El ele Cihangir sokaklarında
Salı günü Halit Ergenç ile Bergüzar Korel’i el ele Cihangir sokaklarında dolaşırken gördüm.
İkili yanlarında bir arkadaşlarıyla kahve dükkânlarından çıkıp sokakları gezmeye başladı.
Çukurcuma’da antikacıları gezen çiftin rahat hareketlerini görünce, “Keşke bütün ünlü isimler böyle tavırlar içinde olsa” dedim.
Çünkü özellikle yeni nesil maşallah öyle kasıyor ki kendisini.
Öyle havalar içinde ki tutabilene aşkolsun.
Daha ilk diziyle hele bir de reyting alıyorlarsa aman aman yaklaşmayın yanlarına.
Kimseyi beğenmiyorlar, burunları bin kat havada. İyi de ne gerek var? Rahat olun biraz.
YENİ NESİL KAPRİSLERI VE SÖYLEMLERİ
- Hiç gazete okumuyorum. Hakkımda ne yazılıyor hiç merak etmiyorum.
- Beni herkesle sevgili yazıyorlar, hiç umurumda değil.
- Dizi tuttu, reyting rekorları kırıyor. Bu saatten sonra özel şoförüm olmalı. Araba şart. Artık metroyla gidip gelemem.
- 13 bölümü tamamlayayım, ücretime dört-beş kat zam isteyeceğim. Sayemde dizi izleniyor. Gazeteler her gün benden bahsediyor.
- “Öpüşmem, sevişmem” diyen insanlar korksun benden. Ben hepsini silip atacağım.
- Cihangir’e git sık sık. Kahvede otur, orada kesin birini görüp iş bağlarsın.
- Kösem Sultan’da oynayacağım. Evet sorma, günlerdir çekimdeyim.
- Kiminle karşılaşsam Kösem Sultan’da oynuyor. Şaştım kaldım ben bu işe.
BİZDE BÖYLE ŞEF YOKTUR
Son yıllarda memlekette Ferrari’sini satıp bilge olan yok ama şef olan çok kişi var. Geçen akşam İzmir’de oteli, fabrikası olan biri, “Her şeyi kapatıyorum. MSA’ya yazılıyorum. Şef olacağım” demez mi? Yeme-içme konusunda herkesin ciddi fikri var. Hatta, “Ben televizyon programı yapacağım. Harika yemek yapıyorum” diyenler bile mevcut.
Onu da geçtim, eskiden “Oğlum futbolcu olsun, kızım model olsun” diye anne-babalar bile çocuklarını şef okullarına gönderip “Çocuğumuz ünlü bir şef olsun” diyor.
Hal böyle olunca da memlekette sürekli yeni yerler açılıyor, bu yeni yerlere de yurtdışından şefler getiriliyor.
Tabii bir de Michelin yıldızı var. Bizim ülkemizde daha yok ama yemeiçme- şef derken ben de Bradley Cooper’ın “Burnt” (Çok Pişmiş) filmine koşarak gittim.
Michelin yıldızını alabilmek için tavalar, tabaklar havada uçuşuyor. Gerginlik had safhada. Michelin’e dair ipuçları da anlatılıyor filmde.
Düşünün, bu yıldızı alamadığı için intihar eden şefler var, ama tabii bizim şefleri geçtim aşçılar bu durumdan asla anlamaz.
Ama sektörde birçok kişinin bu konuda ustalaşma yoluna girdiğini biliyorum. Peki şef demişken gece hayatında neler oluyor, şöyle bir göz atalım istiyorum.
MEKÂNLAR ARASINDA OLAN BİTEN
- Şehrin en eski gece kulüplerinden Roxy, bu hafta 23’üncü kez kapılarını açıyor. İlk defa 1994 yılında eğlence hayatına başlamıştı. Müdavimleri dört gözle bekliyor. Bu arada yarın akşamki açılış gecesinde şair Küçük İskender’in Can Bonomo ve Model grubuyla sergileyeceği konser de var.
- Galatasaray Münferit’in sahibi Ferit Sarper, geçen sene Karaköy’de açtığı Gaspar’ı bu sezon açmama kararı aldı. Yerine bu yaz Alaçatı’da hizmete giren İtalyan Madeo açılıyor.
- Karaköy’de herkes mekân arıyor. Ancak kiralar el yakıyor. Bu bölgede mekân isteyen birçok kişi öncelikle 3 sene sürecek inşaatı göze alması lazım. Malum Galataport inşaatı hâlâ devam ediyor.
- Spago Restoran’ın sahibi ve iki Michelin yıldızlı şefi Wolfgang Puck’tan bir haber... Sırf duyduğu için ve meraktan giden müşteri, “O ne öyle, tabaklara kuş yemi konduruyorlar sanki. Bir de buna acayip para alıyorlar” diye konuşuyor. Sırf “Meşhur oldu, gidelim” diyen gezginci muhabbeti anlayacağınız.