Hesabı sorgulayın, aramak isteyene karşı koymayın
Geçen hafta Yalın ve arkadaşları, Etiler Fenix’e gidiyor. Hesap geliyor, adisyonu inceliyorlar ve itiraz ediyorlar. Yani içmedikleri, belki de yemedikleri hiçbir şeyi boşuna ödemek istemiyorlar. Sonra sorun çözülüyor. 3 arkadaş hesabı paylaşıyorlar. Peki sorumu soruyorum: “Nasıl, kulağa normal geliyor mu?”
1- Bunu Avrupa’da, Amerika’da birine anlatsan, “Evet, ne var bunda?” der. Hatta belki bu kadar sorgulanmasına, konu edilmesine şaşırır.
2- Türkiye sınırları içinde ya da Ortadoğu sınırları içinde anlatsan, birçok kişi “Olur mu canım. Sen ünlü olmuşsun, hesap sorguluyorsun” der. Dikkatinizden kaçmasın, “Birçok kişi” dedim. “Herkes” demedim.
Neyse demem şu ki, Yalın ve arkadaşları gayet normal bir şey yaptığı için birçok kişi tarafından eleştirildi. Ama yapmayın; hesabı sorgulayın, adisyona bakın.
Yemediğiniz, içmediğiniz şeylerin hesabını ödemeyin. Yani hava atacağım diye cebinize haksızlık etmeyin. Eğer utanıyor bunu yapamıyorsanız da yapanı eleştirmeyin. Hesap sorgulamak dünyanın en normal, hatta olması gereken şeyidir.
LÜTFEN BUNLARI DA YAPMAYIN
Öncelikle lütfen mekân kapılarında sizi aramak isteyen (ki sizin güvenliğiniz için) görevliye, “Benim kim olduğumu biliyor musun?” demeyin. Ya da “Kızın yanında bozma beni. Tanıyorsun işte arama” demeyin. Direnmeyin, bırakın arasın. Araması da gerekiyor.
Kiralık araba ile bir mekâna gidip hava atıyorsunuz. Ancak bunların hepsi biliniyor. Ve özellikle çalışanlar tarafından konuşuluyor. Bu demektir ki tüm sektör sizin kiralık araba ile hava attığınızı biliyor.
'GECEDE 10 BİN TL BAHŞİŞ DAĞITIYORUM'
Geçen hafta adı sanı bilinmeyen ama çok zengin bir ailenin çocuğuyla sohbet ediyorum. “Çocuk” diyorum, çünkü yaşı 21. Her gece sokakta olduğunu, sabahlara kadar “o mekân senin, bu mekân benim” gezdiğini anlatıyor. Sonra da “Babam ödüyor zaten, benim şu ara gezmem gerekiyor” diyor.
Ben de “Neden gezmen gerekiyor?” diye soruyorum. “Çevre yapmam için böyle olması lazım. Zamanında tüm playboylar böyle yapmış” cevabını veriyor.
Doğru söylüyor... Dinlemiş, öğrenmiş, uyguluyor. Ama adı üstünde “zamanında”. Artık böyle tuhaf şeylere hiç ama hiç gerek yok. Hatta saçmalık. Sonra diyor ki: “Sırf bir duruşum olsun diye gecede 10 bin TL bahşiş dağıtıyorum garsonlara. Önce cebimden çıkarıp gösteriyorum balyayı. Sonra dağıtıyorum.”
Tamam bunu da doğru yapıyor. Hareketleri yerli yerinde. Zamanında gerçekten çantanın içinden balya balya paraları çıkarıp dağıtan çapkınlar vardı. Ama şimdi bunlar o kadar saçma hareketler ki. Tabii kendisine anlatamadım. Çünkü o babasının parasıyla meşhur bir çapkın olmak için hayal kuruyor.
TARKAN'IN ALBÜMÜ GELİYOR
İkidir, “Tarkan son dakikada vazgeçebilir çıkarmaz albümü” diye yazıyorum. Geliyormuş efendim artık albüm.
New York konseri sonrası albüm artık paketleniyor, baskıya giriyormuş. Aldım haberleri. Hem de son 10 yıldır görmeyi özlediğimiz bir Tarkan geliyormuş. Oh be! Allah be!
Bunları duyunca kendimden geçiyorum. Şükür, Tarkan cephesinden özellikle albüm için iyi şeyler geliyor. Mesela albümde yeni jenerasyondan isimlerin şarkıları var.
Ayşe Hatun Önal’ın albümünde “Beyaz Atletli” şarkısının yazarı Gülşah Tütüncü’den de bir şarkı almış Tarkan. Hem de darbukalı, oynamalı. Hadi Tarkan, dön Amerika’dan artık.
SİZ UYURKEN...
Bir kız bağıra çağıra telefonda konuşuyor. Konuştuğu kişiye, “Anlamıyorsun galiba. Dondum, seni bekliyorum bir saattir Klein’in önünde” diyor. Sonra kız bir anda duruyor. Telefonu kapatıyor. Küfrederek, söylenerek kapıya yaklaşıyor ve “Biraz sonra buraya biri gelecek. Beni soracak. Sakın almayın onu içeriye” diyor. İntikam böyle bir şey.
Paper Moon’da yan masamda 3 erkek oturuyor. Erkekler, eşlerinin Hermes çantalarını konuşuyor. Bakın abartmıyorum, yemin ediyorum çantalara ödedikleri parayı konuşup “Bu kadınlar ne anlıyor bu çantalardan” diyorlar.