'Düğünümüz ağustosta'
Şimdilerde podyumların aranılan isimleri arasında yer alan Didem Soydan’ı ben, tam bir oğlan çocuğu görüntüsünde tanıdım.
Saçları üç numara kısa, daha da zayıf bir halde.
Geçen akşam İstanbul Balmumcu’da Point Otel’in içinde büyükler için açılan bir oyun merkezinde karşılaştık Didem Soydan ile.
Eski günleri konuşurken de HTDOKUN kameramın start tuşuna bastım.
Hem pazar günü sizin de güzel ve keyifli bir gün geçirmenize neden olur.
“Gazetenizi elinize alın ve Didem Soydan’la yaptığım bu güzel sohbeti kaçırmayın” derim.
Bu arada uzun süredir güzel bir aşk yaşayan Didem Soydan ile Can Bonomo da ağustos ayında evleniyor. Didem’i bulmuşken düğünden bahsetmeden olmazdı.
Bakınız Didem’le neler konuştuk?
- Şu an bir oyun merkezindeyiz. Çocukken sokakta oynar mıydın?
Sokaktan içeriye hiç girmezdim. Hatta yemeğim bile sepetle inerdi. Hani ekmeğin üzerine salça sürülür ya onu yerdim. Anneme bağırırdım “Arkadaşlarıma da sal” diye. Eve bilgisayar geldiğinde de Super Mario oynardım.
- Sen klasik bir çocuksun. Yeni neslin olmadığı...
Kesinlikle.
- Ben seni tanıdığımda bir oğlan çocuğu gibiydin.
Beni tanıdığında saçlarım dört numaraydı ve ‘Düğünümüz ağustosta’ gerçekten oğlan çocuğu gibiydim. İlk defilemi yapmıştım. Şu anda da çok farkım yok ama.
- Sokağa çıkarken başıma bir şey gelecek korkusu var mı?
Dün gece İrem Sak bizdeydi. Eve giderken “Yürürüm” dedi. Ben “Asla yürüyemezsin, taksi çağıracağım” dedim. Korkuyorum. Bırakamadım. Ben şu an kendi yeğenlerimi de bırakamam sokağa.
- Sokakta hiç tacize uğradın mı?
Uğradım. Okula minibüsle gidip geliyorduk. Özellikle Özgecan olayından sonra o tacizler aklıma geldikçe çıldıracak gibi oluyorum.
- Sokakta biri bir şey yapsa şu an tepkin ne olur?
Ben çok çirkinleşiyorum. Çok kaba bir insan oluyorum. Hiç tahammülüm yok. Yani bayağı “Ne oluyor lan” şeklinde üzerine saldırırım. Annem hep uyarıyor “Aman dikkat et kızım” diye.
- Yazın beyaz gelinlikle görecek miyiz?
Evet. Sen aileden olduğun için yanımızda olacaksın. Ağustosta evleniyoruz.
- Anne olacak mısın?
Kısmet, daha öyle bir düşüncem yok.
- Kaç çocuğun olsun istiyorsun?
Daha o yola girmedim. Bilmiyorum ki.
- Düğünün nasıl olacak?
Aslında cevabı basit. Ben nasıl biriyim. Daha sokak, daha doğal bir insanım. O yüzden de düğünüm doğal bir ortamda olacak. Daha sade bir düğün olacak. Daha şatafatlı düğünlere bayılarak bakıyorum ama ben daha doğal ortamda, bitki ve ağaçların arasında evleneceğim.
MUSTAFA KOÇ’TAN SONRA
Hepimiz şoke olduk, hepimiz üzüldük.
Hâlâ etkisindeyiz.
İnanamıyoruz...
Mustafa Koç’un aramızdan ani ayrılışına.
Spor yaparken hayatını kaybeden Mustafa Koç’un bu durumu birçok kişiyi etkilemiş olacak ki, tanıdığım spor hocaları, “Çok üyemiz üyeliğini iptal etti” dedi.
Geçenlerde karşılaştığım bir spor hocası, “Çok kişi bu durumdan korktu. ‘Şimdiye kadar nasıl alıştıysam öyle gideceğim. Zorlamayacağım kendimi. Artık hayatımı yaşayacağım’ diyorlar ve spora gelmiyorlar” dedi.
Yani haksız da sayılmazlar.
Yaş ilerledikten sonra spora başlandığı zaman pek kolay alışkanlık sağlanmıyor.
Bir zaman sonra zor geliyor ve vücut acayip zorlanıyor.
Birçok kişinin böyle bir korkuya kapılması da gayet normal.
TOPLUCA DELİRDİK
Eskiden bir kadın, eş adayı için “Evine bağlı olsun, yalan söylemesin, dürüst olsun. Çocuklarına güzel babalık yapsın” tarzında klasikleşmiş cümleler kurardı.
Bakınız yeni çağ gelin adayları, “30-35 yaşında, 1.75 boyunda olsun. Evlenmemiş olsun. Nişantaşı, Etiler, Moda, Cihangir, Caddebostan ve 3. köprünün ucunu istiyorum. Oralarda oturanlar gelsin” diyor.
Diyor da diyor...
Geçen hafta katıldığı bir evlendirme programında yapıyor tüm bu açıklamaları.
Güler misin ağlar mısın?
Fıkra gibi...
Tabii bu fıkrayı okurken “Allah aklımıza mukayyet olsun” demeyi de ihmal etmeyiniz.