Maldivler'den Bodrum'a
Maldivler deyince aklıma hep Mahsun Kırmızıgül gelir. Memleketin birçok kesimi “Maldivler nire?” derken Mahsun bir dönem sürekli beyaz kumları arşınlıyor, klip çekiyordu. Hatta kendisine fahri konsolosluk bile verilmişti. E o beyaz kumlarda “Sarı Sarı” diye az şarkılar söylemedi Mahsun. En çok onun hakkıydı tabii. Memlekette birçok kişinin Maldivler’e aşkının kabarmasının sebebiydi Mahsun ve klipleri. Mahsun klipleri sonrasında da ikinci Maldivler aşkı özellikle Antalya’da yapılan en lüks otellerde sürdü. Çünkü hepsinin PR ajansları “Kumları Maldivler’den getiriyoruz” açıklaması yapıyordu. Oysa ki tüm kumların Mısır’dan geldiğini bilmeyen yoktu. Ama benim için Maldivler hep balayı için gidilen tatil yeriydi. Pek ilgimi, dikkatimi çekmedi. E bir de çok pahalı bir yer tabii. Tabii ucuz irili ufaklı adaları da var ama oralara sıra gelmedi anlayacağınız.
Gel zaman git zaman dünyanın birçok yerine gittim. Yolum bir türlü düşmemişti Maldivler’e. Ta ki Nef İcra Kurulu Başkanı Erden Timur’un davetine kadar. Kendisi yeni nesil patronlardan. Hakkında çok şey duyuyordum ama ilk kez Maldivler’in meşhur beyaz kumlarında tanışma fırsatım oldu. Sebebi buluşmamız da meşhur Banyan Tree’de oldu. Çünkü Erden Timur, Türkiye’de ilk otelini açacak markayı ülkemize, yani Bodrum Yalıkavak’a getiriyor. Lüks resort markası, Bodrum’da da benzer bir konseptle karşımıza çıkacak. Bodrum’un içinde ekstra bir organik yaşam olacakmış. Çocukluğunuzdaki yazlıkları hayal edin. Erden Bey de bunu hayal ederek yola çıkmış ve projeye start verdiğinde de yüzde 35’i satılmış. Belli ki Maldivler’e gitmeye üşenenlere fırsat olmuş. Hem Bodrum geceleri de daha hareketli. Maldivler gibi sakin değil. Tamam, Maldivler’in beyaz kumları, masmavi tertemiz bir denizi var ama Bodrum’un doğasını ucundan kıyısından yakalayamaz. Memleket candır.
Maldivler’den dönerken aklımda kalanlar
Evlenip adaya gelmek tamam ama uzun yıllar karı-koca olup adaya gelmek sakıncalı. İkinci gün eski defterler açılır. O sakinlikte yapılacak başka bir şey bulamazsanız, boşanıp dönersiniz, benden söylemesi
Adada her şey çok yavaş ilerliyor.
Gündüz ne kadar aydınlıksa gece bir o kadar karanlık.
Gece iskele etrafında ışıklar yanınca köpekbalıkları tur atmaya başlıyor.
Adada en büyük keyif snorkeling yapmak. Tabii köpekbalığı riski çok büyük. Sizi de buna karşı uyarıyorlar. Yani “Köpekbalığı karşınıza çıkarsa sakin olun. Sakın panik yapmayın” diyorlar. Ben iki kez snorkeling yaptım, şansıma karşıma çıkmadı. Şükür.
Adada tek bir eğlence var. Bir grup yerli müzik yapıyor.
Adada tek büyük aktivite, her gün masaj yaptırmak. Erkek masör yok. Sadece kadın masörler var. Hepsi Balili.
Masajların en kısası 90 dakika sürüyor. n Tropik meyvelerin hepsi mevcut. Her gün doğal meyve suları ve yoğurtlar yapılıyor.
Hiç görmediğiniz balıkları görebiliyorsunuz. Ve tabii her an karşınıza çıkabilir duygusuyla, köpekbalığı bol bir denizle karşı karşıyasınız.
Öldüm de cennete mi geldim?
Erden Timur ve misafirperver ekibiyle tanıştıktan sonra adayı turladım. Sadece 6 dakika sürdü. Bir an, “Acaba öldüm de cennette miyim?” düşüncesine kapılmadan edemiyorsunuz. Bembeyaz kumlar, açık mavi bir deniz suyu. Evet çok sıcak ama değer. İki gün de mis gibi yeter. Fazlası zarar.
Yeni nesil patron
Erden Timur kısa sürede çok yol almış, ciddi büyüme gerçekleştirmiş yeni nesil patronlardan. Altı sene gibi kısa bir sürede en büyükler arasında yerini almış. Kendisine “Sizin farkınız ne?” diye sordum, o da bana, “Ben şirketten maaş alıyorum. Her kazandığımı ‘Hep bana hep bana’ demiyorum ve yüzde 51’ini topluma iade ediyorum” dedi. Yani kazandığını topluma yatırıyor. Eşi Emine Hanım’ın da başında olduğu birçok vakıfla sosyal sorumlulukları ihmal etmediklerini söylüyor. Özellikle yardıma ihtiyacı olan kadınlar için çalıştıklarını belirtiyor. Erden Timur, “Bizim iki görevimiz var. Kazandığımızı paylaşmak. Çocuklar, aile değerleri önceliğimiz” diyor. Paylaştıkça çoğalmak dediklerinin en güzel örneği anlayacağınız.