Magazin dünyasında bitmeyen dertler
- En iyi şarkıyı ben söylüyorum.
- Benim reytingim var.
- Gerçek diva benim. Benden başka diva yok.
- Süperstar bir tanedir. Başka süperstar olamaz.
- Afişte ikimizin de adı büyük yazılmaz, ikimizin de fotoğrafı aynı boyutta olamaz. Ben assolistim. Senin adın küçük yazılmalı, senin fotoğrafın daha küçük olmalı.
- Programda o benden fazla para kazanıyor. Kazanamaz.
- Bilmem kim şu kadar para alıyormuş.
- Benim klibim çok tıklandı, onunki hiç tıklanmadı.
- Birinci belli.
- Pop müziğin 3 starı var, başka da yok.
- Kimse beni geçemez, herkes beni kıskanıyor.
- Herkes beni taklit ediyor.
- Tek rakibim kendimim.
- Çekmeyin arkadaşlar, çekmeyin.
- Of bıktım bu magazincilerden.
- Aman oraya gitmeyelim, şimdi gazeteciler vardır.
- Ben neden o davette yokum?
Neden davet edilmedim?
- Benim o davete gitmem şart.
Davet edilmem gerekiyor.
- O varsa ben gelmem.
- Sahneye en son ben çıkarım.
- Davete en son ben gelirim.
- Ödülümü alır giderim.
- Kuliste beklerim.
Bitmeyen dertler. 90’larda kalmış klişelerle 2017’ye girmeye çalışıyoruz. Geçiniz hanımlar-beyler bunları, geçiniz. Kalmadı o devirler. Artık kimsenin umurunda değil böyle şeyler. Geçiniz...
Sessiz mi?
GÜLBEN Ergen ve Erhan Çelik boşandı biliyorsunuz. Biliyorsunuz tabii çünkü Gülben Ergen’in yaptığı açıklamadaki gibi ‘sessizce’ olmadı maalesef. Herkes mevzuya vakıf. Kiminle karşılaşsam dilinde Gülben Ergen’in şu meşhur 3 tişört, elde tespih paylaşımı var. Yani Ergen’in stratejik açıklamasındaki gibi ‘sessizce’ değil hiçbir şey, bangır bangır.
Gülben Ergen ve klasik açıklamaları... Keşke biraz daha akışına bıraksa bazı şeyleri. Hani geçen hafta boşanacaklardı ama boşanmadılar, önceki gün anlaşmalı boşandılar ya, aslında “Bakın biz gayet medeni bitirdik bu işi. Mevzuyu kapatalım” mesajı veriliyor. Durum bu yani. Tamam Gülben Ergen tamam, sen rahat ol. Anladık.
Cem Yılmaz süper olmuşsun
ÖNCEKİ gün bizim gazetede Cem Yılmaz’ın haberi vardı. İlk dikkatimi çeken açıklaması değil, Cem Yılmaz’ın kendisiydi. Yüzü, gözü, duruşu, fiziği. Cem Yılmaz’ı uzun yıllardır tanırım, ilk kez bu kadar iyi gördüm. Zayıflamış, yüzü parlamış.
Bir enerji gelmiş. Böyle bıkkın, bitkin, kızgın, sinirli hallerinden eser kalmamış. Ne yalan söyleyeyim çok sevdim bu halini. Ne yapıyorsan devam et Cem Yılmaz. Harika gözüküyorsun.
Ah şu magazinin çektiği
YILLARDIR yazıyorum, çiziyorum. Magazin hep kötü evlattır, kötü çocuktur. Ne çekti şu magazin. Okurlar ama “Okumam” derler, takip ederler ama “Takip etmem” derler. Magazin sayfalarında çıkmak için can atarlar ama “Yok istemem yan cebime koy” yaparlar. Aklınıza hangi ünlü gelirse gelsin, bir süre haberini yapmayın hasta olur. Kendini kötü hisseder. Diğer taraftan hep bir magazini aşağılama durumu.
Önceki gün televizyon eleştirmeni, yazarımız Mustafa Doğan’ın köşesinde denk geldim. Mustafa, “Dizilerde magazin kompleksi” diye bir yazı yazmış. Ah Mustafa ah. Sadece dizilerde mi? Normal hayatta magazin eklerinde haber olmak için can atan herkeste var bu kompleks. Aşamadılar maalesef. Efendim meğer ‘Cesur ve Güzel’ dizisinde “Bizim oğlanın okuryazarlığı yok. Gazeteye spor sayfasından değil magazinden başlar” gibi bir konuşma geçiyormuş. Komik. Keşke dizi haberini magazin eklerinde değil de spor sayfasında haber yaptırabilseniz de biz de kurtulsak bu dertten, siz de.