Photoshop ile 10 kilo verdirmek mümkün
SİBEL Can’ın albüm öncesi 13 kilo verdiğini daha önce yazmıştım. Ancak single için yeni fotoğraflar çektiren Sibel Can havuza girip mayo giymiş. Haliyle 13 yetmez biraz daha kilo verdirtmek gerekir. Bunun için de photoshop girmiş devreye. Olacak tabii ki bunda bir sorun yok ama ben bu fotoğrafları görünce eski photoshop’lu günler geldi aklıma. Bundan yıllar yıllar önce, yani 90’lardan bahsediyorum. Nihat Odabaşı’nın kapak fotoğraflarını çektiği dergide dönemin en en meşhurları poz vermek için sıraya girerdi. Nihat photoshop yapar, sanatçıları istediği kiloya da düşürürdü. Bir keresinde tam tamına on kilo verdirttiğine şahidim. Anlayacağınız maharet ustada. Ama tabii o resimlerden sonra ortaya çıkmak da başka bir yürek ister o da ayrı.
‘Lütfen paylaşım yapmayın’ uyarısı
TOPLUM olarak gergin ve mutsuz günler geçiriyoruz. Herkes kırgın, kızgın, üzgün. Yolda yürürken yanlışlıkla birinin omzuna çarpsanız kavga çıkacak. O kadar yoğun bir gerginlik var. Kimsede sabır, anlayış, saygı kalmadı. Belirsizliğin hâkim olduğu şu günlerde birçok sanatçı da konser vermeye korkuyor haliyle. Gece sahneye çıkan birçok sanatçı konser öncesi, “Lütfen sosyal medyada paylaşım yapmayın, biz burada işimizi yapıyoruz ama acılarımız büyük” uyarısı yapıyor. Çok haklılar. Herkes işini yapsın, eller havaya pozu vermeye gerek yok. Sanatçıların programları iptal edilse terör amacına ulaşacak. Sonuç olarak o programın o noktaya gelebilmesi için bir sürü para harcanıyor. Ve tabii o program yapılırsa bir sürü insan da para kazanıyor, evine ekmek götürüyor. Sanatçıların sahnelerini iptal etmesi gereksiz. Ama izleyenlerin bu acıya saygı gösterip sosyal medyada paylaşım yapmaması da bir o kadar saygı göstergesi. Anlayacağınız büyük sınavdan geçiyoruz. O yüzden de gerçekten insanların birbirine destek olması gereken zamanlardayız. Sevgiye, saygıya, anlayışa daha çok ihtiyaç duyulan zamanlar. Üzüntülerimiz her gün biraz daha büyüyor, kayıplarımız çoğalıyor. Ancak diğer yandan bazı şeylerin durması yine büyük kayıplara yol açıyor. Üretimin durması, işsizliğin çoğalması da birçok kayıplara neden olacaktır.
İçimden gelmiyor
SON zamanlarda Twitter’da hashtag’lere bakmıyorum. Çoğunun para karşılığı yapıldığını bildiğimden için inandırıcılığı kalmadı benim için. Ama önceki, gün “İçimden gelmiyor” hashtag’ine takıldım, merak edip girdim baktım. Çoğunluk olarak “Artık yaşamak içimden gelmiyor” cümlesisyle karşılaşınca benim de içimdeki korku daha da büyüdü. Malum sosyal medyada videosunu paylaşıp hayata veda edenleri de gördük bu sene içinde. Haliyle bizler çabuk unutan bir toplum olduk, acıya da alışır olduk ama bu cümleler çoğalırsa vah halimize.
Kiminle konuşsam
- Eve kapanalım çıkmayalım bari ne yapalım.
- Eski Türk filmi tadında geçen yazlık dizilere öyle boş boş bakalım.
- Sürekli yemek yemek istiyorum. Televizyon karşısında boş boş oturup ülkenin haline vah vah demek.
- İçimden hiçbir yere gitmek gelmiyor. Bütün seyahatleri iptal ettim. Dolar almış başını gidiyor. Nasıl gideyim zaten.
- Bodrum’a gitmeye korkuyorum. Oysa ki, ben Bodrumluyum. Annem, babam orada yaşıyor. Onları görmeye gidemiyorum. Bodrum’a gidiyorum dediğim zaman etrafıma “Ooo ülke ne halde sen tatile git bakalım” diyorlar. Bodrum’a gittiğin zaman illa ki, tatile gidiyor zannediyor insanlar.
- Annem ve babam eski hallere döneceğiz diye çok korkuyor. Hemen bana “Biz neler görmüştük. Ah ne yağ kuyrukları vardı” demeye başlıyorlar. Millet uzaya çıkıyor biz hâlâ yağ kuyruklarından bahsediyoruz.
- Eskiden Bodrum uçakları neşe içinde olurdu. Şimdi herkesin yüzü asık, mutsuz. Sanki Bodrum’dan değil savaşın içinden geliyor gibi. Artık herkes her bölgede her anlamda mutsuz. Kimse eğlenmiyor.