Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Vallahi Esinciğim, bazıları kafayı benim nasıl hâlâ değişmediğimle bozmuş. Ha iyi yönde dileklerin başımın üstünde yeri var. Ama bir de bu durumdan ciddi rahatsızlık duyanlar var. Böyleyim işte arkadaş. Özel bir durumum yok. Yediğim içtiğim gayet sağlıksız. Ama her gün 5 km yürürüm. Zaten yerinde duramayan bir tipim, beni tanıyorsun.

        Son model güzellik numaralarının hepsini takip eder ve uygularım. Zaten dansçı olduğum için kökenim sağlamdır. Azıcık kilo alsam sıkı bir diyetle hemen toplarım.

        Vücudumu da seviyorum. Giyimim kuşamım konuşuluyor mesela. Geçen kulağıma geldi: “Yıllara meydan okumak çıplak poz vermekle olmazmış.” Pardon? Beni kimlerle karıştırıyorlar acaba. Veya beni şu zamana kadar kafalarında nasıl canlandırmışlar?

        Ben bu memlekette erkek bokserini ters çevirip üzerime kıyafet olarak giymiş kadınım. Kendimi ispat etmem, görselden yürümeyle olmadı. Mayo giymek ve poz vermek gayet sıradan benim için.

        Başka yerlerden vursunlar. Yeni dizim var. Yeni çıkan Sezen Aksu imzalı “Aha” isimli şarkım var. Şarkıda dediği gibi “Tabiatım böyle, elimde değil”.

        YONCA EVCİMİK

        ÇEKİLİN, YAŞLANMAYAN KADINLAR DEVRİ BAŞLIYOR

        Nebahat Çehre ve Ajda Pekkan için yıllardır konuştuk. Hatta öyle ki, “Evet kadının yaşı sorulmaz gerçekten” cümlesinin karşılığı bu kadınlar. Ama artık o kadınlar çoğalıyor.

        Çünkü yeni nesil kadınlar artık fit ve kendilerine çok iyi bakıyorlar. İşte bu kadınlardan ikisi var karşımda. Yonca Evcimik ile Billur Kalkavan’dan bahsediyorum.

        Her daim yaşam enerjileriyle beni daha da bir kendime getiriyorlar. 50’sini devirmiş ama hâlâ kendi bedenlerine saygı duyan bu kadınların enerjisine bayılıyorum.

        Ne zaman Yonca ile Billur’u görsem gözlerime inanamıyorum. Her gördüğümde daha bir gençleşiyorlar.

        Peki “Sırları ne?” dersiniz. İkisini de sabahın köründe arayıp, “Ne yersiniz, ne içersiniz, ne yaparsınız?” diye sordum.

        Buyurun idollerim Billur ile Yonca’nın genç kalma sırları. Pazar günü size de enerji verir belki.

        BİLLUR KALKAVAN

        ‘GENÇ SEVERİM, DEMODE BEYİNLERDEN KAÇARIM’

        Genç ve enerjik kalmak için günün insanı olmak lazım. Geçmişe bakmam, geleceği düşünmem. Sadece günü düşünür, yaşarım.

        Gençleri severim, her anlamda demode fikirlerden, beyinlerden kaçarım. Hayvanların çok etkisi var, insanı çocuk tutuyorlar.

        Her şeyi yerim ama az. Bir de hiçbir şeye fazla bağlanmam, kopuk biriyim. Çok yararını görüyorum. Kaybetme korkum ve genel korkularım asla yok.

        Hayatta hep “olur”cuyum. Takılmayın fazla Esinciğim. Hayat kısa. Güzel geçsin. Mesela sen geçen gün yazmışsın tuvalet mevzusunu. Ben tuvalete iki kişi girmeye bayılırım. Hem o anda muhabbete devam da edersin. Oh ne güzel. Sıkıcı şeylerden uzak durmak lazım.

        İLLA BİRİLERİ BİRİLERİNE SEBEP OLUYOR

        Nurgül Yeşilçay sonrası Şükran Ovalı’nın da diziden ayrılması konuşuluyor. Yine Erkan Petekkaya yüzünden olduğu söyleniyor.

        Mevzu şöyle gelişmiş meğer: Erkan Petekkaya sete geç geldiği için Şükran isyan etmiş. Erkan da, “Bu dizide oynamanın sebebi benim” demiş. Olmuş ya da olmamış. Belki böyle söyledi, belki söylemedi. Belki de hiç böyle bir şey yaşanmadı, gerçekten senaryo gereği Şükran Ovalı bu sezon ayrılıyor.

        Bu mevzuyla birlikte sağda solda, “Meğer o getirmiş Şükran’ı diziye” diye konuşuluyor. Tuhafıma giden de bu. Herkes o kısımla ilgileniyor. Bu konudan yola çıkarak insanlara şunu sormak istiyorum: “Niye bu kadar ‘Seni ben getirdim’ cümlesine takılıyorsunuz?”

        Yani illa birileri birilerine sebep oluyor, bir işte çalışmak için. Hatta evlenirken, gönül işlerinde bile. Önemli olan o yerde kalabilmek ve var olabilmek. Ah şu egolardan bir sıyrılabilsek.

        Kimi kimin getirdiği değil, kimin o getirildiği yerde kaldığı daha önemli değil mi? Başarılı olması, kaliteli duruş sergilemesi. Yani eminim ki o getirilen kişileri de birileri getirmiştir. Bu neyin egosu anlamıyorum.

        NOSTALJİ

        Kim ne derse desin, ne konuşursa konuşsun Mehmet Ali Erbil’in sunuculuğu üstüne tanımıyorum. Ramazan ayı boyunca Show TV’de Çarkıfelek’le yeniden olacağını duyunca da bayıldım.

        Çarkıfelek artık bir nostalji ve bir ay boyunca evlerimize konuk olması da şahane. Bu arada Çarkıfelek’i kimler kimler sundu ama Mehmet Ali Erbil’in tadı bir başka. Tam bir nostalji yaşayacağız.

        Diğer Yazılar