Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Tam da bu sorunun en çok sorulduğu günlerdeyiz. Son günlerde herkes, özellikle de İstanbul’da kalacak olanlar, “Ne yapalım, nereye gidelim, hangi mekân güzeldir?” gibi sorular soruyor. Özellikle İstanbul’da kalacaklar için en güzel seçenek aslında aileyle evde geçirilen zaman. Bir de tombala oynandı mı, tadına doyum olmaz. Ama tabii “Yok, zaten bir sene evde oturuyoruz şöyle güzel bir gezelim” diyorsanız seçenek bol. Önemli olan bütçeniz. Normal günde harcadığınız paranın iki katını harcayacağınızı düşüneceksiniz yılbaşı gecesi. Ve tabii süper harika bir hizmet beklemeyeceksiniz. Yılbaşı gecesi her şey sürekli ters gider. Özellikle “her şey dahil” yerlerde, kendini bir senelik içkiyi tüketmek zorunda hisseden birçok kişi, akşamın ilk saatlerinde sarhoş olur ve tuvaletlerde korkunç görüntülere yol açar. O yüzden gideceğiniz yerlere çok dikkat etmekte yarar var. Ama size birkaç küçük öneri vermemi istiyorsanız, buyrun...

        1- Evinizde harika bir yemek hazırlayıp aileyle geçirebilirsiniz. Ama bir ara Akmerkez’in önünde kurulacak platformda Hande Yener’i izleyerek şarkılarıyla coşabilirsiniz. Bir de kar yağarsa tadına doyum olmaz. Hem de bunun için para harcamak zorunda da değilsiniz. Sadece evinizde hazırlayacağınız yemeklere para harcarsınız.

        2- Ama yok, “Ben şöyle güzel oturayım keyif yapayım, şık insanlar olsun, ama çok fazla da para ödemeyeyim” diyorsanız, size Yeşilyurt Spor Kulübü’nü öneririm. Kişi başı 175 TL; taverna grubu var; fasıl ve roman orkestrası var. Bol bol göbek atarsınız.

        3- Yok, “Ben şöyle güzel bir mekâna gideyim. Ünlü isim dinleyeyim. Biraz da para harcarım” diyorsanız Şevval Sam, Bengü, Ziynet Sali, Yalın, Demet Akalın gibi isimler İstanbul’un ünlü mekânlarında sahneye çıkıyor. Hem süper şık giyinir hem de biraz para harcarsınız.

        4- Yok, bunların hiçbirini istemiyor ve “Ben evde arkadaşlarla yemek yer, sonra da dışarıya çıkar dans ederim” diyorsanız, seçenek bol. Taksim, Asmalımescit, Harbiye, Ulus ve sahil kesiminde harika mekânlar var. Oralarda sabaha kadar dans edebilirsiniz.

        5- “Ben bunların hiçbirini istemiyorum. Tamam dışarıya çıkayım, ama sakin bir gece geçirmek istiyorum” diyorsanız, imkânsız. Sokağa çıkıyorsanız birçok yer hareketli olur. “Sakin bir yemek yiyeyim evime gideyim” durumu yılbaşı günü için imkânsız. Bilindik yerler kalabalık olur. AVM’ler, sokaklar kalabalık olur. Özellikle de Taksim civarı çok kalabalık olur. Ve trafik İstanbul’da hiç beklemediğiniz şekilde yoğun olur. Her saat Balmumcu, Karaköy, Taksim, Kabataş bölgesi acayip trafik olur. O yüzden mümkün olduğu kadar arabanızla çıkmayın.

        BİZ MAGAZİN YAZARLARININ KADERİ

        - Hiçbir zaman yaranamazsınız.

        - İyi yazarsanız şahane, kötü yazarsanız kötüsünüz.

        - Birine bir şey yazıyorsanız kesin onunla bir derdiniz varmış gibi görülür. Yani “O beni kıskanıyor” ya da “O bilmem kimin dostu bana o yüzden geçiriyor” ya da “Beni sevmiyor, bana taktı” gibi yorumlar yapılır.

        - Güzel yazarsanız teşekkür etmek için aranmaz, ama kötü yazarsanız hemen aranırsınız. (Hakkını yemeyeyim tabii arayanlar var ama çok nadir. Mesela en son Azra Akın aramış teşekkür etmişti kendisi hakkında yazdığım bir yazı için.)

        - Aslında karşı tarafı koruyan bir yazı yazarsanız, ama o koca yazıda bir cümleniz beğenilmemişse vah ki ne vah. Hemen kötü insan olursunuz. (Örnek vermem gerekirse, en son gazeteci arkadaşım Cengiz Semercioğlu bile bunu yaptı. Ben ödül törenini koruyup sanatçıları törene değer vermedikleri için eleştirdim. Ama o bir cümleye takılıp bana küstü.)

        - Aslında siz doğru yazarsınız, ama kişi sizi yalanlar. Sonra davetlerde, düğün, dernekte karşılaştığınız zaman karşınıza geçip gözünüzün içine baka baka yanındaki insana sizin hakkınızda bir şeyler anlatır. Bunu çok net yapar. Siz de onu izlersiniz.

        - Bir de yıllardır size takanlar vardır. Karşılaştığınız zaman eğer onun rakibiyle yakınsanız hemen onun kankası ilan eder sizi ve ona göre tavır alır. Her cümlesinde laf sokar.

        VE HÜMEYRA’NIN DAVRANIŞI

        Geçen akşam “Nadide Hayat”ın gösteriminde karşılaştım Hümeyra ile. Hatırlarsanız ben kendisi için bir yazı yazmıştım. O da beni arayıp “Evet yazdıkların doğru, ama seni asla affetmeyeceğim” demişti. İşte bizim kaderimiz bu. Küsenimiz, kızanımız, beddua edenimiz çok. Ama yılların ustası Hümeyra ile uzun zaman sonra ilk kez geçen akşam “Nadide Hayat”ın özel gösteriminde karşılaştık. Benimle tokalaştı, selamlaştı, ama konuşmadı. Ben “Küs müsünüz bana hâlâ?” dedim “Evet” deyip yanımdan gitti. Ama profesyonel bir şekilde tokalaştı, selamını verdi. O an içim cız etti. İşte ustanın davranışı. Kimse boşu boşuna bir noktaya gelmiyor. Yani beni kendi üslubuyla cezalandırdı. Ama tekrar söylüyorum, ben o yazıda “Kimse kolay kolay Hümeyra olmuyor. Sahip çıkıp pamuklara sarmalısınız” diye yazmıştım. O kendi tavrıyla bunu anladı ve bana yine küstü, kırıldı, ama bana cezasını her seferinde selamını esirgemeyip “Sana kırgınım” diyerek veriyor. Canı sağ olsun. Onun ve onun gibi ustaların yeri ayrı. Bana kızıyor, küsüyor birçok kişi. Ama bu da benim işim. Ve bu zorlu işi en nazik şekilde yapmaya çalışıyorum.

        Diğer Yazılar