'Dönmeyi düşünmüyorum'
GÜZELLİK yarışmalarında dereceleri var. Türkiye’de güzel işler yaptı. Yedi sene önce altı günlüğüne küçük bir bavulla New York’a tatile geldi ve bir daha dönmedi. Çünkü dört sene önce evlendiği Selim Sarı ile tanışıp hayatını birleştirdi. New York’ta kendisine sade bir hayat kuran Didem Uzel ve eşi Selim Sarı ile önceki akşam Fifty Avenue The Polo Bar’da akşam yemeği yedik. Çok mutlu olduğunu ve Türkiye’ye dönmeyi düşünmediğini anlattı. Didem ile yemek sonrası Manhattan Caddesi’nde sohbet ettik. HT Dokun ile bu sohbeti izleyin derim.
- New York’a gelip Didem Uzel ile buluşmamak olmazdı.
Evet buraya gelip beni aramadan asla olmaz.
- Didem sen buralardasın takıların Türkiye’de.
Evet buralardan takı yapıyorum. Çok güzel gidiyor.
- Nasıl gidiyor New York hayatı?
Selim ile evliliğimizle birlikte yedi sene oldu. Gayet güzel. Güzel bir hayat. Ev ve evlilik hayatı. Ben şu an çalışmıyorum. İnsanlar sorduğu zaman geriliyorum.
- Evet ama boş durmuyorsun yine de takılar yapıyorsun?
Evet ilkbahar yaz modellerine başladık. Üç yıldır yapıyorum. Ve artık ABD’de de ürünler satılmaya başlayacak.
- Türkiye’ye ne kadar sıklıkta geliyorsun?
Çok değil.
- Bildiğim kadarıyla çok güzel teklifler geliyor ama kabul etmiyorsun.
Evet tam da etmek üzereydim. Son anda vazgeçip yeniden New York’a döndüm.
- Türkiye’de proje olduğu zaman yürütebiliyor musunuz?
Evet ben ‘İntikam’ı çekerken denedik. Gayet güzel yürütüyorduk. Eşim ile birbirimizi çok iyi tanıdığımız için sıkıntı yaşamıyoruz.
- Seni ne ikna edebilir Türkiye’ye geri dönüş yapman için?
Çok zor şu an birinin beni ikna etmesi.
- Eşin hadi gidiyoruz derse?
Yok hayır o da beni ikna etmez, burada keyfim yerinde. Ancak işimle ilgili, ekranla acayip bir şey olacak ki o zaman gelirim.
- New York’a gelmek isteyenlere ne önerirsin?
Önce Instagram’dan beni bulsunlar. Ben onlara lokal yerler söyleyeceğim. Bir kere spor ayakkabılarla gelin. Kafanızı dağıtın. Çok düşünmeyin. Gezin, dolaşın. Yapılacak çok şey var. Adım başı park var.
- Türkiye’de en çok özlediğin ne?
Yemekler tabii ki. Ve ailem.
- Türkiye dendiğinde aklına ne geliyor?
Mesela burada ayşekadın fasulye yok. Dolma biber yok. Türk lezzetleri, annemin yemekleri. Ailemi çok özlüyorum. Arkadaşlarımı çok özlüyorum. Dedikodu yapmayı çok özlüyorum. Çünkü burada çok uzağım. Her şeyden uzağım. İlgilenmiyorum da. Anladım ki üzerimden çok büyük yük kalkmış. Çünkü İstanbul’a her gittiğimde herkesin başkalarının hayatıyla çok ilgilendiğini görüyorum. Ben burada mecburen bunlardan uzak kaldım ve ‘Oh be dünya varmış’ dedim. İlgilenmiyorum hiç kimseyle. Kimse ile ilgilenmeyince yüküm hafifliyor.
- Uzaklardan Türkiye’dekilere ne tavsiye ediyorsunuz?
Önce kendinizi mutlu etmek için yaşayın, başkalarını mutlu etmek için değil.
- Daha önce burada yaşama hayalin var mıydı?
Ben altı günlüğüne geldim New York’a ve yedi senedir buradayım.
- Aşk sen ne büyük şeysin!
Aşk tabii önemli ama Manhattan’ın da etkisi var. Selim Teksas’ta yaşıyor olsaydı... Aşk da bir yere kadar.
- Aman Selim duymasın.
Gerçekler var. Ben burada gerçekleri söylemeyi de öğrendim.
40’a geldim, ne mi öğrendim?
ŞİMDİ diyeceksiniz ki “Bu kadar da olur mu kardeşim, utanmadan doğum gününü yazıyor” diye. Haklısınız. Ben de olsam aynısını söylerdim. Ama bugün itibarıyla öyle sıradan bir yaşta değilim. Tam da kendimi bulduğum, ne isteyip istemediğimi bildiğim, kadının daha güçlü olduğunu hissettiği, en özel yaşımdayım. Ve işte hayat asıl şimdi başlıyor benim için. Evet, bugün benim doğum günüm ve ben bu yaşa geldim ne mi öğrendim?
- Az yemek yemeği.
- Az konuşmayı.
- Çok daha fazla hareket etmeyi.
- Spor yapmanın önemini.
- Etrafımda tüm gereksiz, bana zarar veren, hiçbir pozitif enerji vermeyen tüm insanlardan uzak kalmayı.
- İstediğim, mutlu olduğum yerde olmayı.
- Aileyle geçirilen vaktin kıymetini.
- ”Of anne / baba” dememeyi.
- Sevdiğin bir yemeğin tadını çıkararak yemeyi.
- Kadın olmanın zor olduğu bir ülkede bile kadın olduğum için çok şanslı olduğumu.
- Yaptığım mesleği ne kadar çok sevdiğimi.
- Seni seviyorum demenin özellikle anne ve babaya ne kadar önemli olduğunu.
- Sabah erken kalkmanın ne kadar kıymetli olduğunu.
- Dört saatten fazla uyumanın önemini.
- Sevmediğim ortamlarda bir saniye bile durmamam gerektiğini.
- Dostlarınla vakit geçirmenin, hatta deliler gibi kahkahalar atmanın gerekliliğini.
- Kadınların eksiklerini ve hatalarını özellikle erkeklerin yanında konuşmamayı.
- Hayvanları sevmeyenin insanları da sevmediğini.
Ve en önemlisi kendimi sevmeyi öğrendim. Hanımlar kendinizi sevin. Ve her şeyden önce kendiniz için yaşayın. New York’tan sevgiler. Yarın da buralardan haberler var.