Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Ata Demirer, sessiz sedasız gösterilere başladı. Ama yer bulmak imkânsız. Ben de bu haftaki gösterisine gittim ve Beşiktaş Kültür Merkezi’nde özlediğim Ata’yı izlemek için yerime kuruldum.

        Aslında tamamı gösteriden oluşmuyor “Demirer Gazinosu” nun. Yani bildiğiniz çalgılı, dansözlü, Taşkın Sabah yönetiminde bir orkestra var arkasında.

        Ata muhteşem şarkılar seslendiriyor, sesini konuşturuyor. Dinlerken, “Yok artık, nasıl bir ses bu” dedirtiyor. Ve yaptığı her hareketle, her şarkı arasındaki esprileriyle, “Ben bu adamı her izlediğimde şaşırıyorum. Nasıl bu kadar çok yeteneği var” da dedirtiyor.

        Gerçekten Ata’yı yıllardır Beşiktaş Kültür Merkezi sahnesinde izliyorum ve şaşırıyorum. Yine harika. Yani bu gösterisi, ne filmlerine ne de başka bir şeye benziyor.

        Tadı başka. Uzun süredir gülmeyen benim o gece karnıma ağrılar girdi. Allah da seni güldürsün Ata. Bu arada gösteriden birkaç espriyi de sizler için yazıyorum. Pazar keyfi olsun.

        Hatta şarkılardan da izlemek isterseniz HTDOKUN yapın derim. Pişman olmayacaksınız.

        ATA’NIN YAPTIĞI ESPRİLERDEN BAZILARI

        - Yüzük çıktı, benim göbek yeniden geldi. “Issız şişman” ben.

        - Modacım “Senden bir İtalyan erkeği çıkaracağız” dedi. Ne benden mi? Yahu bu göbekle benden nasıl İtalyan erkeği çıkar. 20 kilo az olsam olur belki ama ne yapayım, malzeme bu.

        - Çocukken beni ciddiye alan tek kişi, mahalledeki Süleyman Abi’ydi. O da fırıncı. Mamullerden değil ama. Adamda kronik bel fıtığı hastalığı var, bana çiğnetiyor kendini. “Ata kurban olayım, bir belimi çiğne.” Ben iş makinesi gibi adamın üzerinde çalışıyorum. Yıllar sonra Bursa’ya gittim. Süleyman Abi’ye, “Beni hatırladın mı, çiğneyeyim mi belini?” dedim. O da bana, “Ancak ölümü çiğnersin” dedi.

        - Benim tekvandoda da Türkiye ikinciliğim var. İnanmıyor musunuz? Bak yakıştıramadınız mı? Tamam bu gece Instagram’a da koyacağım resmimi. Gerçekten 83 kilo miniklerde. Yemin ediyorum madalyam var. 2 kişiyiz zaten. Eskişehir’de bir ayı var, bir de ben.

        - Hanımlar, erkeklerin soyunma odası felaket. Hani erkeklikten, çocukluktan, liseden gelme rahatlık var ya. Herkes “Adem Baba”, bakla bakla yapmışlar böyle Kapadokya gibi göbeği. Adem olurlar tabii. Ben yasak elma gibi duruyorum.

        - Hayatım diyetle geçti, “Acıkmayacaksın” diyorlar. İyi de nasıl acıkmayacaksın? 3 kayısı ile doyar mıyım ben? Ağacını yesem doymam.

        NEDEN İZLENSİN?

        - Uzun süredir hiç gülmediğiniz kadar gülmek için.

        - 7’den 70’e herkese göbek attıran, geçen yılın en çok dinlenen ve söylenen şarkılarından “Tavukları Pişirmişem”i bir de Ata’dan dinlemek için.

        - Ata Demirer’in hem Küba, hem İtalyanca, hem Yunanca söylediği şarkıları duymak için.

        - Diyetisyenlerle yaşadığı anıları öğrenmek için.

        - Sırrı Süreyya Önder, Metin Akpınar, Bülent Ersoy gibi ünlü isimlerin taklitlerini görmek için.

        - Serenay Sarıkaya’nın nasıl Serenay Sarıkabadayı olduğunu duymak için.

        - Ve meraklısına son söz: Ata Demirer, Taşkın Sabah ile ikinci albüm çalışmasına başlamış.

        GÜLDÜR GÜLDÜR’ÜN FARKI

        Bu ekip bir harika gerçekten. Cuma günü Beyaz’da izlerken bir kez daha anladım ki, eğer ekip birbiriyle anlaşıyor ve eğlenerek iş yapıyorsa ortaya harika bir şey çıkıyor gerçekten.

        Gördüğüm kadarıyla “Güldür Güldür” ekibinde herkes eşit. Yani “Ben daha ünlüyüm”, “Benim adım daha büyük yazılsın”, “Benim adım önde yazılsın”, “Ben en son çıkmalıyım”, “Sen en son çıkmalısın”, “O benden fazla para kazanıyor”, “Onun daha çok repliği var”, “O daha çok görünüyor” gibi saçma ve gereksiz, özellikle eski jenerasyon sanatçıların takıntılı olduğu saçmalıklar yok.

        O yüzden de 7’den 70’e herkes Show TV’de yayınlanan “Güldür Güldür Show”u izliyor ve konuşuyor.

        Önceki akşam tüm ekip, Beyaz’da harika zaman geçirtti izleyiciye. Ben de izlerken bayıldım. Çok doğal ve samimiler. Ekip şahane.

        BAŞKASININ PARASIYLA İLGİLENMEK

        Bu sektörde yıllardır gördüğüm şey şu ki, millet sürekli başkasının aldığı parayla, işle, ilişkilerle ilgileniyor. Özellikle sanat dünyasında. Mesela biri bir yerde sahne alacağı zaman, “Bilmem kime şu kadar para vermişsiniz. Ben daha aşağıya gelmem” diyor. Ya da partnerli bir program yaptığınız zaman, hele bir de sanatçıyla iş yapıyorsanız hemen, “O benden fazla para alıyor” diye ortalığı karıştırıyor.

        Say say bitmez... Sıkıntılı durum. İşte Güldür Güldür yazımda anlatmaya çalıştığım mevzu buydu. Eğer bazı detaylara takılmazsanız işler güzel yürüyor. Seyirci de bu samimiyeti anlıyor.

        KADINLAR SİNEMADAN ÇIKIYOR

        Leonardo DiCaprio’nun, “Artık Oscar’ı istiyorum” diyerek çektiği film “The Revenant”ı kadınlar hiç sevmiyor. Ben izledim, beğendiğim sahneler de oldu. Bir erkek arkadaşıma filmi iştahlı iştahlı anlatırken, “Hayret, bu filmi kadınlar sevmiyor. Sen nasıl sevdin?” diye sordu. Evet, kadınlar sevmiyor. Hatta cuma akşamı bir kız arkadaşım, “Şu an yanımda hamile bir arkadaşım var. Kusmak üzere. Filmden çıkıyor. Berbat bir film” dedi. Bir gün sonra başka bir kız arkadaşım, “Korkunç bir film” yorumunu yaptı. Yani kadınlara göre değil, ama erkekler seviyor.

        Diğer Yazılar