Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Çıktığı ilk günden bu yana ve oynadığı her dizide dikkat çekmeyi başardı Çağatay Ulusoy. Şimdi de herkes dört gözle “Delibal” filmini bekliyor. Çünkü şimdiye kadar gördüğümüz, alışık olduğumuz karakterlerin dışında göreceğiz kendisini.

        İşte bu sinema filminin çekimleri biter bitmez Amerika’ya gidip oyunculuk adına bazı workshop’lara katılmış Çağatay. Ki bence de en doğru hareketi yapmış.

        Her sene yaptığın iş tutup para kazanabilirsin. Ama kendine yatırım yapmazsan geçmişler olsun. Çünkü artık izleyici bilerek izliyor. Oynayamayan, gereksiz durumlar gördüğü herkese “Güle güle” diyor.

        Tabii ki yakışıklı, karizmatik, sempatik olmak özellikle ülkemizde her zaman iş yapar ama eğer oynayamıyorsan geçmişler ola. O yüzden Çağatay’ın aldığı eğitimler sonrasında oyunculuğu her geçen gün daha da gelişecektir.

        VAZGEÇ BU HALLERDEN!

        Bir dönem müzik dünyasına hızlı giriş yapmıştı Yalın. Ama son yıllarda bir reklam dışında kendisini gören, sesini duyan yok. Londra’dan dönüşte sevgilisi Hazal Emre ile yakalanmış. Gözlükler takılmış; kendisi önde, kız arkada. En sevmediğim, saygısızca bir hareket.

        Anlayacağınız tuhaf haller. Ne gerek var bu hallere? Sen gençsin, o genç. Üstelik aileler arasında nişan yaptınız, yani ilişkiniz ciddi. Böyle kasmalara, germelere ne gerek var? O kadar saçma ki.

        Zaten Yalın’dan hiçbir zaman ses seda çıkmıyor. Kendi halinde yaşıyor. Sık sık Londra’daki evine gidiyor. Ardından yıllar sonra ortaya çıkıyor, ama böyle kasma hareketler.

        Ben ona tıpkı kendi şarkısında olduğu gibi “Kasma kasma kasma kasma-Kasmadan da olur işte” diyorum. Yani kasma Yalın, çok gereksiz haller bunlar. Sana bu aklı kim veriyorsa bence vazgeç. Zaten reklamlar dışında ne sesini duyan var, ne de seni gören. Bir de bu tavırları sergilemen seni iyice uzaklaştırıyor bu sektörden, haberin ola.

        Yeni nesil seni tanımıyor bile, ki artık birçok şeye onlar yön veriyor. Aman dikkat!

        HEP BİZ SUÇLU OLUYORUZ

        Geçenlerde Berrak Tüzünataç’ın bir röportajına denk geldim. Berrak’a, aşk hayatıyla ilgili sorular soruluyor. Bir soruda, “Basında sık sık aşk haberleriniz çıkıyor” deniyor. Kendisi “Çok takıldığımı söyleyemem” cevabını veriyor. Ardından “Peki hayatınızda biri var mı?” sorusu geliyor, o da “No comment” diyor. Haydi bakalım, doğru düzgün bir yanıt gelmezse basında sık sık yanlış aşk haberleri çıkar. Ama işte Berrak gibi çok takılmıyorsanız sorun yok. Sizler doğru düzgün yanıt vermezseniz, doğru düzgün haberler de yapılmaz. Suçlusu da hep magazin basını olur. Ki aslında gelecekte hayranlarınızla kurduğunuz ilişki, kalıcılık bu şekilde atılıyor. Fakat sizler bunu hep es geçiyorsunuz. Sonra ileride yaptığınız işler tutmayınca da başka sebepler arıyorsunuz. Seyirci samimiyet sever, doğruluk sever, doğallık sever... Ki seni sahiplensin ömür boyu.

        SON ZAMANLARDA...

        - EVDE partilemek çok moda. Çok kişi en yakın arkadaşlarıyla evde partiler yapıyor. Sabahlara kadar takılıyorlar. Mekânlara artık çok kişi çıkmıyor.

        - Mekânlarda buluşma sadece akşam yemekleriyle sınırlı kalıyor. Haftada altı gün dışarıda yemek yiyen birçok kişi artık evinde yemek yemeyi tercih ediyor.

        - Dışarıya çıkacak insanlar da genellikle dikkat çekmeyen, hatta basının görmediği, duymadığı yerleri tercih ediyor.

        - Bugün birçok mekân kapılarını açıyor. Daha önce sık sık yazdığım Karaköy Mitte de hizmete giriyor. Yaklaşık 5 aydır tadilattaydı.

        ‘BEN HER SENE GİDİYORUM’

        Yılmaz Erdoğan da her sene Los Angeles’ta bazı senaryo workshop’larına katılan bir diğer isim. 13 senedir hiç ara vermeden gittiğini söyleyen Yılmaz Erdoğan, “Ben her sene eğitim alıyorum. Ama daha Türkiye’den bir kişiyi görmedim derslerde” diyor.

        Ki baktığınız zaman Yılmaz Erdoğan senaryo yazarlığı, yönetmenlik, oyunculuk her işi yapmış. Para kazanmış. Yani “Ben oldum, birkaç kez gittim, artık gitmeme gerek kalmadı” diyebilir, ama demiyor. Her sene gidip eğitimini alıyor ve kendine bir şeyler katıyor.

        Bunlar önemli şeyler. Tabii ki musluk akarken doldurmak gerek, ama sen kendini o musluk akarken dolduramıyorsan o zaman akarken doldurduklarını yersin, aman dikkat.

        Diğer Yazılar