Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        “HOROZUMU saldım çayıra, tavuğu olan düşünsün” lafı hakkında dün bir şeyler yazmıştım. Didem Şahin ne kadar geri adım atsa da, “Sözlerim yanlış anlaşıldı” dese de geçmiş olsun; laf ağızdan bir kere çıkmıştır. Hele ki kendisine hiç yakıştıramadığımız bir kadın tarafından söylenmiştir. Biliyor musunuz ki etrafımdaki tüm erkekler bu lafa tepkili. “Ne kadar çirkin bir laf, korkunç” diye tepki gösteriyorlar. Tüm erkekler bu cümleyi kuruyor düşünebiliyor musunuz? İşte bir kadının bir kadına ettiği budur. Bir erkek bir kadına nasıl saygı duysun, nasıl küçümsemesin? Yıllardır yazdığım da, anlatmaya çalıştığım da budur işte. Bir erkek başka hemcinsine bunu yapmaz. Başka türlü şeyler yapar, bunu yapmaz. Ama kadın resmen herkesin önünde bir başka kadını aşağılara çekebiliyor. İşte buyurun bu da örneğidir. Ve tekrar ediyorum; asla Didem Şahin’e yakışmayan bir sözdür. Asla!

        ‘Dik duran kadının arkasında acılar vardır’

        YEŞİM Salkım ‘Yeni Ben’ isimli programıyla kadınlara dokunuyor. Kadınların sorunlarına dair her şeyi işliyor. Ne güzel, bir kadının kadına edeceği en güzel şey kadınların sorunlarını irdelemek. Yeşim Salkım da bu sektörde öyle ya da böyle sıkıntılar yaşamış ve kendi ayakları üzerinde durmayı bilmiş birisi. Keşke yaşadıklarına dair bir şeyler yazsa da birilerine örnek olsa. Geçen gün bir yerde izliyordum, Yeşim Salkım “Bir kadın dik duruyorsa arkasında yaşadığı acılar vardır” dedi. Ne doğru bir laf. Ne olursa olsun dik durmak, ayakta kalmak, kimseye ödün vermemek gerek. Kadınsanız, özellikle de bu ülkede bir kadınsanız işiniz daha da zor. Yeşim Salkım ve onun gibi görünür kadınların buna öncülük etmesi de gerek. Kadınların daha güçlü olması ve yıkılmaması için.

        KLİPLER DİZİ SETİ GİBİ

        KLİPLERDE dizi oyuncularından geçilmiyor. Ayşegül Aldinç’in ‘Leyla’sında Ece Uslu, Eda Ece ve Gamze Topuz, ‘Masal’ın klibinde Emre Karayel. Daha bir sürü klipte de yine dizi oyuncuları... Dizi her daim hayatımızın bir parçası konumunda. Diziler olmadan asla!

        Dizilerde...

        DİZİLERİMİZDE öyle hayatlar yaşanıyor ki muhteşem:

        Lüks arabalar

        Lüks evler

        Karışık ilişkiler

        Her daim entrika

        Sabah uyandığında yapılı makyaj, saç

        Birbirinden güzel kıyafetler derken aslında dizilerde kimse doğru düzgün işe gitmiyor. Kimse çalışmıyor. Yani gerçek hayat değil bambaşka hayal edilen bir hayat sergileniyor. Özellikle kadınların yataktan yapılı saç ve makyajla kalkmaları ve her daim topuklu ayakkabıyla dolaşmaları harika değil mi? Yani düşünün biz kadınların en büyük derdi olan saç ve makyaj rahatlığı var.

        O yüzden de herkes ünlü olmak istiyor, o yüzden de insanımız o kadar çok dizilerle yaşıyor ki gerçek hayatla karıştırır oldu bazıları. Dizilerde yaşanan aşkları bile gerçekten yaşanıyor zannediyor. Tamam bazıları yaşanıyor ama hepsi değil. Lütfen artık gerçek hayata dönün. Gerçekte o kadar lüks, muhteşem bir hayat yok. Onlar sadece renkli camın gerisinde.

        SİZ UYURKEN

        KIBRIS Merit Otel’in tuvaletinde iki kadın kendi aralarında yapacakları program hakkında konuşuyorlar. Kadınların programları o kadar yoğun ki ben bile dinlerken yoruldum. Daha sabaha kadar gezecekleri mekânları konuşuyorlardı ki Kıbrıs’ta gezecek mekân sayısı o kadar çok değildir.

        NİŞANTAŞI, caminin önünde bir kadın yere oturmuş ağlıyor. Hem telefonla konuşuyor hem de hıçkıra hıçkıra ağlıyor. Başka bir kadın gitti yanına, yardım sordu, kadın ağlamaktan yanıt veremiyor. Sonra “İstemiyorum, beni yalnız bırakın” dedi. Uzun bir süre orada oturdu ve ağladı.Daha sonra biri arabayla gelip aldı kadını.

        Diğer Yazılar