hâl hem kurulu düzeni bozmak anlamına geliyor hem de ülkemizde oyuncu genelde hâlden meyve seçer gibi seçilir. O yüzden bu ismi seçtik" diyor. 20'li yaşlarının ortalarında, sermaye olarak içlerindeki tiyatro aşkını koyarak ortaya, mekânın her köşesini kendileri yapmışlar. 28 günlük inşaat sürecinde içlerindeki marangozla tanışmışlar. Güney, "Kendi evimde masa kırılsa tamir etmem ama burada dekordan seyircinin ayağının altındaki tahtaya kadar her şeyde emeğimiz var. Kaynak yapmayı da öğrendik, demir eritmeyi de" diyor.

        'SEYİRCİMİZLE AYAKTAYIZ'

        Şişli Belediyesi sadece 6 ay destek vermiş 2011'de kurulan SahneHâl'e. Hemen belirteyim; burası kurulduğundan beri daha çok politik metinler üzerinden hareket ettiği için mühürlenmiş, 28 gün kapalı kalmış bir sahne. Bütün engellemelere ve baskılara rağmen doğru bildikleri yolda ilerlemekten vazgeçmeyen bu gençler, "Seyircinin desteğiyle ayakta duran bir tiyatroyuz. Hiçbir özel ya da kurumsal sponsorluğumuz yok. Sürekli üretiyoruz, yeni oyunlar sahneye koyuyoruz. Tiyatro işletmek bir ticari mekân işletmekle eşdeğer. Vergisi, kirası, stopajı, ruhsatı, faturaları var. Bize destek olacak bir özel kurum bulsak şahane olur. Bu onların da yararına, sanata verdikleri desteği vergiden düşerler" diyor.

        ÇEŞİTLİ KAMPANYALAR VAR

        Vazgeçilmez tek desteğin, sürekli seyirci desteği olduğunu belirten Iraz, ekliyor: "İkincikat'taki oyunculuk maceram devam ederken, bu sezon SahneHâl'de ilk defa kalkıştığım işler var. Emmanuel Robles'in 'Özgürlüğün Bedeli' adlı oyunundan esinlenerek 'Kırmızı' adında bir oyun yazdım. Mart ayında Güney ile birlikte sahneye koyacağız. Festivale bir oyun sunduk. Atiq Rahimi'nin 'Sabır Taşı' adlı romanını oyunlaştırdım, benim rejimle seyirciyle buluşacak. 'Örümcek Kadının Öpücüğü', 'Kırık Merdiven', 'Soytarılar' ve 'Canavar Cafer' bu sezonun repertuvarında yer alan diğer oyunlar. Koral Erat afiş tasarımlarımızı yapacak. Serkan Altıntaş'ın Geyve Cezaevi'nden Tutunamayanlar adında 11 kişilik bir grupla birlikte hayata geçirdiği sosyal sorumluluk projesinin belgeseli montaj aşamasında. Biz burayı tamamen kendi oyun alanımıza çevirmek, yaptıkları işlere güvendiğimiz arkadaşlarımıza da sahnemizi açmak istiyoruz."

        "Ülke gündemi malzemeyle dolu, dolayısıyla sürekli üretiyoruz. Bu üretim daha çok seyirciye ulaşsın diye çeşitli kampanyalar düzenledik" diyen Iraz, Güney ve Serkan; SahneHâl'in kampanyalarını şöyle özetliyor: "Yüzde 50 indirim sağlayan 'Hâl a Kart' adlı bir kartımız var. Sandalye kampanyamız var; seyirci 1 sezondan 4 sezona kadar değişen ücretlerle sandalye satın alıyor. Bu sandalyelere ücretini ödeyen kişinin adı yazılıyor ve oyunları kendi sandalyesinden izliyor. Bu yıl 'Askıda Bilet' diye yeni bir kampanya başlatık. Maddi durumu iyi olan seyirci tiyatroya gelirken ekstradan bir bilet alacak. Askıda duracak bu biletle imkânı olmayan seyirci de oyun izleme fırsatı bulacak. Biz de her akşam kendi kasamızdan 3 bilet asacağız askıya..."

        BİLET DEĞİL REÇETE

        Aileden tiyatrocu olan Güney ve Iraz, "Biz kuliste büyüyen, yatağında rahat uyuyamayan, oyun oynamaya doyamayan çocuklarız" diyor. Serkan da onlara katılıyor. Hep söylüyorum; seyirci onların oynamaya doyamadıkları oyunların olmazsa olmazı. Tiyatro biletiyse; vicdanlara, ruhlara, kalplere, zihinlere şifa olacak en etkili reçete. Umarım 2014'te daha çok insan farkına varır bunun. Üretmeye

        doymayan, tiyatro aşkıyla tüm imkansızlıklara meydan okuyan tüm ekiplerin, tiyatroların salonları seyirciyle dolup taşar. Unutmayın; tiyatro daha güzel bir dünyaya açılan kapının kilidini açan anahtar...

        'Kendi aramızda AYRIŞMAYALIM'

        ALTERNATİF mekânların çoğu devletten ödenek alamadı. Iraz, Serkan ve Güney, “Muhalif bir duruşumuz olduğu için zaten beklentimiz yoktu. Alternatif tiyatro mekânları olarak birbirimizi destekliyoruz. Destek oyunları oynuyoruz, bizim oyunumuzda yer yoksa seyirciyi başka alternatif mekânlara yönlendiriyoruz. Tiyatro kolektif bir iş. Birbirimiz için elimizden geleni yapıyoruz” diyor. Devlet ve Şehir Tiyatroları’ndan büyüklerine ise biraz kırgınlar. Nedenini şöyle özetliyorlar: “Büyüklerimiz, hocalarımız alternatif mekânları kendilerine alternatif yerler gibi gördü. Buralar alternatif tiyatrolar değil, dönüşebilen oyun alanları olduğu için alternatif mekânlar. Biz de bu işin eğitimini aldık, onların öğrencileriyiz. Tekst gönderiyoruz okumuyorlar, oyunlarımızı izlemiyorlar. Hepimiz aynı yolun yolcusuyuz, her mekânın ayrı bir sesi var. Bizden haberdar olsunlar, bizi izlesinler, kendi aramızda ayrışmayalım.”

        Diğer Yazılar