Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Zaman zaman yaşadığım korkuların temelinde çocukluğum olduğunu biliyorum. Özellikle küçük yaşlarda beynime kazınan mevzular dönüp dolaşıp beni buluyor eninde sonunda. O yüzden çocukken yaşanan her şey çok ama çok önemli. ‘Annemin Yarası’nda da bunu izliyorsunuz. Çocuklara güzel bir dünya oluşturmanın ne kadar önemli olduğunu fark ediyorsunuz. Acıların yaşandığı savaşlar ve sonrasında insanların kurtulamadığı geçmişleri olduğunu bir kez daha hatırlatıyor film size. Bir türlü izleyememiştim ama önceki gün zaman yaratıp gittim.‘Annemin Yarası’ filmi itiraf etmem gerekirse beklediğimden çok daha iyi. Tek sıkıntı filmi izlerken Meryem Uzerli’nin oyunculuğunu test etmeye çalışıyorsunuz farkında olmadan. Çünkü o kadar gözümüze sokulmuş ki filmden kopup onun oyunculuğunu gözlemlemeye çalışıyorsunuz. Zaman zaman kahkahasında, bağırışlarında Hürrem Sultan geliyor aklınıza. Bu aslında iyi bir şey değil. Ama Meryem Uzerli’nin de kabahati değil. Tek talihsizliği ilk rolünde sınırları çok zorlaması oldu. Yoksa gerçekten acayip iyi bir oyuncu. Biz onu bu rolle tanısaydık daha başka olurdu her şey. Şu an göklere çıkarırdık. O kadar iyi oynuyor anlayacağınız. Film genel olarak yönetmen, görüntü, montaj, müzik, kostümler, dekor, diyaloglar, oyunculuk, hepsi bütünüyle gerçekçi, samimi ve çok başarılı. Daha fazla gişe yapması, daha çok izlenmesi gereken bir film olmuş.

        Neden izlensin?

        ■ Filmin en başından en sonuna kadar Jingle House’un yaptığı o muhteşem müzikleri dinlemek için.

        ■ Meryem Uzerli’nin şarkı söylediği bölümü izlemek için.

        ■ Aslında insanın hayatının çocukken karardığını görmek için.

        ■ Oyuncu kadrosunun ne kadar doğru yapıldığını, oyuncuların ne kadar güzel iş çıkardığını görmek için.

        ■ Belçim Bilgin ve Okan Yalabık’ın oyunculuğunu görmek için.

        ■ Sabina Toziya’nın ne kadar muhteşem bir oyuncu olduğunu görmek için. Hangi dizi ve filmde izlesem kadına hayranlığım bir kat daha artıyor. Çetin Tekindor’un kadın versiyonu adeta, döktürüyor.

        ■ ‘İkinci Bahar’dan bu yana Ozan Güven’in ne kadar yol kat ettiğini görmek için. Ve küçük bir tavsiye Ozan Güven’in Cem Yılmaz filmlerinin dışında daha çok film yapması gerekiyor.

        ■ Salih yani Bora Akkaş’ın doğru yapımlarda yer alırsa ne kadar iyi bir geleceği olduğunu görmek için.

        Bizim ülkeden Oprah çıkmaz

        Malum memlekette kime sorsan Oprah Winfrey olmak ister. Ya da “Bana teklif geldi. ‘Sen bu memleketin Oprah’ı olmalısın. Bu işi ancak sen yapacaksın’ dediler” diye anlatır. Yemin ediyorum bu cümleleri o kadar çok duydum ki. Yorum da yapamıyorum üzülmesinler diye. Sadece bu cümleleri kuran herkese üzülüyorum.Bunları neden mi yazıyorum? Geçen hafta gazetede postalarımı açarken Oprah’ın ‘Artık Biliyorum’ kitabı çıktı bir zarfın içinden. Aklıma hemen bizim Oprah’lar geldi haliyle. Oprah’ın bir sürü kitabı, dergisi var. İlk kez bir kitabını okuma isteği duydum. Çantama attım. Geçen uçak yolculuğum sırasında gidiş-geliş derken bitirdim. Yaşı 60’ı geçmiş. 30 yılı aşkındır televizyonda program yapıyor. Kendi özel jetiyle geziyor. Evlerinin sayısını bilmiyor. Parasının hesabını hiç bilmiyor. Öyle güzel anlatmış ki kitapta her şeyi, her duygusunu. Eminim bizim Oprah’lar da o yaşa geldiklerinde bu kadar servete konarlarsa şayet ve bu kadar üne, onlar da böyle ahkâm keseceklerdir. Oprah da kitabında “Ben bu kadar erdim de bu kadar içimi ferah ve temiz tuttum da istediklerime ulaştım” diye sakin sakin anlatıyor. Örnekler veriyor. Bunlar çalışmazsan olmaz. Samimi olmazsan olmaz. Sahtekâr olursan da olmaz. Oprah’ta samimiyet var. Doğallık var. İmkânları var. Her programda hediyelere boğuyor herkesi. Karşısına oturan her ünlü, egosunu bir yana bırakıyor. Yani bizim ülkede olmayacak durumlar var onun hayatında. Ha bir de yaşadığı yer ekstra özgür. Yani yaptığı programda her türlü konuyu tartışabiliyor. Yani bizim ülkeden bir Oprah çıkmaz hanımlar, beyler. Kendinizi kandırmayın.

        Diğer Yazılar