Turist elini eteğini çekti
UZUN yıllardır bu kadar çok odası olan bir otelde kalmamıştım. Uzun yıllar Marmaris’e de hiç gitmemiştim. RunMarisRun vesilesiyle gittiğim Marmaris’te otele girdiğim an “Bu yıl bu odalar nasıl dolacak, ne kadar büyük otel” diye tepki vermişim. Malum yaşananlar ortada. Turistler korkuyor. Özellikle Avrupa’dan İngiltere, Polonya, Rusya ve İskandinav ülkelerinden gelen yabancıların en beğendiği tatil yerlerinden olan Marmaris de eskisi gibi değilmiş. Çalışanlara sordum İskandinavlarda, Ruslarda, Polonyalılarda yüzde 90, Hollandalı ve Almanlarda yüzde 35 düşüş varmış. Kaldığım otelin balkonuna çıkınca gördüm ki etrafımda birçok otelin ışıkları tamamen sönmüştü. İçim acıdı. Kalbim sıkıştı. Cennet memleketimin cennet köşesinde çalışan, evine ekmek parası götürmek zorunda kalan insanlar var. Allah hepimizin yardımcısı olsun. Ben tam bunları yazarken Vezneciler’de patlama oldu. Mübarek gün kalbimize ateş düştü. Allah hayatını kaybedenlerin ailelerine sabır versin. Gerçekten bu acı son bulsun. İnşallah son olsun. Defalarca son olsun diye yazıyorum ama inşallah bu son olsun.
Miami’den tek eksiği estetik
ŞUBAT ayında Miami’ye gitmiş tüm detayları yazmıştım. İnanın Marmaris’in Miami’den eksiği yok fazlası var. Bir kere doğa muhteşem. Deniz harika. Ama estetik yok. Evler, binalar, yapılar korkunç. Kaldığım iki gün çıktım yürüdüm. D-Resort Grand Azur dışında bu kadar yeşilliği, palmiyesi olan başka bir yer yok. Ne otel, ne de yapılar. Yol boyunca bir sürü pislik ve çöp. Ama neden? İnsanlar bilgisiz. Herkes “Bana ne temizlesinler” diyor.
Kadınlar utansın diye bıkmadan yazacağım
MADEM konu açıldı devam edelim. Yıllardır yazıyorum, bıkmadan usanmadan da yazacağım. Belki üç beş kadın daha okur da utanır diye. Her türlü yere gider, görür, gezerim. Çalışanların, özellikle erkek çalışanların en büyük şikâyetinin kadınlar olduğunu biliyor musunuz? Bunu defalarca yazdım. Az biraz daha yazayım da o tuvaletleri öyle leş gibi bırakan kadınlar utansın. Yerlere kâğıt atan, kutunun içine değil üstüne atan... Tüm erkekler “Erkek tuvaletinin pis olması gerekirken neden kadın tuvaletleri leş gibi” diye sorguluyor. Genellikle mekân tuvaletlerinde erkek çalışanlar olduğu için bu en çok konuşulan konu. Ama maalesef bizim kadınlarımız “Bana ne temizlesinler, ben evde yeteri kadar yapıyorum” diye düşünüyor olacak ki leş gibi bırakıyor arkasını. Bu kadınlar da geleceğe çocuk yetiştiriyorlar işte. Sonra da estetik bekliyoruz.
‘Neden çöpü yere attı anne?’
ÖNCEKİ gün Esra Oflaz Güvenkaya ile bir öğle buluşması yaptık. Kadınlar için yapılan her şeyi ayakta alkışlarım. Esra’yı da canı gönülden alkışlıyorum. Çünkü dünya çapında 105 bölgede, 150 milyondan fazla haneye 11 dilde yayın yapan “kadın odaklı” eğlence kanalı Lifetime’ı hayatımıza kazandırdı. Kadınlarla ilgili sohbet ederken konu haliyle temizlik mevzusuna geldi. İki gün önce kızıyla arabada giderken öndeki arabanın camından çöp atıldığını görmüş. Kızı, “Anne neden attı çöpü” diye sormuş. Esra da “Atmaması gerektiğini bilmiyor, öğrenmemiş” diye yanıt vermiş. Ama 8 yaşındaki çocuk bu yanıttan tatmin olmamış. Sordukça sormuş. Neden çöpü yere attığını anlamıyor. Esra “Öğretmemişler” diye anlatmaya çalışırken daha hayatta hiçbir şey yaşamamış 8 yaşındaki çocuk “Okula mı gitmemiş? O yüzden mi öğrenmemiş demek ki” demiş. Buyurun işte. Her şeyin başı eğitim. Ama eğitim önce evde başlar. Görgü, kural, edep, ahlak, önce evde verilir. O yüzden her şeyin başı kadınlar. Kadınlar isterse her şey olur. Her şey düzelir. Ama biz 20 sene önce konuştuğumuz, yazdığımız her şeyi hâlâ tartışıyoruz. Bu da ayrı bir komedi.