Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        MUHSİN Ertuğrul, 1931’de kaleme aldığı bir yazıda, “Kime nasıl hitap edeceğimi bilemediğim için baş tarafa o makamın adını yazamadım fakat bu iyiliği yapacak makam kimse o makama diyorum ki ben bir tiyatro istiyorum. İstanbul şehrine her şeyden önce bir tiyatro binası lazım. Bu bina; mezbahadan, halden, köprüden, hastaneden hatta mektepten daha ehem” demiş. Yıl 2014, ilgili makamların durumu ortada. Yenilerini yapmak bir yana mevcut tiyatro binalarını boşaltmaya ya da yıkmaya yönelik bir düzen var. Ertuğrul, “Yaşamımı tiyatroya adadım; hem sevdiğim bir işte çalışmak hem de bu sanat dalının toplumun yüreğinde çiçekler açtıracağına inandığım için...

        Bu inanç o kadar derine kök saldı ki, yarın kıyamet kopacağını bilsem, bugün bir tiyatro daha açarım” da demiş. Ne varsa kendisi gibi yaşamını tiyatroya adayanlarda; tüm baskı ve zorluklara rağmen, toplumun yüreğinde çiçekler açsın diye bu ülkeye yeni tiyatro binaları kazandıranlar da var. O iyi ki var insanlardan biri de Genco Erkal...

        YÜREKLERIMIZ ÇIÇEKLENİYORDU

        Kurucusu olduğu Dostlar Tiyatrosu, 20 küsur yıllık yuvası Muammer Karaca Tiyatrosu’ndan doğru düzgün bir açıklama yapılmadan çıkarıldıktan sonra, Eminönü’ndeki dede yadigârı tarihi Ali Paşa Hanı’nı doğal dokusuna zarar vermeden tiyatro haline getirdi Erkal. Tülay Günal ile birlikte Nâzım Hikmet’in dizelerinden uyarladığı ‘Yaşamaya Dair’ adlı müzikli gösteriyi sahnelemeye başladılar handa. Tiyatroseverlere; ay, yıldızlar, rüzgâr esintisi ve kuş sesleri arasında, büyülü bir mekânda sanatla sarmaş dolaş olma imkânını sundular. Nâzım’ın ‘Güneşin Sofrasında Söylenen Türkü’süyle yaptılar her gösterinin finalini. “Dostların arasındayız, güneşin sofrasındayız” diyerek... Demekle kalmayıp bunu seyirciye iliklerine kadar hissettirerek. Zamanın ve Nâzım’ın ölümsüz dizelerinin su gibi aktığı o handa, Muhsin Ertuğrul’un bahsettiği şey gerçekleşti. Su aktı yolunu buldu; yüreklerimiz, ruhlarımız, umutlarımız, yaşama sevincimiz, aydınlığa inancımız çiçeklendi.

        O TESTERE HEPİMİZİ DOĞRADI, PARÇALADI

        Tam Erkal ödenek meselesiyle ilgili açtığı davayı kazanıp handa sahnelenecek yeni oyunun hazırlıklarına başlamışken, Ramazan Bayramı’nın üçüncü gününde biri hana girdi ve elektrikli bir ağaç testeresiyle, seyircilerin oturduğu platformu doğradı. O testere, platformla birlikte tiyatroseverlerin içini de parçaladı. Erkal, “Çevre esnaf, kapısı kapalı handan testere sesleri geldiğini duyunca muhtara haber vermiş. Muhtar kapıyı defalarca vurmuş ama kimse açmamış. Hanın savaş alanına dönmüş halini görünce çocuğum yok edilmiş gibi hissettim” diyor. Olayın Genco Erkal için en acı yanlarından biri de bu vandal saldırıyla ilgili üç şüpheliden birinin hanın hissedarlarından olan kardeşi Ferit Erkal olması.

        Genco Erkal, “Hanın tiyatroya dönüştürülmesi sürecinde kardeşim yanımdaydı. Sonradan ticari kaygılar nedeniyle ‘Burada tiyatro istemiyorum’ demeye başladı. Şüpheliler arasında bulunan, handa döküm atölyesi olan Osman isimli usta da aynı şeyi söylüyordu. Çok endişelendim. Bir süre önce, mekâna zarar vermelerini engellemek için kendilerine noter aracılığıyla ihtarname çekmiştim. Yaşananları aklım almıyor” diyor. Şüpheliler arasında hanın bekçisi de bulunuyor. Erkal, üç şüpheli hakkında da şikâyette bulundu. Olay yargı sürecinde. Suçlunun bir an önce tespit edilmesi ve kendisinden sadece Dostlar Tiyatrosu’na değil, tiyatroya gönül vermiş herkese yapıldığını düşündüğüm bu barbar saldırının hesabının sorulması en büyük dileğim.

        Diğer Yazılar