Bir kadının içinde bulunduğu durum
Seçkin Piriler’in yaşadıkları hiç kolay değil. Eşinin ihanetine uğradığı günden bu yana yaptıklarına şöyle bakıp analiz ederseniz kafasının ne kadar karışık olduğunu ve doğruyu ararken yanlışa savrulduğunu görürsünüz. Aslında boşanmak istemiyor. Evliliğini kurtarmak istiyor. Ama belli ki olmuyor. Haberler çıktıktan sonra kocasıyla birlikte poz verdi. Aldatan koca hareketsiz dururken aldatılan kadın aldatan adamı öpmeye çalışıyordu. Maalesef bu kare hepimizin beynine kazındı. Şimdi de evliliğini kurtaramadığını hatta daha da kötü durumda olduğunu, boşanmaya çalıştığını anlatmaya çalışıyor. Ama başka birinin vasıtasıyla. Yani hep Meral Kaplan konuşuyor, biz Seçkin’i anlamaya çalışıyoruz. Sonuç olarak yakın arkadaşın senden izin almazsa konuşamaz. Yani Seçkin “Meral sakın konuşma” dese konuşabilir mi? İmkânsız konuşamaz. Bakın bir kadın olarak kesinlikle ne olursa olsun Seçkin’in yanındayım. Belli ki iki çocuğunun babasını seviyor, evliliğini kurtarmaya çalışıyor. Ama yaptığı hareketlerle artık haklıyken haksız duruma düşmeye doğru ilerliyor. Günden güne çıkmaz sokağa giriyor. Kafası hepten karışmış durumda. İlişki kurtarılmaya çalışıldı belli ki ama olmayınca evler ayrılmış şimdi de. Keşke Seçkin çıksa en yüreklisinden, en içteninden anlatsa derdini. Haykırsa, hatta anıra anıra ağlasa. Güçlü olmaya çalışmasa ve bu yükü tek başına taşımasa. O zaman daha çabuk doğruyu bulacaktır. Kesinlikle her şeyden önce çocukları için sakin bir karar verip gerçekten doğru bir ruh haliyle ilerlemeye çalışacaktır. Tamam boşanırsın biter gider. Ama yürekte kalan, alt beyne yerleşen her şey daha sonrasında ortaya çıkacaktır. İşte o zaman mutsuzluk başlıyor maalesef. O zaman kötü günler devreye giriyor. Çocuklar da bundan acayip etkileniyor. Ve büyüyünce ya anneye ya da babaya düşman ve mutsuz insanlar ortaya çıkıyor. Allah yardımcısı olsun Seçkin’in ama bir an önce kendine en yardım edecek kişilerle yol alması gerekiyor.
‘BEN HER ROLÜN üstesinden gelirim’
TÜRK halkı bir şeyi seyretmiyorsa seyretmiyor. Ve bir şeyi beğendirmek artık tamamen zorlaştı. ‘Muhteşem Yüzyıl: Kösem’ bunun en canlı örneği. Geçen günlerde Nebahat Çehre ile sohbet ederken yine bu konu açıldı. Nebahat Çehre “Bizim yaptığımız iş çok iyiydi.
O işin üzerinden üç sene geçseydi belki olabilirdi. Türk halkı özleyip izleyebilirdi” dedi. Evet, bu çok önemli gerçekten. Bu arada Nebahat Çehre’ye senaryo yağıyormuş. Ama bir türlü beğenip seçemiyormuş. Nebahat Çehre’nin gönlünde iyi bir sinema filminde oynamak yatıyor.
Keşke Çağan Irmak, Ferzan Özpetek gibi yönetmenler sürekli birlikte oynadıkları oyunculardan uzaklaşsalar da başka oyuncularla da çalışmayı deneseler. Belki o zaman daha farklı çalışmalar ortaya çıkar. Nebahat Çehre de aynı şeyi söylüyor ve “Yönetmenler hep bilindik isimlerle çalışıyorlar. Oysa ben de iyi bir oyuncuyum.
Sürekli şehirli, zengin kadını oynamam gerekmiyor. Ama bana sürekli zengin, şehirli kadın rolleri geliyor. Ben her rolü oynayabilecek kabiliyette bir oyuncuyum” diyor. Işte bizim yönetmenlerin, senaristlerin, yapımcıların en büyük hatası da bu işte. Oyunculara şans vermekten korkuyorlar.
Önümüzdeki günlerde
CEM Yılmaz’ın çapkınlıklarını konuşmaya devam ederiz. Hatta sürekli “Cem Yılmaz bu kadınla yakalanmış” konuşmaları yapacağız.
DÜĞÜN Dernek film gişesini konuşacağız. Hatta şimdi Şahan Gökbakar’ın filmi geliyor. İki filmin gişesini çekiştireceğiz.
TARKAN’IN evliliği konusunda bahis açılacak. Evlense bile inanmayacağız.
ARDA Turan ile Aslıhan Doğan’ın evlilik konuşmalarına başlayacağız. Hatta ikili nişanlandı, evleniyor tarzında haberlere başlayacağız.
BURAK Özçivit ve Murat Boz’un filmini çekiştireceğiz. İki yakışıklı ismin gişesi şimdiden merak konusu. Hakkında tahminler yürütülmeye başlandı bile. Önümüzdeki günlerde