Tam da Kadınlar Günü yaklaşırken
TÜRKİYE’NİN Habertürk’ten öğrendiği Ceylan Timuroğlu’nun hikâyesini okudukça yüreğim sıkışıyor. Haberi okurken hatta bu yazıyı yazarken telefonuma, mail kutuma yaklaşan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’yle ilgili mesajlar, davetler geliyor. Oysa tüm bu kutlamalarda Ceylan ve onun gibi abisi, babası, kocası tarafından öldürülen kadınların da hakkı var. Ama nasıl olacak? Ceylan yatağında uyurken, üstelik babasının olduğu evde, sosyal medyasına “Gururlu ağabey” diye yazdığı abisi tarafından “Sen ne haltlar karıştırıyorsun?” diyerek vuruluyor.
İşte bitti. Ceylan’ın hayatı bitti. Ceylan gülemeden, eğlenemeden, anne olamadan, güzel bir hayat yaşayamadan bitti.
Abi ne oldu şimdi? Namusu koruyan abi mi? Vay be! Ne gururlu bir tablo. Vay vay vay! Maalesef hiç değil. Benim gözümde zerre kadar değeri yok. O ağabey keşke namussuz olsaydı da kalkıp alkışlasaydım ki günümüzde alkışlanan çok namussuz var. Keşke onlardan olsaydı da Ceylan’a kıymasaydı.
Kıymayın, yeter!
YETER, bırakın, insanın bedeni kendi bedeni! İnsanın namusu kendi namusu. İnsanın hayatı, düşüncesi, yaşayacakları, hataları hepsi kendinin. Yeter, yeter, yeter! Bırakın artık başka bir bedenin Allah ile onun arasında olacak hesabının bekçiliğini yapmayı. Bırakın şu kadınları, yeter! Kıymayın kadınlara, yeter!
Cezaevlerinde çok okuyucum var. Onlardan sayısız mektup geliyor. Çocuklar ve kadınlar yüzünden hapiste yatan hiç kimseye “Allah kurtarsın” demiyorum çünkü hak etmiyorlar. Bu namus bekçiliği sizin de hayatınızı yok ediyor. Yapmayın. Bırakın kadınları artık! Ve Allah aşkına bu namus bekçiliği yapan ya da eşi ayrılmak isteyip de ayrılmayan adamlara bir kanun çıkarın.
Kadınlar demişken
BUGÜNLERDE kadınlar için reklam filmleri çekiliyor. Başarılı kadınlar öne çıkarılıyor. Tabii keşke şu kanunlar doğru düzgün olsa. Hepsinden daha güzel olacak ama kadınları güçlendiren, teşvik eden, yol gösteren, kuvvet veren her projeye bayılıyorum. Hepsini ayakta alkışlıyorum. Özellikle durmayan, üreten kadınları başımın üzerinde taşıyorum.
Nike da ‘Bizi Böyle Bilin’ adı altında harika bir reklam filmi çekmiş. Türkiye’deki sporcular vasıtasıyla kadınların kendilerinden ödün vermeden tutkularının peşinden koşabilecekleri anlatılıyor. Türk milli basketbol oyuncusu Işıl Alben, milli tenisçi İpek Soylu, milli triatlet Esra Gökçek, kick boksçu Funda Diken Alkayış, Çisel Sıkı liderliğinde Dilan Çiçek Deniz ve Elvin Levinler rol almış. Bayıldım reklama. Helal hanımlar! Ve özellikle bu ülkedeki tüm güçlü kadınlar.
‘Ne Olacak’
TÜRKİYE’NİN ilk DJ’lerinden Funky C... Kendisini tanımayan olabilir ama adını ya da sesini bilmeyen yoktur. Radyoda yaptığı programlarda sesi o kadar aşina oldu ki kulaklara, 10 metre öteden duysanız kendisini tanırsınız.
İşte Funky C, prodüktör DJ Ogün Dalka’yla bir single çıkardı. Sözleri Funky C’ye ait olan ‘Ne Olacak’ müzik platformlarında yerini aldı. Bence geç kalınmış bir iş. Ve güzel de olmuş. Ellerine sağlık ama tabii ‘Ne Olacak’ı sen çözersen bana da haber ver.
Bu akşam
BUGÜN cuma ve eğlence zamanı. Bu akşam Ah Mazi by My Cabaret’de unutulmayan, 7’den 70’e herkesin hâlâ ilgiyle izlediği Türk filmlerinin şarkıları var. Hem de günümüze uyarlarmış ve mizahi bir şekilde.
Süheyl Uygur, Behzat Uygur, Uğur Babürhan, Dilan Çıtak, Ömer Yılmaz’dan oluşan bir kadroyla... Müzik direktörlüğünü Serpil Günseli’nin yaptığı bu gece kaçmaz. Ben yurtdışında olduğum için katılamıyorum ama inşallah gecenin tekrarı olur.