Portakal'ı sonunda yediler
PAZAR günü dünyaca ünlü starlar Jeremy Irons, Kathleen Turner, Catherine Deneuve ve Amerikan güzeli Mena Suvari’nin de katıldığı 52’nci Uluslararası Antalya Film Festivali için düştüm yollara. Benim aklım hâlâ o kadar Portakal’daki, bu yazıyı yazarken de sosyal medyada fotoğraf paylaşırken de, hatta Antalya’da da sürekli ‘Antalya Altın Portakal’ demekten kendimi alamadım. E yılların alışkanlığı öyle çabuk yok olmuyor maalesef.
Haliyle de aklıma hep Nurgül Yeşilçay geldi. Nurgül, 2009’da 44’üncü Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘Eğreti Gelin’ filmiyle ödül alamayınca “Yerim Portakal’ı” demişti. Yani Nurgül yiyemeden Portakal’ı birileri sonunda yedi. Artık Portakal yok anlayacağınız.
GECEDEN AKLIMDA KALANLAR
■ G20 Zirvesi, Piyano Festivali ve şimdi de Antalya Film Festivali derken Menderes Türel’in gözlerinin içinde yorgun ama gururlu bir bakış vardı. O gece de Antalya Film Festivali’ni açtı, Piyano Festivali’ni kapatmaya gitti.
■ Menderes Türel “Kıyafet zorunluluğu olacak” dedi ama çok kimsenin taktığı yoktu. Spor ayakkabı, kot pantolon derken bazı teyzelerin pijamadan hallice kıyafetleri görülmeye değerdi. İnşallah kapanışta dikkat ederler. Davetiyede Dres Code’a uymayanlar alınmaz inşallah. En azından öğrenilene kadar.
■ Ayşen Gruda’nın konuşması inanılmaz güzeldi. O kadar etkiliydi ki yüreğimize işledi.
■ Catherine Deneuve ve Türkan Şoray sahnede yan yana gelince Türk ve yabancı kadın farkını bir kez daha görmüş olduk. Bizim kadınımız yaşlanınca kilo alıyor. Tabii ki istisnalar var ama yabancı kadınlar kilo almamak için direniyor.
■ Türkan Şoray en önde otururken kızı Yağmur Ünal biraz daha geride film ekibiyle oturuyordu. Bence çok şık ve güzel bir hareketti. Yağmur’un ekibi yalnız bırakmaması güzeldi.
■ Salon bana biraz fazla aydınlık geldi. Hatta öyle ki bana yine Bostancı Gösteri Merkezi’ni hatırlattı. Az sonra bir ünlü çıkacak ve konser verecek havasındaydı. Biraz daha üzerinde çalışmak gerek böyle gecelerin.
■ Uluslararası festival yapıyoruz, dünya starlarını ağırlıyoruz ama kokteylde içkiyi yasaklıyoruz. Sadece meyve suyunun olduğu bir tören özellikle uluslararası ödül törenlerine hiç yakışmıyor.
■ Törenin en meşhurlarından bir de papağan var. ‘Avanak Dedektör’ filminde oynayan Cabbar, pazar gecesinin en dikkat çeken ismiydi.
■ Tarık Ünlüoğlu ve eşi Gülenay Kalkan gece boyunca o kadar çok fotoğraf çektirdiler ki ben yoruldum. Tarık Ünlüoğlu’nu bir saniye boş bırakmadılar. Dikkat ettim bir kere bile “Of” demedi. Fotoğrafı beğenmeyenle bile defalarca çektirdi.
MiDE ameliyatı değil diyet
İNSAN isteyince oluyor işte. Ben uzun yıllardır ilk kez Sibel Can’ı böyle görüyorum. Sibel Can ne yapıyorsa lütfen yapmaya devam etsin, harika gözüküyordu.
Ama tabii böyle bir zayıflık olunca ve son zamanlarda da mide ameliyatları moda olunca dedikodu kazanı da kaynamaya başladı. Birçok kişi kulağıma “Aslında mide ameliyatı oldu kimseye söylemiyor” diye fısıldayınca Sibel Can’ı aramak farz oldu.
Kesinlikle öyle bir şey yokmuş, Sibel Can sadece diyetle 3 ayda 8.5 kilo vermiş. Bu sefer oldukça kararlı olduğunu ve diyeti asla bozmayı düşünmediğini söyledi. Helal olsun! Diyet demek kararlılık demek. Karar vermek ve beyinde bitirmek demek. O yüzden de sabırlı olmak şart. Toparlaması ve kararlı olması harika bir şey. Bravo!
Yani Sibel Can beyninde karar vermiş kilo vermeye, o yüzden de kilolar adım adım gidiyor. Daha da kilo vermeye devam edecekmiş, meraklısına duyurulur.
Balkabağı mucizesi
SİBEL Can diyetisyen yardımıyla kilo verirken ızgara ve zeytinyağlılar yemiş. Özellikle de bol bol balkabağı tüketmiş. Sabahları balkabağı, yoğurt ve nar karışımı hem tok tutmuş hem de yağları kırmış. Balkabağı çorbasıysa diyetin vazgeçilmezi olmuş. Haftada 2 serbest günü varmış Can’ın. O zamanlarda ölçüyü kaçırmadan tencere yemekleri yiyormuş. Meraklısına...