Mutlu insanların ŞEHRi MIAMI
HİÇ abartmıyorum. Burada mutsuzluk diye bir şey yok. Herkes gülüyor, koşuyor, zıplıyor, yemek yiyor, dans ediyor. Çocuklar için bir cennet. Tüm çocuklar gülüyor. Uzun zamandır böyle güler yüzlü insanların olduğu bir yerde bulunmadığım için biraz dengem şaştı. Bir hafta boyunca başım ağrımasına rağmen ağrı kesici almadım. Tuhaf duygularla memlekete dönüyorum. Biz daha iyilerini hak ederken bu kadar az gülmek bile acı veriyor. Avrupa da bizden farksız değil. Hiç kimse gülmüyor artık oralarda da. Yüzler asık. Mutsuzluk kol geziyor. Zaten nasıl mutlu olalım onca sıkıntılı günlerden, acılardan geçerken. Ama Miami’de hiçbir şey kimsenin umurunda değil. Yemek, spor, eğlence, keyif başrolde. Cinsel özgürlük, insanların istedikleri gibi yaşaması, her şey var. Şimdi insanların neden buraya kaçtıklarını anlıyorum. New York’tan çok ama çok farklı. Başka bir dünya Miami.
Buralara gitmeden olmaz
■ Villa Azur. Olmazsa olmaz yerlerden biri. Türklerin vazgeçemediği yerlerin başında geliyor hâlâ. Miami’ye ilk kez geliyor ve turist olarak geziyorsanız Villa Azur ilk duraklardan olmalı.
■ Setai Hotel de Türklerin uğrak yeri. Burada akşam yemeği ve yemek öncesi birkaç kadeh bir şeyler içmek pek moda. Tercih edilen yerlerin en başında geliyor.
■ Miami’ye gelip Bal Harbour’a uğramazsanız çok büyük eksiklik der birçok kişi. Yani burası bizim İstinye Park’ımız gibi bir alışveriş merkezi. İçinde de Paper Moon ayarında Carpaccio Restauran var. Tüm dünya burada diyebilirim. Bizim sosyetenin ünlü isimlerinin de uğrak yeri. Benim gittiğim gün Celal-Şebnem Çapa, Erdem-Candan Kramer yemek yiyorlardı.
■ Sex and The City kızlarının buluşup Cosmopolitan içip konuştukları mekân Mr. Chow’a uğramadan dönemezdim. New York’taki Mr. Chow buluşma noktalarıydı ama ben Miami’de de onları andım. “Mutlaka gidilecekler” listesinin en başında yer alsın derim. Biraz pahalı ama bir çılgınlık yapılabilir. Doğru düzgün bir şey içmeseniz bile kişi başı 100 dolar ödüyorsunuz.
■ Ah Delano vah Delano. Filmlerin vazgeçilmez oteli. Artık o kadar aşinayız ki bu otele. Eski sahibi de Madonna’ymış. Çok insan “Delano’da kalıyorum” diye hava atar ama aslında acayip demode olmuş. Ama bana göre güzel ve havalı. İçeriye girdiğiniz zaman kendinizi iyi hissediyorsunuz. Özel bir otel.
■ Deniz ürünleri seviyorsanız Joe’s Stone Crab’a mutlaka gitmelisiniz. Rezervasyon yapmıyorlar. Ama bu durum kimseyi rahatsız etmiyor. Mevkiiniz ne olursa olsun, kim olursanız olun sırada bekliyorsunuz. Ve öyle beş dakika on dakika değil. 45 dakikadan fazla bekleyenler var.
■ Aman tanrım dedirten bir hamburgerci Five Guys. Gitmeden, yemeden dönmeyin. Hatta diyetmiş, kaloriymiş bırakın, hiçbirini düşünmeyin. Her şey doğal ve organik. Kendi çiftliklerinde üretiliyor. Fıstık yağından yapılıyor her şey. Zaten hamburgerinizi beklerken istediğiniz kadar fıstık yiyebilirsiniz. Akıllara zarar bir yer. İnanılmaz.
Barmen kadınlar
MIAMI tam bir kadın cenneti. Burada kadınlar inanılmaz rahat ve özgür. Hem kıyafet açısından hem yaşam açısından. Özellikle barda kadın görünce bayılıyorum. Birçok ülkede böyle ama Miami’de hemen hemen her kulüpte barın içinde kadın var. Yani bizim ülkemizde hiçbir zaman olmayacak bir durum.
Aklınızda OLSUN
■ Buralarda doğum 10 bin dolardan başlıyor. Sadece kontrole geldiyseniz doktor sizden 700 dolar alıyor. Tabii doğum da yapacaksanız bu fiyat çok düşüyor.
■ Miami’nin en lüks yerlerinden biri olan South Beach’te denize karşı oturayım derseniz evler biraz pahalı burada. Aylık kiralar 3 bin dolardan başlıyor. Tabii stüdyo evden bahsediyorum. Üç oda falan olsun derseniz 6 bin doları gözden çıkarmalısınız. Tabii 10 bin dolara evler de yok değil. Ne istediğinizle alakalı.