Seçkin'in gözyaşları
ÇOK yazdık çizdik. Seçkin Piriler-Kaan Tangöze- Kıvılcım Ural olayını. Daha ne söylenebilir? Olanlar oluyor. Sıkıntılı durumlar yaşanıyor. Ve bir kadın “Tamam boşanma kararı aldım. Zor oldu kabullenmem ama aldım. Her gün ağlıyorum” diyor. Bir kadın aldatıldığı halde bu durumdaysa vay haline. Gerçekten acayip üzüldüm. Demek ki tarif edilemeyecek bir aşk duyuyor o adama. Ve bu durumdaki bir kadının kendini toparlaması acayip zordur. Etrafımda bu tarz kadınlardan çok var. Üç gün önce yine öyle bir kadınla karşılaştım. Sevgilisi tarafından aldatılmış ve terk edilmişti. Ama bu olay tam tamına altı sene önceydi. Kız hâlâ toparlayamamış. Ben de haklı olarak böyle bir tepki verdim ve “Hâlâ mı bu mevzu” dedim. Kolay mı altı sene bu. Kız “Çok kötüyüm Esin. Hâlâ kendime gelemedim. Toparlanamıyorum. Hiçbir doğru ilişki yaşayamıyorum. Erkeklerle tanışıyorum ama kaçıyorum. Kendimi saklıyorum. Hâlâ hazmedemiyorum beni aldatmasını. Ben onu ailemle tanıştırmıştım. Hayatımda ilk kez ailemle birini tanıştırmıştım. Evlenecektik. Nişanlanmıştık ama beni aldattı düşünebiliyor musun? Bir gün ‘Bitti’ dedi ve çekip gitti” dedi. Tekrar ediyorum üzerinden tam altı yıl geçmiş, kız hâlâ bu durumda. Yazık bu kadınların gözyaşlarına. Yazık bu kadınların bu kadar sevmelerine, gerçekten yazık.
Deniz de tam bunu anlatıyor işte
DENİZ Seki cezaevinde yazdığı ‘Deniz’in Dibi’ kitabında da tam bunu anlatıyor işte. Yanlış erkekler yüzünden mahkûm olan kadınları. Aşkın, duygunun bir kadının yüreğinde nasıl yaşandığını anlatıyor. Kitabında Selin diye bir kadının hikâyesinden bahsediyor Deniz. Diyor ki: “Selin 40 yaşında ama annesinin gözünde hâlâ küçük bir kız. Evlilik meraklısı değil ama yine de evleniyor. Evliliğinin altıncı ayında mutluluk bitiyor, fakat temiz kalpliliğinden altı yıl boyunca dayanıyor. Kocası bir akşam pasta almaya gidiyorum diye evden çıkıp bir daha geri dönmüyor. Selin’i kendisi için yaptığı onca fedakârlık ve yükle baş başa bırakıyor. Kocası için zimmetine mal geçirmiş, o da parayı bir güzel yemiş. Kadın cezasını çekiyor, adam ortada yok” diye devam ediyor. Ve “900 kadının, neredeyse hepsinin yatma sebebi yanlış adam seçmeleri, yanlış evlilikler, üvey babalar, yanlış arkadaşlıklar” diyor. Bunun gibi birçok kadının hikâyesi var Deniz’in kitabında. Alın okuyun. Okutturun. Kadınların yaşadığı acılar bitmek bilmiyor.
Bana döner umudu
TAM da bu konulardan bahsetmişken devam edeyim diyorum bugün. İçinizi karartmak istemiyorum ama bir yandan da görmezden gelemeyiz öyle değil mi? Bende ne hikâyeler ne bilgiler var bu konular üzerine. Çünkü hem gece hem gündüz dolaşınca çok fazla insan tanıyor ve gözlemliyorsunuz.
Yine tanıdığım bir kadın var. Tüm yaralı adamları hayatına çeken ve onlara âşık olan bir kadın. En son yine birine âşık oldu. Ama adam onu bir günde bırakıp gitti. Şimdi adamın başka mutlu bir ilişkisi var. Kız arkadaşıyla her gün el ele göz göze ortalarda dolaşıyor. Ama o terk edilen kadın bir umut hâlâ onu bekliyor. Hatta birçok başka erkekle görüşerek, dolaşarak, Instagram’a fotoğraf koyarak terk eden adamı kıskandırmaya çalışıyor. Onun için görüşüyor tüm erkeklerle.
Sevgili görüntüsü veriyor. Ama hiçbiriyle ilişkisi yok. Kendisini terk eden adamı kıskandırmak ve kendisine döndürmeye çalışmak en büyük derdi. Ama nafile.
Oysa terk eden adamın gündeminde bile değil. Adamın aklına bile gelmiyor.
BU KADINLARA ÜZÜLÜYORUM
BİR kadın olarak ben bu kadınlara çok ama çok üzülüyorum, acıyorum. Kendilerini fark etmeleri ve kendilerine değer vermeleri en büyük arzum. İşte o zaman erkekler de hadlerini bileceklerdir.