Olduramadınız da o çocuk ne olacak Bade?
Bade İşçil, Nişantaşı’nda oğlu Azur ile ayakkabı bakarken muhabir arkadaşlarımızın “Eşinizle barıştınız, ama sonra mahkemeye gittiniz tekrar?” sorusuna, “Olmadı, olduramadık” demiş.
İyi de Badeciğim, o minicik güzel çocuk ne olacak?
Kucağında da güzeller güzeli Azur. Senin mutsuzluğun, enerjin ona geçiyor.
Tüm bunlar kamuoyunun önünde yaşanırken evi düşünemiyorum bile. O çocuğun ruh halini de.
Bazı kişiler çocukların hiçbir şey hissetmediğine inansa da uzmanlar bebeğin ana rahmine düştüğü andan itibaren hissettiğini anlatmaya çalışıyor.
Ben de buna inananlardanım.
Bebek ana karnında istenip istenmediğini bile hissediyor. Ve çocukların özellikle 0-6 yaş arasında yaşadıklarını bilinçaltlarına kaydettiklerine de inanıyorum.
Kendimden örnek vereceğim... Benim merdivenden düşme korkum var. İki kat merdiven ineyim korkarım.
Meğer ben 2 yaşındayken annemi merdivenden yuvarlanırken görmüşüm. Annemle sohbet sırasında çıktı ortaya.
Bunun gibi bir sürü şey... Siz de oturup bir düşünün.
Senin ya da babası Malkoç Sualp’in en ufak bir hareketi, o küçücük beyne kazınıyor.
Badeciğim, bir kadın olarak direkt sana söylüyorum. Annene söylüyorum. Evin diğer büyük kadınlarına söylüyorum.
Bu durumun bir an önce düzeltmelisin.
Bir dönem harika bir kariyerin vardı. Bade İşçil ismi gerçekten çok ama çok önemliydi.
Bir dönem yakaladığın o kaliteyi yeniden kazanmak ve oğlunun hayatını çiçek bahçesine çevirmek senin elinde.
Artık konuşmadan en kısa sürede durumu toparlamanız gerekir.
Daha geçen gün el ele çıktınız. Bir hafta sonra ev için mahkemeye gittiniz. Şimdi de “Olduramadık” diyorsun.
Ben hep kadınları savunurum. Seni de sonuna kadar savunacağım bir kadın olarak, ama bu durumu ne olur bir an önce toparla.
Zaten memlekette o kadar çocuk mutsuz ki, bari göz önünde olan sizler biraz mantıklı davransanız.
YALIN BU KAÇIŞ NEDEN?
Şarkılarına bayılırım, kendisine bayılırım ama bu kaçışlardan bir türlü kurtulamadı Yalın.
Ayda yılda bir ortaya çıkıyor, çıktığı zaman da mekânların hep arka kapısını tercih ediyor.
Yakalanınca da sinirleniyor.
Geçen gün yine yakalandı, kıyamet kopmuş.
İyi de neden Yalın?
Ne güzel, harika bir ilişkin var. Evliliğe gidiyor...
Neden bu kaçışlar? Kim veriyor bu aklı sana? Olduramadınız da o çocuk ne olacak Bade?
ÖZGE’NİN YAZI BAŞLADI
Hava önceki gün itibarıyla öyle güzel ısındı ki, bir anda kaybolan enerjimiz tavan yaptı.
Bu sıcak günün ilk buluşması da Özge Ulusoy ile oldu.
Beş senedir adl Codentry ile çalışma yapan Özge Ulusoy, yakın dostlarına hem öğle yemeği düzenledi hem de yeni koleksiyonu tanıttı.
Benim HTDOKUN’larımı özlediniz diye de Özge ile güzel bir çekim yaptık. Hem yazı konuştuk hem de ne yenip yenmeyeceğini.
Malum yaz geliyor. Millet “Diyet” diyor, başka bir şey demiyor.
Ha bu arada Özge ile şu sürekli bitmek bilmeyen evlilik dedikodularını da irdeledik tabii.
Peki Özge evleniyor mu? Çok eğlenceli bir muhabbet yaptık. HTDOKUN ile de izle, güzel pazarlar.
- Merhaba Özge.
Evet, yine bir HTDOKUN’da daha görüşmüş olduk Esin.
- Bugün senin yazını konuşacağız. Yeni tasarımların görücüye çıkıyor.
Evet beş sezondur güzel tasarımlar yapıyorum. Küçük bir kutlama yemeği.
- Neler var renk olarak bu yaz?
İlkbahar-yaz renkli. Ama biz biraz çizgi ve çiçekleri kullandık. Bak benim üzerimde de var.
- Tamam yaz geldi o zaman, ne yapalım Özge? Ne yiyelim, ne yemeyelim?
Akşam 19.00’dan sonra bir şey yemesinler. Sabah ilk kalktıklarında bir bardak ılık limonlu su içsinler. Bunlar olmazsa olmaz. Hatta bitki çayı ve yeşil çay mutlaka içmek lazım.
- Sen mutlaka ne yapıyorsun?
Günde bir Türk kahvesi içerim. Aç karna sabah sporu öncesi. Ama günde bir kahveyi geçmemek gerek.
- Bak evlilik sezonu açılıyor? Evleneceklere ne öneriyorsun?
Gelin olmanın saf ve temiz duygusunu kaybetmesinler. Abartıdan uzak dursunlar.
- Sen yaz gelini mi yoksa kış gelini mi olmak istersin?
Ben yaz insanıyım. Kesinlikle yaz gelini olmak isterdim.
- O kadar çok evlilik haberin çıkıyor. Bazen, “Evlilik kararı almışsın, en son ben mi öğrenecektim?” diye sitem dolu mesajlar atıyorum sana.
Evet sorma, çok sıkıldım gerçekten. Mutluyuz, harika şu an her şey. Hiç öyle bir şey yok. Evlilik olayını uyduruyorlar.
- Kaç kilosun?
54 kiloyum.
- Bacak boyun kaç?
1.08 bacak boyum var.