Caner aşkı hak ediyor
Geçen gün Cihangir Journey’de Asena Atalay ile karşılaştım.
Bu ara sık sık Cihangir’de gördüğüm Asena’ya, “Buraya mı taşındın?” diye sordum.
“Yok, bir arkadaşıma gidip geliyorum. Seviyorum burayı” dedi.
İşlerden bahsettik Asena ile ayaküstü.
Son günlerde güzel teklifler aldığını söyledi.
Kendisi de bir magazin programı sunuyor biliyorsunuz. Bir keresinde, 2 ay önce boşandığı eşi Caner Erkin’in aşk hayatını asla sunmayacağını söylemişti.
Haydi bakalım şimdi aşk kapıya geldi çattı.
Caner, Antalya’da güzel bir hanımla yakalanmış.
Dün HT MAGAZİN’in manşetindeydi.
Kız da maşallah pek güzel.
Ben fotoğrafları bayıldım.
Asena sunar sunmaz, keyfi bilir ama nedense ben fotoğrafları görünce acayip sevindim.
Çünkü ne olursa olsun Asena hakkında o kadar aşk meşk haberleri çıktı, Caner daha boşanmamıştı ve hiç kötü yorum yapmadı.
Eşinin arkasında aslanlar gibi durdu.
Öyle güzel idare etti ki Caner o günleri, bu nedenle ona güzel bir aşkı yakıştırıyorum.
Malum son günlerde erkekler öyle konuşur oldu ki, böyle aldatılma haberleri çıkarken eşinin arkasında dimdik durup evliliğini koruyan, sonra yine yorum yapmadan boşanan bir adamı alkışlamaktan başka ne yapılır ki?
Bu mutluluğunu da görünce çok sevindim bir kadın olarak.
Caner hak ediyor.
Yani kavga etmeyen, çirkinleşmeyen, şiddet göstermeyen erkek son zamanlarda en kıymetlisi, anlatabiliyor muyum?
‘YASAK’I ‘KURAL’ OLARAK DEĞİŞTİRSEK
Pınar Altuğ, kızı Su’ya bir dizi yasaklar getirdiğinden bahsetmiş.
“Makyaj yapmak yasak. Kulaklarını deldirmek yasak” diye sıralamış.
Hatta, “Biz de bir dizi yasaklarla büyüdük. Kızımı da böyle büyütüyorum” demiş.
“Yasak” kelimesinin yerine “kural” kelimesini koysak daha güzel olacak aslında.
Yasak dediğiniz zaman daha cazip olabiliyor.
Malumunuz yasak olan her şey daha çekicidir, ama kural öyle değil.
Kuralı olmalı insanın, çocuklar için zaten olmazsa olmazdır bu durum.
İnsan kurallara uymazsa başarılı olamaz ki. Ben de bir dizi kurallarla büyüdüm.
Yasak değil ama kurallarımız vardı bizim.
Annem bizim gözümüzün içine baktığı zaman hareket edemezdik.
Yeni nesil anneler, “Ben asla çocuğumu böyle yetiştirmeyeceğim. O her zaman çok özgür” diyor ya, benim tüylerim diken diken oluyor.
Yahu çocuğunuza kural koyun ki ileride daha başarılı olsun.
Daha ayakları üzerinde dursun. Görüyorum bazı anne ve babaları, çocukları binayı yıksa karışmıyor, sesini çıkarmıyor.
İyi de bu çocuk 30 yaşına geldiği zaman bina yetmeyecek yıkmaya.
Hep bir arayış ve mutsuzluk olacak.
Yasak değil ama kural iyidir efendim.
Pınar en doğrusunu yapıyor.
Böyle anneleri ayakta alkışlıyorum.
BAZILARI BUNUN ARKASINA SIĞINMAYA BAŞLADI
Dün gazetemizin birinci sayfasında “Hayata sahip çık” başlığını görünce uzun süredir ilk kez içimde bir şeyler yeşerdi.
Başbakan’ımızın, “Teröre inat herkesi selamlaşma seferberliğine davet ediyorum” demesine, “Oh be, uzun süredir ilk kez ılımlı bir cümle” dedim.
Kimse farkında değil ama hayat gerçekten durmuş durumda.
Bizim sektörde bile birçok kişi bunun arkasına sığınmaya ve birçok işi iptal etmeye başladı.
Hatta geçen gün bazı menajerler, “Artık kolaylarına gitmeye başladı bu durum. Birçok kişi ‘Aman bomba patlar’, ‘Aman bu bomba bizi mahvetti’ diye diye kendi işlerini bitiriyorlar. Birçok sanatçı evde oturuyor” yorumunu yaptı.
Geçen gün de yazdım.
Tabii ki eski yatırımlar şu ara yapılsa bir risk. Ama en azından küçük de olsa hareketliliğe devam.
Bazıları gibi tamamen kepenk kapatmak olmaz.