Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bana “Bacakların çok kalın” diye yazıyor, Özge Ulusoy’a “Çok zayıfsın” diyor. Ben model değilim, normal bir Türk kadınıyım. Özge Ulusoy model. Yani benim bacaklarımın kalın olması, Özge Ulusoy’un zayıf olması kadar normal üstü normal bir durum. Hatta “Çok çirkinsin” diyorlar, “Ellerin çok kaba” diyen bile var. Var da var. Hangisini yazayım? Ben yazarken utanıyorum. Sosyal medyayla birlikte kıskanç, fesat, birbirini çekemeyen insanların ne kadar fazla olduğunu gördük. Yazık, ne kötü bir milletiz biz. Meğer ne çok birbirinin boğazını sıkmak isteyen varmış, ne çok kendini sevmeyen, başkasını ezerek mutlu olan varmış. En son Gülben Ergen isyan etti. Hatta profilini gizlemiş. Yapmayın, etmeyin. Neden gizleniyorsunuz, neden onların istediklerini yapıyorsunuz? Bırakın ne istiyorlarsa yazsınlar. Onları mutlu etmeyin. Onların sevmediği fotoğrafları silmeyin. Farkındaysanız bunları yazan birçok kişinin profili gizli. Kendileri güzel, zayıf, fıstık gibi olsalar gizlenirler mi? Gizliden gizliye laf sokuyorlar, kendilerini tatmin ediyorlar. Kıyafeti, zayıflığı şişmanlığı, güzelliği çirkinliği geçtim dini konu edenlerle hiç muhatap olmayın. Gerçek dini biliyor olsalar zaten bunların ne kadar günah olduğunu da bilirler.

        NURELLA ADINI BEN TAKTIM AMA O BAŞKASI TAKTI DİYOR

        Malumunuz “Bu Tarz Benim”in Nurellası Nur Yerlitaş son günlerde pek bir fenomen, pek bir meşhur. Herkes “Nurella” diyor da başka bir şey demiyor. Hatta “Esin gerçekten öyle mi yoksa oynuyor mu?” diye bana soranlar var. Ekranda gördüğünüz Nurella aynı evdeki Nurella efendim. Hatta Nur Yerlitaş’ın evinde yemek muhabbetleri pek meşhurdur. Harika sofralar hazırlar. Yemeyene bağırır, kızar. Zorla yemek yedirir. Hatta aralarda evinin arka odalarına çağırıp küpeler, kolyeler hediye eder misafirlerine. Gönlü de, eli de pek bir boldur. Mesela bir gece yine evinde Emel Müftüoğlu filan yemekteyiz, bizi kalabalık bir ortamda arka odasına çağırıp bir sürü kolye, küpe hediye etmişliği vardır. Bazılarına çantalar, ayakkabılar hediye ettiği bile var. Yani oynamıyor, olduğu gibi. Geçen gün ekranda denk geldim, şu meşhur “Nurella” adını kimin koyduğuyla ilgili bir konuşma geçiyordu. Bu yazıyı yazdığım dakikalarda telefon ekranımda bu isim belirdi. Telefonu açar açmaz “Ahh ahh ismini ben koydum ama sen beni unutmuşsun Nurella” diye sitem ettim. Ekrandaki “Huysuz ama tatlı kadın”, “Doğru söylüyorsun. Bugün doğrusunu söyleyeyim” diyerek o meşhur kahkahasını attı. Kim ne derse desin, yüreği pek güzeldir Nurella’nın. Bu çekimler zaman zaman dengesini bozsa da, bu tempoya ayak uydurması harika. O program onun enerjisiyle daha da yükseklere taşınıyor. “Bu Tarz Benim”e katkısı da, emeği de çok büyüktür.

        DENİZ BANA KIRILMIŞ

        Deniz Seki’nin şarkılarını her duyduğumda ya da Deniz’in fotoğrafını bir yerde gördüğümde içim acıyor. Avukatı Naim Karakaya ile de sürekli görüşüyorum. Deniz’den haberler almaya çalışıyorum. Geçen hafta pazar günü “Aşkın yükünü kadınlar taşır” diye bir yazı yazmıştım. Deniz bu yazıma çok üzülmüş. “2009’da ayrıldığım bir kişiyi yazmasına üzüldüm. 3 yıllık bir ilişkim var. Daha sorumlu davranmasını beklerdim” demiş benim için. Haklı, çok haklı Deniz. Ama sorumsuz davrandığımı düşünmüyorum. Kendisinin bu aşkı yaşadığı için bu durumda olduğunu savunan hatta buna sevinen insanlara yazılmış bir yazıydı o. Özellikle de ne acıdır ki hemcinslerimiz yapıyor bunu. Zaten kadının kadına ettiğini bilmeyen yok. Özelikle de Türkiye’de bu düşmanlık kim bilir daha ne kadar sürecek. Sonuç olarak amacım Deniz’i üzmek değil. Eski çamaşırları gün yüzüne çıkarmak da değil. Amacım onun bu duyguları çok yüksek ve olduğu gibi yaşadığını anlatmaktı. “Her kadın bunu yaşıyor” demekti. Yani onu eleştiren, “Oh olsun” diyenler yaşıyor. Artık bunları geçelim ve Deniz’in özgürlüğe kavuşacağı günler için dua edelim. Bu arada Sezen Aksu’nun “Verimhaneye çevir” sözü son zamanlarda duyduğum en yapıcı, en olması gereken sözdür. Helal olsun!

        Diğer Yazılar