Sosyal medya sanatçılar için tehlikeli
BEN Talyaa Vardar’a bayılıyorum. Kendisi bilinen şu meşhur koçlardan değil; bu işin ciddi eğitimini almış. ODTÜ Kamu Yönetimi’nin ardından İsviçre’de sanat terapisi üzerine master yapmış. Eşzamanlı olarak Tibetli bir ustadan biyoenerji terapileri öğrenmiş. California’da beyin ve yaratıcılık üzerine araştırmalardan sonra Kanada’da eğitim almış. Flow Coaching International Koçluk Okulu Akademik direktörü ve Sanat Terapisti. Geçen gün buluştuk. Ben de Talyaa’yı yakalamışken son günlerde yaşadığımız mutsuzlukların nedenlerini sordum. Ve tabii Instagram’da insanlar sürekli birbirini didikliyor. Bunun nedenlerini ve tabii biraz da ünlüleri çekiştirdik.
- Neden herkes mutsuz?
Aslında burada politikacılara çok iş düşünüyor. Yani bizleri yönetenlerin tavırları çok önemli. Onlar ve biz durumu hâkim. Bu yüzden de bir huzursuzluk hâkim.
- Peki ne yapacağız?
Dünya zenginlik raporu yayınlandı, dünya nüfusunun %1’i toplam dünyadaki paranın ve zengiliğin %44’üne sahipmiş. Yani hal böyleyken savaş da çıkar, manipülasyon da yapılır, kriz de çıkar. Kendi bilincimiz, kendi farkındalığımız ve çevremize katkıda bulanabilmek için çalışacağız. Ve elimizden gelenin en iyisini yapıp etki alanımızda olmayan şeyler için üzülmemeyi öğrenmemiz gerekiyor. Ama bunu yaparken de “Bana ne” değil, elimizden geleni yapıp biraz da evrenin akışına bırakmak gerek. Yoksa inanılmaz bir mutsuzluk olur.
‘KOLAYCILIĞI SEÇIYORLAR’
- Sosyal medyada da büyük didişmeler oluyor...
Ben bazen sana yapılan yorumları okuyorum ve inanamıyorum. Terbiyesizlik ve kıskançlık.
- Neden bu kadar kıskanç bir toplumuz?
Dizilerin de çok büyük etkisi var tetikliyor bu olayları. Türk insanı okumayı sevmiyor. Amacı yok. Amaçsız sürükleniyor. Kendi amacı olmadığı ve bir şey üretmediği okumadığı içinde senin yaptığını, onun bunun yaptığını kıskanıyor. İstiyor ki, sen de başarısız ol, ‘hazzını’ oradan alacak.
- ”Çok kilo almışsın, zayıflamışsın. Bugün çok çirkinsin, bugün çok güzelsin” gibi genelde yorumlar. Çünkü kolaycılığı seçiyor. En kolayı bir kişinin görüntüsünü eleştirmektir.
‘HANDE YENER MUTLU DEĞİL’
- Ünlü insanlara çok acayip şeyler yazıyorlar.
Sosyal medyanın ünlülere çok büyük zararı var. Mahremiyeti olan insana hayranlık olur. Sosyal medyada sevgilinle, arkadaşlarınla, yemek yerken, uyurken görünce normal insanlar gibi olduğun ortaya çıkıyor. İşte o zaman da her şeyi söylemeyi kendinde hak görüyor. Ve kendini iyi hissediyor.
-Şöhret diye bir şey kalmadı.
Ama o devir bitti. Aslında bütün dünyada bitti. Tüketim çok hızlı. İnsanlar çok çabuk sıkılıyorlar. Kaliteli şeylere özendiren bir toplum da değiliz.
-İlişkiler de hemen bitiyor.
İnsanlar kendilerinden sıkılmaya başladı. Kendi içindeki kaynaklara bakmak yerine, “Senden sıkıldım, ondan sıkıldım, bundan sıkıldım” diyor. Ama aslında kendinden sıkılıyor ve insanlar gerçek şekilde sevmeyi unutuyor.
- Ün ve şöhret bir hastalık mı?
Ünlü olmak bir sendrom. Ama ünlü olma sendromu bir takıntı. Görünmek ve kendini değerli hissetmek için başkasının alkışına ihtiyacı var.
- Bizim ünlülerimiz sizce mutlu mu?
Gerçek anlamda mutluluğu karşılaştırıyorsak bence değiller. Mesela Levent Üzümcü ünlüyse o mutlu. Çünkü bir amacı var. Eğer kişi ünlü olmaktan başka bir amacı yoksa mutsuzdur. O zaman mutluluğunu başkasının inisiyatifine bırakıyorsun. Mesela Hande Yener hiç mutlu değil.
-Neden öyle düşünüyorsunuz?
Sınıf atlama çabasıyla kendini yok ediyor. Bir kere değerleri yok. Bir gün jartiyerle sahneye çıkarsan diğer gün de başımı kapatırım dersen olmaz. Bir özün yok o zaman senin.
-Peki diğer birkaç isim dersek. Mesela Ajda Pekkan.
Yüzüyle bu kadar çok oynayan kişi mutlu olamaz. Kendini sevmiyor.
- Tarkan?
Tarkan daha mutlu ve huzurludur. Çünkü gizlenmeyi seçiyor. Gizlenirken de şunu demek istiyor, “Ben kaderimi sizin elinize bırakmak istemiyorum. Ben kendi hayatımı yaşıyorum.”
- Sezen Aksu?
Sezen Aksu’nun iniş ve çıkışları vardır. Kendini ifade edebildiği zaman mutlu.
- Demet Akalın?
Mutludur diyemem. Ama yüzeysel olarak kendini kabullenmişliği var, rahat bir kız diyelim. Mutlu bir kız demeyelim.
- Hülya Avşar?
Geldiği noktada eskisinden çok daha mutludur.
- Neden sürekli “Ben dünyanın en güzel kadınıyım” diyor.
Narsist de ondan. Saldırsak ağzımızı burnumuzu kırar.
-Programı neden tutmadı sizce?
Tutmaz çünkü kendi değildi. Biraz yapmacıktı. Kendini diva noktasına konumlandırıyor ama yeteneği diva değil.
- Diva demişken Bülent Ersoy?
Çizgi dışı. Onu değerlendiremeyeceğim.
- Gülben Ergen?
Bence şanslı. Onun mizacı iyimser. Kendi ile ilgili iyimser. Ama o da proje insanı.