Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İNSANIN içi acıyor. Duydukça, öğrendikçe... Kadınlar sesini yükselttikçe... Bir kadın olarak yüreğim sıkışıyor. Şimdi de İkbal Gürpınar eşi Emre Ermiş’ten ilk günden bu yana şiddet gördüğünü açıkladı. Bunun sonu gelmeyecek. Çünkü çocuklarımız öyle kötü yetiştiriliyor ki, büyüdükçe de dayak atmanın gerekli bir şey olduğunu zannediyorlar. Görüyorum sağda, solda. Apartmanda aşağı katımda, yukarı katımda. Çocuklar hep ağlıyor. Anneler, babalar hep bağırıyor. Çocuklarını dövüyor anneler, babalar. Gerekli, gereksiz. Üstelik aşağılıyorlar da... Çocuklarıyla konuşan mantıklı anne baba sayısı o kadar az ki memlekette. Maalesef mutlu çocuk daha da az.

        Allah aşkına bir oturun ve şöyle yaptığınız şeylere bakın. O çocuğun nasıl normal olmasını bekliyorsunuz? Geçen öğlen kuaföre bir kadın çocuğuyla geldi. Ben gittiğimde 3 saattir oradaymış. Benim orada olduğum 45 dakika boyunca çocuğu nasıl dövdü, aşağıladı size anlatamam. “Seni istemiyorlar, yaramazlık yapıyorsun” diye diye aklına öyle bir girdi ki... Üstelik o mekân kadın dolu. E be kadın, o minicik çocuk senin saç boyanı, manikürünü, pedikürünü, röfleni beklemek zorunda mı? Çocuk sakin bir yer istiyor, oynamak istiyor, nefes almak istiyor. Herkes çocuğa “Otur, yapma, ay sen çok yaramazsın” diyor. Yani sadece anne değil çocuğu eleştiren. Mekânda çocuğa sevgi gösteren kimse yok. Çocuğu annenin elinden alıp dışarıya çıkarmaya yeltendim annesi beni de dövecekti. Şimdi sürekli böyle yaşayan bir çocuktan gelecekte nasıl güzel bir eş ve aile babası olmasını bekliyorsunuz bana söyler misiniz?

        Bu size anlattığım küçük, küçücük bir örnek. Allah aşkına çocuklarınıza eziyet etmeyin. Kendi zevkiniz için doğuruyorsunuz bari eziyet etmeyin! Gerçekten tiksiniyorum bu tarz insanların anneliğinden ve babalığından.

        Yılmaz Morgül fırtınası esiyor

        MEMLEKETTE o kadar kötü ve olumsuz şeyler oluyor ki; artık gülmek, eğlenmek hatta huzurlu olmak ayıp sayılır hale geldi. Ve böyle giderse önümüzdeki zamanlarda bu kelimeleri anmayı bile tamamen unutacağız. Ama yüzümüzü gülümseten şeyler de olmuyor değil. Son zamanların Instagram’da en fenomen ismi Yılmaz Morgül. Çektiği kısa videolarla insanları neşelendiriyor. İnsanlar o videoları birbirleriyle paylaşıp eğleniyorlar.

        Hoş bu anlık keyfi bile çok görenler var ama ben “Helal olsun Yılmaz’a” diyorum. Kimisi “Deli” diyor ama akıllı olup ne yapacak ki? Zaten böyle giderse hepimiz delireceğiz. Bu arada Yılmaz’ın çektiği videoların altına yazdığı sözlere şöyle bir bakın. Gayet akıl isteyen, matematik isteyen cümleler. Gayet güzel yazıyor ve oynuyor. Oh be Yılmaz, ne iyi ettin de çekmeye başladın. 6-7 saniye de olsa neşe kaynağımız oldun. Devam lütfen.

        ‘Nerelisin?’ dediğin zaman

        “BİZ ne zaman bu hale geldik?” cümlesini çoktan geçtim artık. Söylemek de istemiyorum. Geldik işte. Siyaset uğruna daha da nerelere geleceğiz belli değil. Allah hakkımızda hayırlısını yazsın.

        Artık birilerine “Nerelisin?” demeye korkuyorum. Çünkü sorduğum kişi eğer Doğu ya da Güneydoğu bölgesindense hemen “Ben Kürt değilim, Türk’üm aman yanlış olmasın” diye altyazı geçiyor. O an ben utanıyorum. Niye bunu açıklıyorsun? Ben sormadım ki! Hem bana ne Kürt müsün Türk müsün? Öyle yakın arkadaşlarım var ki nereli olduklarını, hangi mezhepten olduklarını, hangi dine inandıklarını bilmiyorum. Hiç ilgilenmedim, ilgilenmeyeceğim de. Benim için önemli olan insan olmaları. Özellikle vicdanlı olmaları, kul hakkı yememeleri yeter. Gerisi beni ilgilendirmiyor.

        MİLLET KAFAYI KİLOYLA BOZDU

        SÜREKLİ “Ay kilo almışsın, ay kilo vermişsin” sözlerinden bıkmadınız mı hanımlar beyler? Bir rahat durun, rahat bırakın Allah aşkına! Instagram’da bakıyorum fotoğrafların altına illa ki “Kilo almışsınız, kilo vermişsiniz” yazılıyor. Sırf bana değil, herkese. Derdiniz ne, bırakın! Kiloyla bozdunuz kafayı iyice.

        Diğer Yazılar