Cuma-cumartesi İstanbul geceleri
ÇOK hızlıydı, eğlenceliydi, kalabalıktı, tıklım tıklımdı. Her zamanki gibi trafiği boldu. Bu hafta sonu kiminle konuşsam “Çok uzun süredir çıkmıyordum. Attım kendimi dışarıya, sabahlara kadar gezeceğim” diyordu. Ve birçok kişi oradan oraya savruldu. Haydi size hızlandırılmış bir İstanbul gece hayatı sunayım. Bakalım nasıl bulacaksınız? Cuma akşamından başlayalım:
İlk durak Grey: Topağacı’nın yeni buluşma noktası oldu. Herkes orada. Cuma akşamı da tıklım tıklım. Birçok kişi yer bulamadığı için geri dönüyor. Bar tıklım tıklım. İsmail Akkaya, Muzi Karaata, Feraye Tanyolaç gibi birçok tanınmış sima vardı o gece. Müziğin sesi geç saatlerde daha çok açılıyor. DJ çok başarılı. Bence DJ performansı biraz daha sürebilir. Gayet güzel çalıyor.
İkinci durak Klein: Son ayların en popüler mekânlarından. Yine kalabalık, yine eğlence tavan. Herkes tanıdık. Herkes birbirine selam veriyor. Genelde ünlüsü bol olur ama o gün ben çıkana kadar kadar kimseler yoktu. Ama Klein uzun yıllar popüler olan mekânlar arasında yerini korur.
Üçüncü durak Love: Uzun süredir gitmiyorduk. Güzeldi, keyifliydi. Ciddi bir nostalji yaşadık. Love hâlâ gay kulüpler arasında açık ara farkını koruyor. Cumartesi gecesi de hızlı başladı. Ve sabah 06.00’da son buldu. Ben de “Çok uzun süredir bu kadar sabahlamıyordum” diyenleri yalnız bırakmamak için sabahın ilk ışıklarını buldum.
İlk durak Morini: Fatih Aksoy, Serenay Sarıkaya derken birçok kişi oradaymış. Meğer ben gelmeden önce daha kalabalıkmış ve daha çok kişi varmış. Ama ortam gayet güzel. Keyifli. Hatta yaz akşamlarının en vazgeçilmez yeri olmaya aday. Bu arada mekânda herkes Serenay Sarıkaya’nın enerjisini konuşuyordu. Su gibi, inanılmaz gerçekten. Yeni gelmiş Los Angeles’tan. Annesine hediye almak için Beymen’e girmiş, oradan da “5 dakika bir şeyler içeyim” demiş, ortamı görünce kalmış. Dizi ve sinema derken yeni çalışmalara başlamak için çok heyecanlı olduğunu söyledi. “Biz de heyecanlıyız hadi özledik seni Serenay” dediğimde güldü “Az kaldı” dedi.
İkinci durak The Plaza’da Mert Davran: Uzun çok uzun zamandır dinlemiyordum. Mert’in şan dersleri aldığını biliyordum. Çok iyi olmuş. Artık ilk günlerinden eser yok. Şu an inanılmaz sahneye hâkim ve güzel şarkı söylüyor. O gece tüm damar şarkıları bizim için söyledi. Bu arada meraklısına Mert’in single’ı çıkıyor çok yakında. E artık zamanı gelmişti. Geç bile kaldı.
Üçüncü durak Chanta: Yine çok uzun süredir gitmediğim bir mekân. Yanımdaki arkadaşım “Ne kadar kalabalık, inanamıyorum” dedi. Ben de uzun süredir gitmiyordum Chanta’ya. Dansçılar değişmiş. Koreografi değişmiş. Müzikler daha bir güzel olmuş ve canlanmış. İtiraf ediyorum ben de uzun süredir ilk defa acayip dans ettim.
Ve son durak Aztek: Olmazsa olmaz. Gitmezsek hiç olmaz. Eskiden 08.30’larda zorla çıkardık ama şimdi 05.00 dediler mi ışıkları açıyorlar insanlar çıksın diye. Biz o saatte çıkarken bir sürü insan geliyordu. Kapıda karşılaştığım birçok kişi, “Yemek yemeğe geldik” dedi. Haksız sayılmazlar. Gece sonunda en iyi yemek yenecek ve güzel damar müzik dinlenecek yer Aztek’tir.
Kadını dövmüş bir de ‘dövmedim’ diyor
YAHU bu erkekleri anlamak mümkün değil. Yapıyorlar, ediyorlar sonra da inkâr ediyorlar. Son örnek de İbrahim Toraman. Eşi “Şiddete uğradım” diye mahkemeye başvurdu ama İbrahim Toraman “Yok öyle bir şey. Para istediği için bunu uyduruyor” dedi. Çocuğunun anası yahu o kadın, çocuğunun anası! Şiddet uygulanmış, bir şeyler yaşanmış dört duvar arasında bari kadına zorluk çıkarma. Kadın fotoğrafları sunuyor mahkemeye. Kadının elinde delil olmasa neden durduk yere “Şiddete uğradım” desin. Kendi kendini duvarlara vurup dövmüş olamaz ya! Yazık, gerçekten çok üzülüyorum. Beyler çocuklarınız hatrına yapmayın bari.