Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BU sene 8’inci kez düzenlenen Alaçatı Ot Festivali’ne benim 7’nci katılışım. Son birkaç seneye kadar hiç bu kadar kalabalık olmazdı. Sadece çevre illerden katılım olurdu ama artık katlanarak çoğalıyor bu durum. Bir günlüğüne gelenler bile var. Fakat bu kalabalık sadece “Ot Festivali’ne gideyim, düzenlenen yemek programlarına katılayım, nerede ot muhabbeti var onu dinleyeyim” demiyor. Yani festivalin iki yüzü var. Bu iki yüz de siyah ve beyaz gibi.

        1- Ot Festivali için gelenler.

        2- Eğlenmek için gelenler.

        Birinci şık yani Ot Festivali için gelenler sabah erkenden yollara düşüyor. Güne çok erken başlıyor, çarşı-pazar dolaşıyor. Ot Festivali için düzenlenen tüm etkinliklere katılıyor, kafalarına da bir güzel papatya tacını takıştırıyorlar. Olmazsa olmazların en başında geliyor bu papatya taçları. Bol alışveriş yapıp akşam yemeği sonrası erkenden yatıp dinleniyorlar. Çünkü sabaha erken ve dinç kalkmak lazım. Keşfedilecek daha çok ot var çünkü. Ki bence en doğrusunu yapıyorlar. Festivalin ruhuna uygun davranıyorlar. (Papatya tacı hariç. Tek anlayamadığım şey. Evet çocuklara yakışıyor ama 12 yaş sonrasında biraz sırıtıyor, haberiniz olsun.)

        Ve ikinci şık olan eğlenmeye gelenler yani Ot Festivali namına hiçbir şey görmeyenler, bilmeyenler. Onlar da ciddi bir kalabalık oluşturuyor. Gündüz “Aman ha orası çok kalabalık! Aman ha çarşının içi çok kalabalık, oraya girmeyin. Arkadan dolanın” diye diye hiçbir yere çıkmıyorlar, kendilerini göstermiyorlar. Öğleden sonra startı verip keyif yapmaya başlıyor, akşam olunca “Nerede yemek yiyelim?” diyor, sonrasında da “Nerede parti var?” diyerek sabahın ilk ışıklarını görüyorlar. Yani bu ikinci taraf gece yaşıyor. Bol dans, dans, dans! Ot Festivali ekibinin yaşadığı saatlerin tam tersinde yaşıyorlar. Bu festivalde durum aynen böyleydi işte.

        PEKİ BEN HANGİ KATEGORİDEYİM?

        Ben tam ortasındayım bu durumun. Yani gündüz de yaşıyorum gece de. Kim nasıl yaşamak istiyorsa da ona saygı duyuyorum. Papatya taçlarına biraz takılıyorum, onun dışında kim ne yapmak isterse eyvallah. Tabii Alaçatı’yı çok iyi bildiğim için arka sokaklardan kaçarak gitmek istediğim yere hemen ulaşıyorum, o kalabalığın içine girmiyorum ama gündüz nerede bir etkinlik var, davet var hepsini biliyorum. Birçoğuna katılıyorum. Gece de sabaha kadar dolaştığım doğrudur.

        Bu yıl da festival biterken...

        - Yine acemi bir Alaçatı tayfası vardı. Bunların en başında topuklu ayakkabıyla, üstelik sivri topuklu ayakkabıyla gezen tayfa geliyordu.

        - Papatya taçları malum söylememe gerek yok.

        - Ot Festivali börek festivaline dönüşmüştü bu sene de. Her otun illaki böreği yapılmıştı. Her köşe başında bir börek vardı.

        - Geçen senelere göre ünlü katılımı çok azdı.

        - Yine Alaçatı’yı bilmeden gelip “Hangi sokaktan denize çıkabiliriz?” diyenler vardı.

        - House 44 yine en popüler, en kalabalık mekândı.

        - Göz Lounge’ın kapısı yine kimseyi tanımayan, boşu boşuna, en gereksiz şekilde etten duvar örüp “Alamayız” diyen sevimsiz tiplerle doluydu.

        - Cura çok kalabalıktı ama tek sorunu müziğin sesini çok açıyorlar.

        - Kapha tıklım tıklımdı. Ama garsonları çok tuhaf. Sipariş veriyorsunuz “Şu an 6 kişi bekliyor. Bekleyeceksiniz” diyorlar.

        Esnaf’ta Ümit’in salatası

        2 sene önce arkadaş kontenjanından hayatıma girdi Esnaf. Atilla ve Feyzan Bingöl’ü en çok ben eleştirdim, didikledim. Ama Esnaf aldı başını gidiyor. Kısa sürede Alaçatı’nın en popüler mekânı oldu. Daha ana yemeği görmeden millet coşmaya başlıyor. Alaçatı’ya gelip bu deneyimi yaşamadan olmaz. Gerçekten güzel bir deneyim yaşanıyor.

        Cuma akşamı da Alaçatı Ot Festivali sebebiyle Ümit Karan mutfaktaydı. Kendi elleriyle Adana salatası yaptı. O akşam konuklara o salata ikram edildi. Bu arada ben Ümit’in bu yeteneğini bilmiyordum. Çok güzel yemek yaptığını söylüyor hatta “Ben et yemeklerini acayip güzel yaparım. Bir et yapayım burada herkes parmaklarını yer” dedi.

        Diğer Yazılar