Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TAMAM kadınlar için daha çok film yapılmalı kabul ediyorum ama yönetmen Çağan Irmak’ın filmlerde sürekli bir mesaj verme görevinden de biraz uzaklaşması gerektiğini düşünüyorum. Çağan ‘Nadide Hayat’ filminde “Bunu anlatmalıyım” misyonunu edinmiş, bilindik bir konuyu olabildiğince göze sokuyor. Oysa Çağan Irmak harika bir hikâye anlatıcı ve daha farklı hikâyeleri olduğuna, bizi daha farklı etkileyeceğine de eminim. Bize biraz o hikâyeleri anlatsın, çünkü o gerçekten bunu çok iyi yapıyor.

        ‘Nadide Hayat’ı diğer filmleri gibi mükemmel bulmadım. Tamam ‘Nadide Hayat’ Türkiye’nin genelinin çok alışık olmadığı, sevmeyeceği bir konuyu yani kadınların “Ben kendi hayatımı yaşayacağım, evimde oturup ölümü beklemeyeceğim. Yaşım kaç olursa olsun bu hayat benim” demesini anlatıyor. Özellikle de “O ne der, bu ne der?”, “Ben bunları yapmak istiyorum ama torunum var” durumu işleniyor. Bunu konuşmalı, tartışmalıyız ama filmde bu durum masalsı anlatılmış. Bizim insanımızın ciddiye almayacağı türden yani. O da “Hadi canım bunu şimdi benim anneannem mi yapacak?” esprisinin oluşmasını sağlayacaktır. O anlamda çok gerçekçi durmuyor yani en azından benim tanıdığım Türk kadınları için.

        Avrupa’da özellikle kadınlar “Bu hayat benim” der ve yaşları kaç olursa olsun aşkı yeniden yaşamak için hızla yola devam eder. Ama Türkiye’de bu kadınların sayısını çoğaltmak mümkün değil. Filmin özellikle bir bölümünde cinsel tercihi farklı olan bir kadına dikkat çekiyor Çağan Irmak. Yine farklı ve Türk halkının sevmeyeceği aykırı bir an. Ama o konu öyle bir havada kalıyor ki birçok kişi ne olduğunu bile anlamayacaktır eminim. Filmin ana karakterleri bile bir yorum yapmıyor, bir şey söylemiyor, temennide bulunmuyor. “Mutluluklar” bile dilemiyor.

        Yani Demet Akbağ’ın canlandırdığı ‘Nadide’den bahsediyorum. Orada biraz daha cesur bir hareket bekliyorsunuz. Sonuç olarak bu an oraya konduysa daha farklı bir sonuç olabilirdi. Ama film keyifli 1-2 saat geçirmenizi sağlayacaktır. Güleceğiniz anlar çok olacak. O yüzden gidip tadını çıkarın derim.

        ANNEMİ GÖRDÜM

        BENİM annem bir çocuk gelin. Çok küçük yaşlarda evlenmiş, anne sevgisi de yaşamamış bir kadın olduğu için hayatta sadece “Çocuklarım, eşim ve ailem” diyen bir kadın...

        Ama annemin belli bir yaştan sonra “Bu hayat benim, istediğimi yaşayacağım, istediğim yere gideceğim, gezeceğim” dediğine tanık olmuş biri olarak Demet Akbağ’ın canlandırdığı ‘Nadide’yi anneme benzettim. O yüzden de bana çok tanıdık geldi. Ve kadınların herkesten önce kendi hayatlarını düşünmeleri gerektiğini ve insan hayatının erkek ya da kadın olsun eve kapanmayacak, inzivaya çekilmeyecek kadar güzel olduğunu düşünenlerdenim.

        Film öncesi Demet Akbağ’la kadınlar üzerine konuştuk. ‘HT Dokun’ ile izleyin derim. Demet Akbağ “Ben şanslı bir kadınım” diyerek yaşadıklarını anlatıyor ve kadınlara çeşitli tavsiyelerde bulunuyor.

        SON GÜNLERDE EN SIK DUYDUĞUM

        -Aralık bitsin davet detoksu yapacağım.

        -Ocakta kesinlikle bir kampa kapatmam gerekiyor kendimi. İnanılmaz çok şey yedim.

        -Sabah ayrı, öğlen ayrı, akşam ayrı davete gidiyorum. Gün boyu nereye yetişeceğimi şaşırdım.

        -Gün içinde 1 kez gördüğüm kişiyi 4 kez görmeye başladım.

        -Birileri para kazanıyor diye biz oradan oraya helak oluyoruz. Davetlere hazırlanmak ölüm.

        -Arabada kıyafet değiştirmekten yoruldum.

        -Esin ben günde 2 davete gidiyorsam seni düşünemiyorum.

        -Bu kadınlar nasıl yetişiyor bu kadar, anlamıyorum ben.

        KAHVALTIDA BULUŞACAKLARA

        CUMARTESI ve pazar günleri insanların gitmekten en çok hoşlandığı yer güzel kahvaltısı olan mekânlardır. Bugün ve yarın harika bir kahvaltı etmek istiyorsanız rotanızı Gezi İstanbul’a çevirin derim. Her gün önünden geçiyorum, kahve içmeye oturuyorum ama kahvaltısını ilk kez denedim. Taksim Meydanı’nı izlerken güzel bir kahvaltı edin. Ama tabii kalori hesabı yapacaksanız uğramayın. 1987’de açılan bu mekânda sadece tarihi düşünün ve organik kahvaltının tadını çıkarın derim.

        Diğer Yazılar