Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        “Tarkan ne zaman evleniyor?”, “Tarkan gerçekten evleniyor mu?”, “Tarkan neden o kızı seçti?” soruları bitmek bilmiyor.

        Ben de bu durumu sık sık yazıyorum. Sık yazıyorum; çünkü inanın her gün mutlaka biri bu konuyla ilgili soru soruyor. wBen yoruldum, soranlar yorulmadı.

        Sanıyorum Tarkan, nisanda yani önümüzdeki ay Almanya’nın Köln şehrinde evleniyor.

        Ben “sanıyorum” kelimesini aslında hiç kullanmam.

        Beni bilen, sürekli takip edenler de şaşıracaktır böyle yazdığım için; çünkü direkt yazarım.

        Bu söylentiyi Tarkan’a çok yakın kişilerden öğrendiğim halde böyle yazıyorum.

        Çünkü Tarkan “Nisan” der, o dönem memlekette üzüntülü bir şey yaşanır, bir anda iptal eder.

        Ya da başka bir sıkıntı yaşanır, Tarkan yine iptal eder.

        O anlamda “Sanıyorum” diyorum.

        Merak edenlere duyurulur...

        Ne diyelim, hayırlısı olsun.

        Tarkan artık bu yola girdi, dönüşü yok belli ki.

        Önümüzdeki sene kucağında bebeğiyle göreceğiz gibi de geliyor bana.

        Çünkü Tarkan acayip baba olmak istiyor.

        ‘BİZ DOĞAN GÖRÜNÜMLÜ ŞAHİN, TARKANROLLS ROYCE’

        Tarkan demişken “Ahde Vefa”dan bahsetmeden olmaz. Ben de bayıla bayıla dinliyorum. Hatta dinlerken içim bir tuhaf oluyor. Bu kadar mı bağırmadan, abartısız yorumlar insan bu naif eserleri.

        Yorumu muhteşem.

        Tabii ben anladığım kadarıyla söylüyorum, ama bu işten anlayanlar da aynı benim kurduğum cümleleri kuruyor.

        Ki Tarkan, bazıları gibi “Bakın benim sesim var, bir bağırayım da siz o zaman görün” diyebilirken öyle yapmıyor. Tam da olması gerektiği gibi yorumluyor eserleri.

        Kimi “Ne gerek vardı?” diyor, kimi de “Bitmeye yakın sanatçı, genellikle böyle albüm yapar” diye yazıp çiziyor.

        İyi de Tarkan bunu yıllardır tasarlıyor.

        Yapmak istediğini on yıldır biliyoruz, yeni değil ki.

        Yazıp çizerken biraz araştırmak ya da “Ben gazeteci oldum” diyorsanız geçmişi bilmek gerek. Malum, insanımız her konu hakkında en iyisini kendisi bilir.

        Ben tam bu yazıyı yazarken bir şey sormak için Cenk Eren’i aradığımda, Tarkan’ın albümünü dinliyordu.

        Tam, “Ben de bu konuyla ilgili bir şeyler yazıyorum. Nasıl buldun?” dedim.

        “Biz doğan görünümlü Şahin, Tarkan Rolls Royce. O nasıl güzel bir yorum. Nasıl güzel bir okuma. Bayıldım” yorumunu yaptı. Oysa Cenk’in sesi ve yorumu tartışılmaz bence. Gayet güzeldir.

        Yani birçokları gibi, “Aman canım, okumuş işte. Hem ne gerek vardı böyle bir albüm yapmaya” diyebilirdi. Burun kıvırabilirdi. İşte insanın egosunu kontrol altında tutması, alçakgönüllü olması böyle bir şey.

        Yani bizim Türk insanının kaybettiği, belki de hiç bulamadığı en önemli detay.

        GÖZLER ARIYOR

        Moda haftasının eski tadı yok. Gözlerim, ilk moda haftasının ihtişamını arıyor.

        Bizim ülkemizde bir şey başlar, hem de öyle başlar ki acayip ihtişamlı olur. Havasından geçilmez, ama maalesef hiç kalıcı olmaz.

        Bir zaman sonra balon gibi söner gider.

        İşte Fashion Week Moda Haftası da her sene biraz daha sönük geçiyor.

        Hem katılımcı, hem tasarımcılar hem de podyuma çıkan modeller olarak.

        Geçen sene Didem Soydan “Çıkmıyorum” diyerek itiraz etti ve eskiden 15-19 defileye çıkan Didem çıkmadı.

        Çünkü yabancı modeller, inanılmaz ucuz rakamlara podyuma çıkmayı kabul ettikleri için tasarımcılar yabancıları tercih etti ya da tanınmamış isimleri.

        Bu sene de gözlerim Özge Ulusoy’u arıyor.

        Sordum, “Neden yoksun?” dedim.

        Bana, “Tamamen bütçesel. Çünkü yabancı ya da tanınmamış modeller çok az paraları kabul ediyorlar. Benim bütçem fazla geliyor. O yüzden” dedi.

        İşte geçen sene Didem Soydan’ın yaşadığı mevzu. Bizim ülkemizde hep öyle olur.

        O kalite ve o ayar bir türlü korunamaz.

        Bakın ilk senelere, bir de şimdiki moda haftalarına. Şimdi birileri çıkıp “E ülkede sürekli bombalar patlıyor. Eskisi gibi olamıyor ki” diyebilir.

        Hayır ben ondan bahsetmiyorum. İki kez böyle talihsiz bir olaya denk geldi moda haftası. Ama ya diğerleri... Lütfen oturun ve geçmişten bugüne yapılan moda haftalarını bir kurcalayın.

        Ne demek istediğimi daha net anlayacaksınız.

        Diğer Yazılar