Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        SERENAY Sarıkaya ve Tarkan’ı neden seviyorum biliyor musunuz? Anlatayım. Yıllardır bu işi yapıyorum. Tarkan ile sayısız kez bir araya geldik. Çok sohbetler, röportajlar yaptık. Son yıllarda denk düşmesek de şimdiye kadar sayısız yazı yazdım onun hakkında. Çoğu da eleştiri mahiyetindeydi. Bir kere bile kahretmedi. Bir kere bile küsmedi, bir kere bile “Neden yapıyorsun” demedi. Tarkan’ın durduğu yer malum. Konuşmaya bile gerek yok. Aynı şeyi Serenay Sarıkaya’da da yaşıyorum. Serenay’ın aşkı-meşki hakkında benden çok yazı yazan yoktur sanırım. Öyle ki, aşkları hakkında hatta belki de yazılmaması gereken birçok şeyi yazdım. Belki kırdım, belki incittim. Bir kere ağzını açıp bir şey söylemedi. Beni nerede görse her zaman selamını verdi hatta bir keresinde ben “Kızıyor musun bana?” dedim “Hayır işin bu, neden kızayım” dedi. Bir kötü laf, bir kötü tavır, bir laf sokma. Asla görmedim. Çünkü Serenay yeni nesil bir isim ve neyi nereye koyacağını çok iyi biliyor. Serenay’ın başarısı malum. Şu an bu memleketin kadın starlarının başında geliyor ve önümüzdeki en az beş sene de Serenay ne iş yapsa tutar. Ondan çok bahsedeceğiz. Bu sene birçok ismi sildi süpürdü. Ama sonuç olarak her işin kendi alanında ayrımları ve cilveleri vardır. Serenay da bunu çok iyi biliyor. Herkesin işine saygı gösteriyor.

        BOŞU BOŞUNA YAZI YAZILMAZ

        -Kimseye “Haydi şuna yazı yazayım canınını acıtayım” diye yazı yazılmaz.

        -“Dur o bana şunu söyledi ben de şuna iyice bir geçireyim” diye yazı yazılmaz.

        -Gördüğün şeyi yazarsan inandırıcısındır. Eğer zaten öyle yazmıyorsan dırdır... “Çağır gelsin yazsın”dan öteye gidemezsin.

        KÖŞE YAZARIYSAN BUNA HAZIRLIKLI OL

        MEMLEKETİMİZE üyelik sistemi ile giriş yapılan hatta paran olsa dahi özenle seçilerek üyelik sistemine alınan Soho House geldi malumunuz. Ama üye değilsiniz ve birinin daveti üzerine gidiyorsanız gördükleriniz sizde kalacak. Eğer konuşursanız vah halinize. Onu da geçtim, bir yazar olarak gidiyor gördüklerinizi yazıyorsanız yine vay halinize. O zaman sizden kötüsü yok. En son yazdığım yazı İngilizce’ye çevrilmiş, yurtdışına gönderilmiş. Ortalık toz duman olmuş. Böyle giderse sokağın başına, kapının girişine “Bu kadın buradan adım atamaz” diye afiş hazırlayacaklar. O kadar karışmış ortalık anlayacağınız. Ama tabii neden karışmış biliyor musunuz? O yazının içinde “Pek tutmadı, küçülmeye gidiyorlar” yazdığım için. Yani eğer allayıp pullasaydım, “Şöyle harika, böyle harika, bal dök yala” deseydim yazıyı çerçeveletip başköşeye asarlardı. Anlayacağınız bizim kaderimiz bu. Kalabalıkların arasında aslında pek yalnızız ve hatta pek sevilmeyiz.

        -MALUMUNUZ sanatçı kesimine iyi bir şey yazma senden kötüsü yok. Hatta bir keresinde “Bunun ne işi var burada kovun buradan” diyene bile rastladım. Sanki mekân onun, sanki kulüp onun.

        -ON tane güzel şey yaz, bir tane kötü şey yazarsan “Esin bilmem kimin kankası o yüzden bana bunları yazıyor” der. Hatta yıllar geçse de “Sen bana amma geçirme haber yapıyordun” diye laf sokar.

        ECE'NİN TAYTLARI ATİYE'DEN TRANSFER

        DEFALARCA yazdım, geçen senenin dikkat çeken isimleri arasında Ece Seçkin’in adını. Ece’nin pembe saçlarını seviyorum ama çok fazla tayt giymese daha güzel olacak. Hayır Atiye’den transfer oldu bu taytlar kendisine ama bence Ece daha minicik, daha minyon tipli. Ona mini mini elbiseler daha yakışır sanki. Ece aman aman şu taytlara veda et bence.

        Diğer Yazılar