Önce yalanla, sonra evlen
Magazin tam da böyle bir şey işte. Yaşananlar eninde sonunda ortaya çıkar. Ama sanatçı kesimi önce yalanlar, sonra da doğruluğu ortaya çıkınca herkes suspus olur.
Yıllar önce Gülşen ile Ozan Çolakoğlu’nun aşk yaşadığını ilk ben yazmıştım. Ama o dönem ikisi de beni yalanlamış, hatta “Asla böyle bir şey yok” diye demeçler vermişlerdi.
Bakın dün nikâh defterine imzayı attılar.
Yine yıllar önce Murat Boz ile Eliz Sakuçoğlu’nun evli olduğunu, ama bunu gizlediklerini yazmıştım. İkisi de kıyameti kopardı. Hatta bu haberi düzeltmezsem mahkemeye vereceklerini söylediler.
Menajerleri, kimleri araya sokmadı ki.
Beni yalanladıklarından kısa bir süre sonra da boşandıkları ortaya çıktı.
Daha bunun gibi o kadar çok örnek var ki... Şimdi de yazıyorum bazı şeyleri, kıyameti koparıyorlar.
‘O DOĞRUYDU AMA’
Tam da böyle bir konu. İsim vermeyeceğim şimdi. Zamanı gelince verilir.
Kısa bir süre önce yine bir çifti yazdım. Yakın zamanda karşılaştık. Bana söylemediklerini bırakmadılar.
Taraflardan biri sessizce kulağıma, “Daha önce yazdığın haber doğruydu, ama bu yanlış” dedi.
Ben, “İyi de o zaman da beni yalanlamış, hatta kovdurmak için elinden geleni yapmıştın. Kısa bir süre sonra bu haberin de doğru olduğu ortaya çıkınca, yine ‘Doğruydu ama o zaman yalanlamak zorunda kalmıştım eşimin yanında’ mı diyeceksin?” dedim, yanıt vermeden gitti.
Anlayacağınız magazin tam da böyle bir şey. Ateşten bir ipin üzerinde yürümek gibi. Ama Allah’a çok şükür, şimdiye kadar “Dur şunun canını acıtayım”, “Dur ben şuna taktım, bir yazayım da görsün”, “Aman ben onu sevmiyorum, dur bir geçireyim” mantığıyla çalışmadım. Eğer öyle yapsaydım yazdığım kişilerden kaçmak zorunda kalırdım. Şükür kimseden kaçmıyorum, yolumu değiştirmiyorum. Her zaman söylüyorum, unutanlar için tekrar ediyorum. Burası benim babamın gazetesi değil. Bu sayfa ve oturduğum koltuk patronumun. O isterse yazarım, istemezse yazmam. O yüzden de şahsi sevgimi işime karıştırmam.
Herkese iyi pazarlar, Gülşen ile Ozan’a da mutluluklar. Gülşen yakında anne olur. Hem de kısa bir süre sonra. Benden söylemesi.
KIBRIS DEĞİL BATUM MİKONOS DEĞİL IBİZA
Son zamanlarda tatilcinin rotası değişti.
Bu sene herkesin dilinde Kıbrıs’tan çok Batum, Mikonos’tan çok Ibiza var.
Ibiza’ya direkt uçuşlar başladığı için Mikonos âşıkları rotayı tamamen buraya döndürmüş durumda.
Kıbrıs’a kaçanlar da kendini tamamen Batum’a atıyor. Bir sene önce Batum’a sık sık giden bir arkadaşım, “Göreceksin yakında tüm Türk sanatçılar, Batum’da sahneye çıkacak” demişti. Haklı çıktı.
Şimdi sanatçılar yavaş yavaş Batum’u da konser programlarına almaya başladı. Çünkü Kıbrıs’ta eski ücretler ve eski şaşaa kalmamış durumda. Batum’da ciddi bir potansiyel oluşmuş.
Bu arada Batum’un lüks otelleri, casinoları tatilcinin dikkatini çekiyor. Ibiza’nın da partileri Mikonos’a göre farklı. Sabaha kadar süren plaj partileri, insanları çeken en önemli unsur.
BODRUM VE ALAÇATI BOŞ
Bayram tatili 9 güne çıktı da sektörde birçok kişi heyecanlandı. Ama şimdiden uyarıyorum. Dikkat dikkat!
Bodrum ve Alaçatı şu aralar boş olduğu ve yeteri kadar müşteri bulunmadığı için ciddi bir fiyat yükselmesi yaşanacak.
Zaten bunu yıllardır yazıyorum.
Bodrum ve Alaçatı’da cuma-pazar tatil yapmanın faturası temmuz ve ağustosta çok yüksek. Eğer meşhur yerlerde takılırsanız, Avrupa’da o fiyata 10 gün tatil yaparsınız.
Yoksa mütevazı bir tatil için bu kadar ücret ödemek zorunda değilsiniz. Ama yine de Bodrum ve Alaçatı bu mevsimlerde nereden bakarsanız bakın çok pahalı. O yüzden hesaplarınızı ona göre yapın.