Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        A.Gücü'ndeydi. Sezonun son maçıydı galiba... Fatih Terim'le beraber, Yalova'dan vapurla İstanbul'a dönerken, bana hedeflerinden ve Türk futbolcularının yeteneğinden bahsetti.

        Hedeflerini anlattı. "Bu ülkeye, Avrupa şampiyonluğu, Dünya kupası uzak değil" dedi. Dinledim. Hedefler, çok hoşuma gitmişti. Ama o yıllar, 'maalesefli yıllar'dı. İnanmak istedim fakat elin yabancısı bize acımıyordu bile... 4, 5, 6, Edirne ötesi haramdı bize... Aradan yıllar geçti... Terim, Denizli, Yanal ve daha bir çok isim, içimizdeki İRLANDALI abilerimize rağmen, inandırdılar bizi... Türk antrenörü, Türk futbolunu zaferden zafere koşturan Şenol Güneş gibi... Ertuğurul Sağlam, Aykut Kocaman, Tayfur Havutçu, Abdullah Avcı ve daha niceleri...Terim, Denizli, Güneş, açtılar kapıyı ardına kadar... TERİM yine geldi. Bakın kimleri hediye edecek Türk futboluna! Ben onu tanıyorum ve sonuna kadar inanıyorum. Bizi, bizden başka kimse anlayamaz. Bu yazdıklarıma kızanlar olursa, acil tavsiyem soda içsinler! Çünkü bol bol yazacağım...

        *

        Şampiyona tebrikler

        Fenerbahçe'nin, geçen sezon yaşadığı travmayı LİVERPOOL yaşasa, bu sene inanın şampiyon olamazdı... Son maçta kaybetmek ve bir sezon sonra şampiyon olmak! Bu başarı, tebrik edilir... Ama iş şimdi başlıyor. Mourinho, Ferguson ve diğer kurtlar, bekliyor şampiyonu... Çok yerinde ve iyi transferler yapamaz isen, maalesef Şampiyonlar Ligi moral bozar. Ve bu kadro, Şampiyonlar Ligi'nde bence zayıf kalır, şimdilik bu kadar...

        *

        Teşekkürler arkadaşlar

        Spikerler, hep yalnızdır maç başlayınca... Yönetmenler, hep yalnızdır maç başlayınca...

        Maçı iyi anlatırlar, kendi içlerinde sevinirler, onlar yalnızdır... Takımlar şampiyon olur, anlatırlar, küme düşer, anlatırlar... Yönetmenler ise, sanat yapar... Hata yaparlarsa, 3 gün kendiklerine gelemezler, onlar da yalnızdır... Karda, Karabük'te maç anlatırlar, sonra bir bakarsınız, Gaziantep'ten bize seslenirler 1 gün sonra ... Yönetmenler de öyledir... Maçları evimize getirirler... Biz, çizgili pijamalarımızla ya da stüdyoda sıcacık ortamda, rahat koltuklarımızda maçın bitmesini bekleyip, seyredelim, üstüne yorumlayalım diye... Teknik ekipler, hep yalnızdır bu ülkede... Kameramanlar, size gol sevinçlerini en iyi şekilde vermek için, Şubat karında, bellerine kadar su içinde, bizim için koşar bize en önemli anları seyrettirebilmek için... Ama yalnızlık işte... MELİH, ONUR, yönetmen MUSA ÇÖZEN, teknik ekip ve daha niceleri... Beni çok iyi anlayacaklar... Siz, tabii ki "bana ne" diyeceksiniz... "Alıyorlar paralarını, çalışacaklar tabii..." Ben yıllarca yaşadım, hala da yaşıyorum... Biz hep yalnızızdır! Maçlar biter, atımıza biner gideriz, Red Kit gibi... Süper Lig'i bize gerçekten yaşatan bütün dostlar, teşekkür ederim! Ama, ah bir de şu yalnızlık olmasa...

        *

        Siyaset ve futbol

        X takım ceza alır. Hemen o ilin milletvekili veya bakan adayı konuşur. "Biz bu cezayı hak etmedik" diye... Yerel basın yazar, "Neredesiniz? Konuşun, açıklama yapın, hemşehrilerimizi rahatlatın" der... Oysa olan olmuştur... Devletimin polisine, valiliğine, gariban bakkalıma, simitçiye olmuştur olan... Onlar, sopayı, küfürü yerler, sonra enkazı temizlerler. Hiç konuşmazlar, kimse onlara sormaz: "Ne oldu Ali, Mehmet iyi misin?" diye... Susarlar, işlerine

        devam ederler... Sonra... Unutulur, giderler... Yeni bir hadise olana kadar... Sadece çalışırlar, vegilerini vermek için... Güzelim top, bekler yeni sezonu...Ama siyaset beklemez, hep "bu şehir, bu camia, bu olaylara mal edilemez" diye feryat eder. Ama bakkal amca, simitçi baba hep yalnızdır... Ayağa kalkarlar, toparlarlar tezgahlarını, üzmemek için milletvekili abilerini... Top ise bekler, onu kullanmak isteyen sayın beyefendileri...

        *

        Depreme dikkat!

        Simav depremi oldu, sabah 6'ya kadar uyuyamadım... 17 Ağustos 1999 faciasında, Ataköy'de kitap okurken, 3.02'de dünyam yıkıldı... Hâlâ, her yerden gelen o uğursuz çatırtı ve uğultu aklıma gelince, uyku problemim devam ediyor maalesef... Düzce depreminde de, radyo yayınındaydım, yerin üç kat altında...Kader! Bina çökse, sadece karanfil atarlardı, "onları unutmayacağız" diye...Hep aklıma geliyor, "bunu yazmam lazım" diye... Hazır sezon bitti. Lütfen yeni sezon başlamadan, stadları kontrol edin! Sadece Süper Lig değil, amatör küme maçlarını oynayan çocuklar ve tribünleri yeni sezonda dolduracak on binler için! Lütfen stadlarımızı kontrol edin! Şimdiden yazıyorum, lütfen, bu stadlara bebekler bile geliyor! Rahatlatın içimizi! Yoksa deprem olur, biz ağlarız... Sonra soruşturma açarız, falan filan... Vah gidene olmasın, lütfen statlarımızı kontrol edin!

        Su, hiçbir zaman ateşten korkmaz... Hz. Mevlana

        Diğer Yazılar