'Salak muamelesi görmekten çok sıkıldım'
AYAKÜSTÜ sohbetler pek sevildi. Bugün ayaküstü konuğum Doğa Bekleriz. Doğa “Herkes gider tersine ben giderim Mersin”e dedi ve Mersin’e yerleştiğini anlattı. Hatta 15 yıl önce yaşanan ama hâlâ akıllarda olan kulak yapıştırma olayını da konuştuk. Bakın Doğa neler anlattı. Haydi bu sohbeti HT Dokun ile de izleyin. Çok keyif alacaksınız.
- Doğa nerelerdesin sen?
Herkes gider tersine ben giderim Mersin’e. Mersin’e yerleştim.
- Neden Mersin?
Özel bir sebebi yok. Huzur ve kesinlikle sakinlik. Ailemle yaşıyorum.
- Seni hâlâ anıyoruz. Özellikle kulak yapıştırma olayınla.
Onu geçmedik mi hâlâ. 15 sene oldu.
- Peki Mersin’e yerleştin ama kariyer, İstanbul, ün, şöhrete ne oldu?
Ben kariyer kadını değilim. Arada işlere gidip geliyorum o kadar.
- Şöhret?
Benim fıtratta yok şöhret. Sevmediğim için değil ama ben daha evcimenim.
- Çocuk, çoluk, evlilik?
İstiyorum olacak inşallah. Yakında.
- Kaç çocuk istiyorsun?
İstememle alakalı bir şey kalmadı. Yaş ilerledi, artık tek çocuk olursa olur.
- Peki Mersin’den nasıl gözüküyor İstanbul ve sektör?
Oradan buralara bakınca hiç bu sektörün içinde olmamışım gibi izliyorum. Daha yavaş ve dingin bir hayat. Açıkçası çok renkli ve etkileyici gözüküyor. Ama çok dikkatli olmak gerekiyor.
- Kulağını yapıştırdın mı?
Ya ne olur hâlâ yolda falan soruyorlar. Salak muamelesi görmekten çok yoruldum. Asparagas bir haberdi. Pişman değilim, bu sektörde oluyor böyle şeyler.
- Sen de keyif aldın bu durumdan ama.
Dürüst konuşayım mı? Hiç keyif almadım, ekmeğini çok yedim. Yalan yok. Ekmeğini çok yedim. Ama dezavantajını da çok yaşadım. O yüzden keyif alamadım. Manken, model olunca zaten bir önyargı var. Bir de üstüne üstlük Japon yapıştırıcı gibi sert bir madde ile yapıştırdığım haberi.
- E kulakların gayet zarif zaten.
Olmasa bile yapıştırmam. O tamamen gazetecilik başarısıydı. Yılın haberi ödülünü aldı. İnşallah geri almazlar Başak’tan.
- Evet o Başak Çokan haberiydi. Hâlâ akıllarda.
Evet onun başarısı oldu.
Unutmadan
PAZAR günü dövmemi çıkarırken HT Dokun yapıp sizin de izlemenizi sağladım. Bu haberle ilgili acayip geri dönüşler oldu. Hem sosyal medyadan hem de e-posta ile bana ulaşan kişiler çoktu bilgi almak için. Ama bir kişinin eleştirisi de oldu. Bursa’dan İbrahim Başaran, bana “Esin Hanım çağımızın vazgeçilmezi olarak dövmeyi yazmışsınız. Acaba kimler için vazgeçilmez? Bize dövme yaptırma bilinci mi vermeye çalışıyorsunuz” diye yazmış. Asla öyle bir düşüncem yok, olamaz da. Belki yanlış bir kelime kullandım. Yani “Son yıllarda pek moda” türünde bir cümle kursaydım İbrahim Bey rahatsız olmazdı sanırım. İbrahim Bey ve onun gibi düşünenler için unutmadan yazmak istedim. Kimseye bir şey aşılama gibi düşüncem olmadı, olamaz. Bilginize.
Suşi yapmayı da öğrendim
BEN de birçok kişi gibi suşi severim. Ne yediğimi ve nasıl yapıldığını bilmek istediğim için de küçük bir suşi yapım dersi aldım. Yazarımız Oben Budak ve Başak Sayan’ın da katıldığı küçük grubumuzla üç saatte harika suşiler yaptık. Nişantaşı Sushico’da katıldığım derse “Bunu asla yapamam” diye başlayan ben, “Suşi yapmak da neymiş, pek kolaymış” diye kükreyerek ayrıldım. Yani insana tuhaf bir özgüven duygusu aşılıyor suşi yapım dersi, onu fark ettim. Ve tabii bizden daha fazla Türk olan Yutaka Hoshino’nun etkisi yok değil.