Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BU sözleri ben değil bu hafta röportaj yaptığım Yeşim Salkım söylüyor. Yaşını asla saklamadığını belirten Salkım “45 olabilirim ama ruhum 25” diyor. Bayılıyorum böyle kadınlara. Benim annem de sık sık “65 olabilirim ama kendimi çok genç hissediyorum” der. Harika kadınlar bunlar, harika! Sanırım bu kadınların bu durumu da erkekleri korkutuyor. “Ne oluyor bu kadınlara? Aman Allah’ım” durumundalar. O yüzden de “Eşit değiliz” laflarını gündemden düşürmüyorlar. Bu lafı unutmamamız için sürekli gündeme getiriyorlar. Varsın getirsinler. Tabii ki eşit değiliz; bizim daha fazla artımız var. “En azından çocuk doğurabiliyoruz” gibi klişe bir sözü hatırlatayım bari. Ve üstelik “Her kadın anne olmak zorunda değil” düşüncesiyle doğurabilecekken doğurmamayı tercih edenlerimiz bile var. En başında da ben geliyorum. Geçen gün karşılaştığım 50’lerine yaklaşmış ve hâlâ fıstık gibi olan bir hanım da aynı benim durumumda. Hiç çocuğu olmamış, doğurmak istememiş. Ve bundan da hiç şikâyetçi değil. Zaten bütün çocuklar bizim öyle değil mi? Ha doğurmuşuz ha doğurmamışız. Üstelik böyle bir gücümüz varken doğurmamayı tercih etmek ayrı bir ayrıcalık. Bu arada ben de 2015’te 38 yaşında olacağım ve hâlâ kendimi 28 hissediyorum. Hatta o yaşa kendimi kapattım. 50 de olsam 60 da, 28 hissedeceğim.

        Ece’nin yemekleri

        GELİŞİMLERE pek bir açık olduğunu düşündüğüm Hardal’ın patronu Uğur Karabayır, Ece Vahapoğlu ile bir iş ortaklığına girmiş. Nişantaşı’ndaki mekânında Ece Vahapoğlu’na mönüsünde bir yer ayırmış. Geçenlerde buluştuk. Ece’nin önerdiği diyet yemekleri tattık. Pek güzel olmuş. Tadından yenmiyorlar. Diyet gibi de değil. Oldukça keyifli. Aklınızda bulunsun derim. Bu arada Ece’nin sürekli, koşma, atlama, tırmanma hallerine de bayılıyorum. Sonuç olarak bu işten para kazanıyor ve öyle yaşaması gerekiyor. Yani en doğrusunu yapıyor. Atlamaya, zıplamaya, koşmaya devam Ece!

        Mezuniyet hediyesi ESTETİK

        BU anneleri anlamak mümkün değil. Geçen gün estetik cerrah Operatör Doktor Serhat Tuncer ile sohbet ediyoruz. Malumunuz estetik ameliyatın yaşı bir hayli düştü. Genç kızlar çatır çatır bıçak altına yatıyor. Benim orada olduğum gün gencecik bir genç kız dudaklarını yaptırdı. Doktor bey “Tamam daha fazla yapmayacağım” dediyse de, kız “Daha fazla” diye yalvarıyordu. Üstüne de suratına dolgu yaptırmak istedi. Doktor bey yapmadı. Ben tabii meraklı Melahat, doktor beye “Gençler en çok nerelerini yaptırıyor?” dedim. En çok meme ve burun yaptırmak istiyorlarmış. Ama tabii bunların hepsi de anneleri ve babaları tarafından mezuniyet hediyesi oluyormuş. Genellikle de anneleri yön veriyormuş. Eee genellikle son dönem annelerin, kızlarının zengin bir koca bulmasını ya da oyuncu olmasını istediklerini düşünürsek bu revize hiç de fena değil. Ama keşke çocuklarınız belli bir yaşa gelene kadar onların bu tarz şeyler yapmasına izin vermesiniz. Ne hoş olur, pek güzel olur.

        Son günlerde

        - ‘Bu Tarz Benim’i izlemek için evinde oturan erkek arkadaşlarım var.

        - Kerem Bürsin’in fanatik hayranı olup hatta “O ne yapsa izlerim” diyen birçok kişinin arasında ‘Şeref Meselesi’ni izlemeyenler var.

        - Deniz Seki’nin tahliye olacağına inanan çok tanıdığım var.

        - Kıvanç Tatlıtuğ’un en yakın zamanda ekranlara dönmesini isteyen tanıdıklarım var. Çünkü ekranın onsuz çok eksik olduğunu düşünüyorlar.

        - Son günlerde makyaj yapmama durumunun çok abartıldığını düşünen tanıdıklarım var. Mesela ‘Medcezir’de Şebnem Dönmez’in artık bir göz kalemi sürmesi gerektiğini düşünenler var. Ben de aynı düşüncedeyim. Bu hafta izledim. Sadelik biraz abartılmış gibi. Bir göz kaleminden bir şey olmaz.

        - ‘Medcezir’ demişken; uzun süredir ilk kez bu hafta izledim. Herkes kapı dinliyor. Bu kötü bir alışkanlık. Yeni nesil diziyi izliyor. Aman dikkat!

        Diğer Yazılar